-Bıkkın-

Ne diyebilirim ki.
Anlatacak pek bir şey yok!

Tepeden aşağıya gidiyorum ve suçluyum.
Hayatım hakkında düşünüyordum da.
Şu sıralar sadece gölgemi taşıyorum.

Bilirsiniz.
Kuru yapraklar bile rüzgarla kırıştırıyor.
Okyanus her şeyi birbirinden ayırmakta.
Defter kalemle konuşmuyor.
Ve anlatacak hiçbir şey yok.

Anlıyorsunuz değil mi?

“İnsan en çok omuzlarından, parmak uçlarına kadar hissedebiliyor yani!”

Tanrının sesini duyar gibiyim.
Burası artık ona hiçbir şey ifade etmiyormuş.
Hadi durma, ters çevirelim burayı diyorum.
Belki direkleri yıkılınca rüzgar işlemez. Ne dersin?
Yuvarlak hatları sen yaratmadın mı?
Ve daireleri biz çizmiyor muyuz?
Haksızlık değil mi bu?
Biliyorum, sadece etrafında dönmekten sıkıldım.
Her zaman ki gibi, baş döndürücüsün.
Ama sence de, sonu gelmedi mi?

-Bıkkın-

Çarmıha gerilmiş, paçavra gibi savruluyoruz.
Soğuğu, mis gibi kokuyor.
Sıcağı, bunaltmakta.
Nefreti, hepimizin dilinde ama, hataları aklımızdan hiç çıkmıyor.
Ve artık hiç hissetmiyoruz.
Ne bağlılık,
ne varlık,
ne canlılık.

Ben diyorum ki.
Anlatacak bir şey yok.
Kuru yapraklar bile rüzgarla kırıştırıyor.
Okyanus her şeyi ayırmakta.
Defter kalemle konuşmuyor.
Ve anlatacak hiçbir şey yok.

Anlıyorsunuz değil mi?

“İnsan en çok omuzlarından, parmak uçlarına kadar hissedebiliyor yani!”

Mutlu Ereriş
Şiir

3000+ ABONE ARASINA KATIL

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

E-posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacak.

10 COMMENTS

  1. Son kadınlarımdan birini ayrılamayacak kadar çok sevdiğimi fark ettiğim için kendimi hissizleştirmeye karar vermiştim. Bilirsin, aşkın fazlası insanı köleleştirir. Hislerimi dumanla boğduktan bir süre sonra terk ettim onu. Hissetmemek kolaylaştırır çoğ şeyi…

    • boğmak uzun sürmüş olmalı.. belki suyun üstünde kalmaya çabaladık.. sohbetlerimizden çıkardığım kadarıyla sezgileri olan birisin ve buradan beslendiğin yadsınamaz gibi.. yani hislerini boğacak birine benzemiyorsun.. Chao!

      • Kölesi oluyorsam hazdan da vazgeçebilirim. İnsanın hisleri kendine kafes olmamalı. Sevgiliye değil özellikle bu çağda sezgiliye ihtiyacımız var. Biraz anlayışa, biraz yalnız bırakılmaya…

          • O başka bir şey. Aşktan başka. Aşk olsa duramazsın ya, bunda duruyorsun. Aşk olmasa için acır ya, sezgili olmazsa yarım kalırsın, gölgen kalır bir tek geriye…

          • Kişinin duygularını bastırması bana hep anlamsız gelmiştir.. Aşk yerine koyacak bir şeyler araması gibi.. Kendine Aşk duyması gibi.. Bağımsızlık çabası gibi.. Şöyle ifade edebilirim.. Duygularımın frekansında yükselme sağlayıp kendimi çok daha güçlü ifade edebilmemi sağlıyorsa.. Keyfim yerinde demektir.. Fakat tabi ki insan öfkeyle tüm kariyerini yerle bir etmemeli, inancını tek bir kesikle gövdeden ayırmamalı ya da sigara içemeyecek kadar titrememeli.. Aşk Chao tam da istediğin gibi olmalı.. Duyguların, ruhun, bedenin ve belkide huzurun buluştuğu yerde.. Sende istemez misin? 🙂

          • Hesap hatasını hep “tam da istediğimiz gibi” kapsamında yapıyoruz. Hiçbir şey tam da istediğimiz gibi olamaz. Ya onun istediği gibi olur ya senin. Nihayetinde ya “o” senleşir -ki insanın kendiyle yaşaması kadar sıkıcı bir şey olamaz- ya da sen “o”laşırsın. Aşk dokunduğu şeyi kendine değil, aşkın dominant taşıyıcılarından birine benzetir. Duygusuz olduğumu sanmıyorum, ifade etme sıkıntısı yaşadığımı da. Hatta hiç çekinmem de bundan (hissi patavatsız, bile denebilir bana :)).

          • şey aslına bakarsan olmak bir süreçtir ve bütün aşamalarına pozitif yaklaşmayı seviyorum.. tam da istediğim gibi olmasından ziyade “an” içerisinde tam hissetmeye odaklanıyorum.. senden farklı düşündüğüm şey ayrılık sanırım.. olmak zaman alacaksa hissizleşmeyi seçmem.. ben senin duygularını ve sezgilerini baya okuyorum yazılarında.. geçenlerde söylediğin gibi sanırım yıkma cesareti bir formül senin için.. kendinle rekabet ediyor olabilir misin? :)))

Bir Cevap Yazın