Bir Çift Tek Aşk 4 – Kadın

Bankta oturmuş bir yabancı hakkında düşünüyorum, bu olacak şey değil. Etrafımda olup bitenlerden kendimi alamazken, bu da nereden çıktı şimdi. Gözlerimle takip ettiğim şeyler daha çok aklımda kalmalı öyle değil mi? Sırt çevirdiğim bu adam beni mi takip ediyor? Gözlerinin içine bakmamalıyım!

Hareketsiz kalırsam belki öylece geçip gider. Hem böylesi daha iyi, görmedim derim. Gündüzleri uyanık kalmak için bunca çabalayıp, bank köşesinde görünmez olmaya çalışmak, bana neden iyi geliyor? Peki martılar nerede bugün, harcayacak vakitleri kalmadı mı? Eğer zihnim rahat verirse bu çocuğu düşünmekten fazlasını yapabilirim.

Sanırım o buraya doğru geliyor. Umarım saçmalamaz! Çünkü aklım, bu bank kadar rahat değil. Hayal kurmayı bırakmam çok önemli!

“Merhaba. O ağacın altında ki gölge yer sana mı ait?”

Hemen cevap vermezsem eğer, onu umursamamış gibi görünebilirim. Gerçi sessizlik bir cevap olsaydı, hep susardık öyle değil mi?

“Evet bana ait.”

Duyduğum sesleri önemserim. Bu hep böyleydi aslında, sonuçta işittiğim şey önemli değilse, duymadığım kesindir! Cesur biri gibi konuşuyor yaaa! Mm nasıl desem, güvenilir biri bu!

“Adın ne?”
“Sır”
“Nasıl yani adını hiç kimse bilmiyor mu?”
“Hayır,adım gerçekten Sır”

Bana sırrımı hayatı boyunca saklayacağını söyledi. Ağzı iyi laf yapan, esprili adamların, tatil günü sahilde ne işi olabilirdi?

“Senin adın nedir?” Diye sordum.
“Tan” dedi.

-Bir Çift Tek Aşk 4-

Güneşin doğmasına yardım ettiğimi söylemiştim. Dedim ya, çok büyük sorumluluklarım var benim! Hislerim herhangi bir tehlike sezmiyor, huzurlu bir an yaşıyordum.

Tanıştığına memnun olduğunu söyleyince, onu onaylayarak oturmasını istedim. Bank kadar rahat olmasam da, banka kadar güvenliydim.

Duraksayarak konuşması düşünmem için bana zaman tanıyordu. Çoğu insan size fırsat vermez. Kim bilir aklından neler geçiyor diye düşünerek vakit kaybetmek istemedim. Ama bakışlarında beni beğendiğini gösteren, gizleyemediği o ifadeyi sevmiştim. Şapşal ve yaramaz bir ifadeydi. Genelde detayların içinde yüzen bir insan olarak sahilde dolaşmayı tercih etmem de bu yüzdendi.

Heyecanlandığında gözleri fırlayacak gibi, sakinleştiğinde kaz ayakları belli olacak gibi bakıyordu. Farklı görünüyordu aslında, her gün karşılaştığınız insanlardan çok farklı.

“Benimle sahilde yürümek ister misin?” Deyince.
“Olur.” Dedim birden.

Ayağa kalktığımızda gölgesi boynuma dolanmıştı. Bu sıcakta yürüyeceksem bu gölgeye ihtiyacım var diye düşündüm. Genelde etrafa şöyle bir bakıp, yaşamdaki nesneler hakkında düşündüğümden, bu çocuğun üzerimde yarattığı etki çok garip geliyordu.

“Buraya sürekli gelir misin?” Diye sorunca.

“Üç sene boyunca hemen hemen her gün bu sahile geldim. Sahil bana umut veriyor. İşaretlediğim yerler arasında ruhuma iyi gelen yer, işte burası!” Diye mırıldandım.

“Tan,” yabancılara benziyordu. Farklı bir ülkeden, farklı bir kültürden, geliyordu sanki. Yürürken dikkatimi çekti, neredeyse herkes şaşıran gözlerle onu izliyordu. Kim olduğunu merak ediyordunuz. Lakin, bu imrendiğim bir özellik olsa da dikkatli davranmalıydım. Çünkü; bir faşist olduğumu ya da insanları dış görünüşüne bakarak değerlendirdiğimi düşünebilirdi. Birini tanımak için onu merak etmeniz gerekir. Er ya da geç keşfettiğiniz şeylerden sıkılırsınız. Ama bu farklıydı sanki.

“Nerelisin?” Diye sordum.

“Pek oralı olduğumu söyleyemem” Diye cevap verdi. Komikti! Yani görüntü olarak buralı değilmiş. Haklıydı!

Buranın yerlisiyim, “İzmirliyim” diye ekleyince gerçekten şaşırmıştım.

“Peki bu ten rengi, bu saçlar” Diye sordum tekrar.

Annesinden bahsetti. Melez olduğundan, kendini çok sevimli ifade ediyordu. Türkçesi aşırı güzel ve akıcıydı.

Onu dinlemek, izlemek çok keyifliydi!

Devam edecek…

Mutlu Ereriş
Edebiyat

3000+ ABONE ARASINA KATIL

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

E-posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacak.

29 COMMENTS

Bir Cevap Yazın