Bir Çift Tek Aşk 3 – Erkek

Tatil sabahlarında uyanmanın, geceleri faytona dönüşen bal kabağıyla ilgisi yoktu. Nefes almaya devam ederken, nefesimi tutmak birdenbire aklıma geliyordu. Gözlerinin içine bakmaya, onunla tanışmaya karar verdim!

Normalde çok utangaçtım. Ama o gün anladım ki; utangaç dediğin bir kadına böyle bakmazdı.

Yerimden doğrulmak ve uyuşuk ayaklarımı ileriye doğru savurmak,hatta tatile bir son vermek istedim. Deniz birdenbire hareketlendi. O büyük su birikintisi dalgalanmaya başladı. Turuncu ışıkların içine doğru kozmik bir yolculuğa çıkıyordum. Yaklaştıkça heyecanım giderek artıyordu!

Bir kaç adım sonra sırtına yakın bir yerden beni hissettiğini bilerek ona seslendim. Arkasına hiç bakmamıştı. Gözlerini hala görmemiştim.

“Merhaba. O ağacın altındaki gölge yer, sana mı ait?” İstifini bozmuyordu. Bir süre daha sessiz kalmaya çalıştı. Elbisesinin üstünde yaprakları turuncu olan çiçekler vardı. Sırtındaki ağaç dövmesi toprağa kadar uzanıyordu. Kökleri sağlam olsa da ağacın dallarında hiç yaprak yoktu. Gelebilecek tüm sorulara cevap vermeye hazırdım. Sessizlikle baş etmek benim gibi biri için oldukça karmaşıktı. “Evet bana ait” dedi. Sesi, rengine göre daha cılız ve içten gelmişti. Uzun uzun düşünüp,kelimeleri seçiyor olabilirdi. Bu kadar kısa ve net cevap veriyorsa bir bildiği olabilirdi.

“Adın ne?” diye sordum.“Sır” diye cevap verdi.“Nasıl yani adını hiç kimse bilmiyor muydu?” Bu beni heyecanlandırmıştı. Adını öğrenebilirsem sırrını benimle paylaşmış olacaktı. Yalnız kalmış ya da kalacak birine hiç benzemiyordu.

Ben onunla yalnız kalmak istiyordum!

Pejmürde olsak eş, birlikte olsak eşleşmiş olacaktık. Yalnızlık bazen böyle bir şeydi. “Hayır,adım gerçekten Sır” diye tekrar etti. Ona sırrını hayatım pahasına saklayacağımı söyledim! Çok güzel bir isimdi. Anlamına zıt gelen hiçbir kelime yoktu. Cam gibiydi.

-Bir Çift Tek Aşk 3-

“Senin adın nedir?” diye sorunca “Tan” diye cevap verdim. İlk defa duyuyor gibiydi. Şaşırdı diyemem ama aklında kalacağı kesindi. Artık gözlerini görebileceğim kadar yaklaşabilirdim.

Banka oturmak için izin istemeden önce tanıştığımıza çok memnun olduğumu söyledim. Beni onayladı ve otursana diye ekleyiverdi. Sahilde olduğumuzdan mı bilmiyorum. Sanki kıyılarında yalın ayak dolaşıyordum!

Yüzü çok ama çok güzeldi. Gözlerini görmek için saatlerce nefesimi tutmam gerekiyordu. Saçları, mercan kayalığında savrulan turuncu yosun saçakları gibiydi. Bakışları saçakların arasında gizlenen küçük okyanus balığı kadar kayıp, göz kapakları bir o kadar yorgundu.

Güneş pullarından yüzüme yansıyor, gözlerimi kör ediyordu! Gözlerine bakmak yerine, kör olmak çok ironik gelmişti. Direnmeyi bırakıp gözümün içine bakacağı anı hayal etmeye karar verdim!

“Benimle sahilde yürümek ister misin?” diye seslendim. Başını hafifçe sallayarak, “olur” diye işaret etti. Ayağa kalkarken gölgesi ayaklarıma dolandı. Bunu hissettiğini biliyordum.

Kuzey doğu yönünde hareket etmeye başladık. Yolun sonunda her zaman ki gibi, büyük bir dağ vardı. Yamaçlarını bahar ele geçirmiş, uzun vadiyi rüzgar koruyordu. Saçlarını savurarak çiçek tohumlarını yakalıyor, aklımı başımdan alıyordu. “Buraya sürekli gelir misin?” diye sordum. Üç sene boyunca hemen hemen her gün bu sahilde olduğunu söyledi. Sahil ona umut veriyordu. “İşaretlediğim yerler arasında ruhuma iyi gelen yer, işte burası” diye ekledi.

Hareketlerinde garip bir hüzün vardı. Ama çevrede bıraktığı etki, neşeli ve çok hareketliydi. “Nerelisin?” dedi bana. Pek oralı değildim. Yani görüntü olarak demek istedim. Ama yerliydim! “İzmir” diye cevap verdim. “Peki bu ten rengi, bu saçlar” dedi. Annemden bahsettim. Ne tür bir melez olduğumdan, ben anlatırken gevrek gevrek gülüyordu. Çünkü; o da “Ege” bölgesindendi!

Ay çekirdeğine çiğdem diyorduk!

Devam edecek…

Mutlu Ereriş
Edebiyat

20 YORUMLAR

      • Sır güzel isim. Ayn Arapçada göz demektir, bize de ayan olarak geçmiş, Osmanlı’da ayanlık diye bir makam bile oluşmuştur. Sarayın gözü. Bir de ayna var tabii… Aynı kökten oluşmuş bir sözcük. Kişinin bakınca kendini gördüğü bu camın, arkasına dökülen gümüş malzemesine de “sır” denmesi ne kadar ilginç değil mi? Kişi kendini görebilmek için sırra bakar. Kendi sırrına. İnsan sırrını nerede saklar sence? Gözlerinde, yani aynda yani aynada… Bu yüzden acemi bir taşıyıcı gözlerini kaçırıyorsa sırrı ona ağır geliyordur. Bana ağır geliyordu, ben de gözlerimi öldürdüm.

        • O paragrafın sonunda cam gibi demem bu sebeptendi aslında.. ayna bilerek demedim.. Ritmi kaçıyordu.. Ama bizim seninle oturup uzun uzun sohbet etmemiz lazım bu kesin yani.. 🙂

Bir Cevap Yazın