Bir Çift Tek Aşk 5 – Erkek

Uzun bir süre yürüdük. Güneşin ışığı artık ayaklarımıza vuruyordu. Ufuk, geceyle boy ölçüşmeye başlamıştı. Sahilin sonundaki balıkçı barınağına varmıştık. Ve yol boyunca sürekli yüzüne baktığım için, yolun bittiğini çok geç fark etmiştim.

“Hava kararıyor ama seni hala görebiliyorum. Yani, henüz çok erken! Sen de acıktın mı bakalım?” Ağzı açık bir biçimde sırıtarak, “acıktım” diye cevap verdi.

-Bir Çift Tek Aşk 5-

Şapşal olduğumu düşündüğü için, şapşal bir surat ifadesi seçmişti. Neredeyse her hareketinde, kendi düşüncelerini taklit ettiğini görebilirdiniz. Bu farkında olarak yaptığı bir şey değildi. Sadece dile getirmedi diye, duyulmuyor sanıyordu.

Ama sır, gerçekte saklanan bir şey değildir!

Barınak
Balıkçı Barınağı


 – Balıkçıların barındığı yerde, balık mı yesek?

 – Şair, filan mısın sen?
 – Şiir gibisin!
 – Yiyelim!

Küçük tabureler serpiştirilmiş, iskele direğine bağlanmış, bir teknenin önüne oturduk. Yaşlı adam martıya susmasını söylüyordu. Martı az önceki mahsulden kalan payı için ısrar ediyordu. Deniz ufak ufak ufak yakamoz yapmaya başlamıştı. Yaşlı adam siparişimizi aldıktan sonra, balıkların kafasını uçurup, martının suratına doğru fırlattı. Gülüyorduk ama olan yine balıklara oluyordu. Öpüşen sardalyalardan sipariş etmiştik. Kuyrukları çıtır çıtır olmalıydı. İlginçtir, kılçıkları alınmış balıklar öpüşe biliyordu! Pis pis sırıtmaya başladım.

Öpüşen Balıklar
Öpüşen Balıklar

 – Aklından neler geçiyor acaba?
 – Öpüşen balıklar..
 – Bu sana komik mi geliyor?
 – Hayır, çıtır çıtır!
 – Biraz şeytan olabilir misin?
 – İlginç değil mi? “Kılçıkları alınmış balıklar öpüşebiliyorlar!”

 

Gülüyordu. Gözlerinin içi gülüyordu. Ama belli etmiyordu. Sanki daha önce boğazında kalmış şeyler vardı. Lakin hiç önemli değildi. Çünkü; Bu sefer kılçıklarını almıştık, bu sefer midesine gidiyorduk! Küçük kramplar ya da minik kelebekler onun için çok yeniydi. Ağzım açık bir şekilde sırıtıyordum. Çünkü, çok güzeldi ve çok acıkmıştım. Bir süreliğine öylece durup, sessizce onu izlemeye karar verdim.

Karanlık bastıkça, geceyi daha çok aydınlatıyordu. Ay gerçekten kocaman olmuştu. Galaksideki yıldızların neredeyse yarısını yok etmişti. Bence, Sır gizemini yitirmeye başlıyordu. Ay çekirdeği buna benziyor olmalı, diyordum. Öpüşen balıklarımız geldiğinde iştahlarımızın benzer olduğunu fark ettim. Günah diye, tabağımız da hiç bir şey bırakmıyorduk. Yaşlı adam martıyı da unutmamıştı. Ona bir öpücük daha yolladı. Her şey işte buna benziyordu. Hiç bitmesin istiyordum. Büyülenmiştim.

Dünyalar Kadar
Dünyalar Kadar

 – Uzun zamandır, bu kadar eğlenmemiştim..
 – Ne kadar?
 – Dünyalar kadar!
 – Balıklar gibi öpüşemiyoruz, ama ay kadar çekicisin.
 – Romantik misin sen?
 – Şimdi mi?
 – Genel olarak, romantik misin?
 – Doğal olarak, romantiğim, ben.. Turuncu şey!

Zaman yaratmak için uykusuz kalabilecek kadar, ileri gitmeye başlamıştık. Balığı fazla kaçırdığımızdan sanırım, balık gibi hareket ediyorduk! Sahil koca bir akvaryuma dönüşmüştü. O sahilde bulunan küçük bir mağarada kaybolmak ister misin? dedim.

İstedi!

Günah diye, arkamıza bile bakmıyorduk!

Mutlu Ereriş
Edebiyat

3000+ ABONE ARASINA KATIL

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

E-posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacak.

23 COMMENTS

  1. Mutlu, bu hikayeni hep gördüm ama bitince okumak gibi nedense bekleyim dedim. O yüzden son bölüm gelince toptan geri dönüp okuyacağım. Bölümler arası zaman girince etki bozuluyor bende ritmsel açıdan.(bir okur kaprisi olarak addet bu özürümü 🙂
    Bir de soru; bundan bir roman mı çıkacak acep?
    İyi çalışmalar.

    • Aslında bu uzun soluklu bir proje.. Bir plan var.. Yazma ritmi ve takvimi kelimelerin sayısı düzeni gibi konularla uğraşmadan iki ayrı kitap olacak şekilde eş zamanlı yazıyorum diyelim.. Aynı aşk iki gözden gibi.. 🙂 hikaye bu şekilde hem gözümün önünde oluyor.. Geri dönüşleri daha rahat yapabiliyorum.. Birazda nabız ölçmüş oluyorum.. 😊 Ben sunarım okur istediği gibi davranabilir.. Problem yok.. 🙂

      • Evet, güzel.
        Dur bakalım, iki kitap diyorsun, o kadar da bekleyemem sanırım bu durumda, ara duraktan dahil olup okuyacağım gibi 5. bölümde daha. Ben 1. Bölüme gidip okuyayım iyisi.

  2. 5’e kadar okuyup yetiştim. (Bölümlerin kısa oluşu kolay okudum süre açısından) İki figürün olaylara bakış açıları bakalım nasıl gelişecek. Kolay gele.

  3. Öykülerde alt metin okuyuculuğu yapmayı sevmem. Yazar ne istediyse adam onu soruyor, kadın onu söylüyor. Keyfine varmaya ve onları kısa bir filmin kahramanı yapmaya çalışırım daha ziyade. Şöyle bir izledim de…. Vuslat ne kadar yakın, aşk o kadar kısa 🙂

      • “İstikrarlı hayal hakikattır.” Bunun üstüne konuşmak ahmaklık olur 🙂 Ben pek anlamıyorum öyküden ve kurgudan ama güzel bakmışsın olaya biçim açısından. Cazibeli bir yanı var. Hele bir de konunun “herkesçe” bir yanı varsa. Bize düşen merakla takip etmek…Rastgele!

  4. “Zaman yaratmak için uykusuz kalabilecek kadar, ileri gitmeye başlamıştık.” Ne güzeldir o dakikalar. Gözbebeklerin titrerken hızlıca kaçırdığın bakışlar. Yanaklarında hissettiğin bir ateş ve pembeleşen tenin. Sonunun hep soru işaretiyle bitmesi için özenle seçilen cümleler. Soru işaretiyle bitmeli ki karşındaki de devam etsin. İçinde terini soğutan bir tedirginlik; ya onun cümlesi soru işaretiyle bitmezse. Ama biter!.. Ah! Ne güzeldir o dakikalar 🙂

Bir Cevap Yazın