Home Blog

Deniz Kestanesi

8
Deniz Kestanesi
Deniz Kestanesi - Ruhsal Gelişim
-Deniz Kestanesi-
Her şeyi, sevdiğimiz için yapıyoruz.. Sevdiği için arkadaşımla yatıyor.. Beni de, arkadaşı da, seviyor.. İnsanlar sevmediği şeyleri yapmıyor! Sevdiğinde işi oluyor.. Sevdiğinde ayak basılmamış yerlere gidiyor.. Sevdiğinde özgür oluyor.. Severse ıslanıyor!

Peki, sev se neler olurdu?

İşler biraz değişirdi.. Değer verirdi.. Sevmeyi öğrenirdi.. Ulan derdi.. Bu sevme işini ben yanlış anlamışım.. Seversem ile sevsem arasında fark varmış.. Aydınlandınız mı?

Bakın şakam yok.. Olaya bir de şöyle bakın.. Sev!

Aman Tanrım.. Koşulsuz şartsız mı? Seversem, sevsem, sev..

Neyse, tam olarak anlayabileceğimizi sanmıyorum.. İnsan severse, kumar oynuyor.. Severse uyuşuyor.. Severse alkolik oluyor.. Sevmezse müptela..

-Deniz Kestanesi-
-Deniz Kestanesi-

Her şeyi, bağlanmak için yapıyoruz.. Bağlanmak için çiçeklerimi suluyor.. Güneş doğduğunda beni uyandırıyor.. Bana unuttuğum şeyleri hatırlatıyor.. Çalar saat gibi değil.. Kuvvetli bir bağcık gibi.. Bağlanırsa kopmuyor.. Bağlıysa gülümsüyor..

Peki, bağımlı olsa ne olurdu?

İşler biraz değişirdi.. Kıskanabilirdi.. Vücudu titreyebilirdi.. Korkardı.. Ulan derdi.. Bu bağ kurma işini ben yanlış anlamışım.. Bağlanmak ile bağımlı olmak arasında fark varmış.. Hatırladınız mı?

Bakın dalga geçmiyorum.. Olaya bir de şöyle bakın.. Bağ!

Aman Tanrım.. Üzüm salkımı gibi mi? Bağlanmak, Bağımlılık, Bağ..

Neyse, tam olarak anlayabileceğimizi sanmıyorum.. İnsanlar bağlanınca biraz huzursuz oluyor.. Elini kolunu oynatamıyor.. Bağımlı bile oluyorlar.. Bağ kurmazsa ermiş.. 

-Deniz Kestanesi-
-Deniz Kestanesi-

Seversem bağ oluyor.. Sevsem bağımlı oluyorum.. Sev ki bağımsız ol diyorlar.. Lakin, kafalar çok karışık bence!

İçinden geçtiğimiz bu zaman diliminde kendini geliştiren insanlık, rekor düzeyde yozlaşarak, yaşamı kendi bireysel alanlarına kadar indirgedi.. Bağımsız olmak ve kendini ifade edebilmek için bütün bağlarını koparan insanlık, “sevgiye muhtaç değil mi?” Sizce de? Artık işler değişti..

Karınca severim diyor, ama böcek sevmiyor.. Kuşları çok seviyor, ama kartaldan bahsetmiyor.. Balıklar müthiş, ama yunus balıkları.. Yanında yüzer misin? Hiç sanmıyorum.. Korkularınız bağ kurmanıza engel değildir.. O his, bağ kurmanız için bir radar gibi çalışır.. Korkularınızın üstüne giderseniz.. Bağlı olduğunuz yaşamı tanırsınız.. Sevgi birlikteyken yaşanıyorsa, bağımlılık tek başına kalmak demektir.. Bu durumda bağımlılık, sevginin zıttı..

Olayın korkmakla olan tek ilgisi de bağ kuracağınız şeyi size göstermesi.. Hepsi bu!

Sağlıcakla!

Mutlu Ereriş
Ruhsal Gelişim

Bok Gibi

10
Bok Gibi
Bok Gibi - Şiir

-Bok Gibi-

Nasıl hissediyorum biliyor musunuz?

Mükemmel işleyen bir saat gibi..
Kırmızı tuğlalar gibi..
Sadece özlediğimi biliyormuş gibi..
Bazen resim yapılan bir kağıt gibi hissediyorum..
Arada bir geçiyor..
Uyuşturucu kullanıyorum!
Zaman daha yavaş geçiyor ama zamanı durduramıyorum..
O yüzden saat gibi hissediyorum..
Pilim bitsin istiyorum..
Evet istiyorum ama ölmeyeyim..
Tekrar pilimi taksınlar..
Hala ölmek istemiyorum, sen buradasın diye..
Canım da yanmıyor!
Hiç yani..
Nasıl biliyor musun?
Hiç canım yanmıyor..
Bir melodi var..
Bir de sessizlik..
Turuncu biber yiyorum..
Turuncu biber..
Kızıl saçlarını okşuyorum..
Kendimden geçiyorum..
Tekrar pilimi taksınlar..
Ölmek istemiyorum..
Sen buradasın diye!

Nasıl hissediyorum biliyor musun?

Bok gibi!
Tuvalette biten kağıtlara yazıyorum..
Üstüme düşen yapraklara..
Nadir bulunan sayfalara..
Her yere yazıyorum..

Kendimden geçiyorum..
Tekrar pilimi taksınlar diye..
Ölmek istemiyorum..
Sen buradasın diye..
Bir şarkıda duydum..
Suyun kumsala vurması gibi..
Sen de bana vuruyorsun..
Uyuşturucu kullanıyorum..
Tüyo verirler diye adını sayıklıyorum..
Kimse ses vermiyor..
Nasıl biliyor musun?
Hiç canım yanmıyor..
Şiir yazıyorum..
Turuncu biber yiyorum..
Herkesi haklı çıkarıyorum..
Rüzgar biliyor..

-Bok Gibi-

Nasıl hissettiğimi biliyor musun?

Dağ yamacında biten otlar gibi..
Körfezin ucunda tatil yapıyorum..
Yalnızlıkla kırıştıran yalnızlık gibi,
tek başıma takılıyorum!
Mükemmel işleyen bir saat gibi..
Kırmızı tuğlalar gibi..
Sadece özlediğimi biliyormuş gibi..
Bazen de resim yapılan bir kağıt gibi hissediyorum!
Hiç geçmiyor..
Canlı olmak gibi..
Pilim bitsin istemiyorum..
Hiç değiştirmesinler pilimi..
Bazıları bunu okuyacak diye..
Şurada satır atlamayalım..
Piliniz bitmesin..
Biliyor musun?
Turuncu biber yiyorum..

Turuncu biber..
Sadece onu yersem dişlerim çıkıyor..
B
elki gülümserim diyorum..
Kocaman gülümserim!

Nasıl hissediyorum biliyor musun?

Elimi koltuğa uzatınca..
Dirseğimi başımın altına koyunca..
Sinekleri kovalayınca..
Üzerimden küçük bir yük kalktığında..
Duvarlara bakınca..
Su içerken..
Kafam güzel olduğunda..
Turuncu biber yerken..
Pilim bitmeye yakınken..
Ölecek gibi olduğumda..
Hissediyorum..

Benim kızıl saçlı sevgilim..
Kırmızı tuğlalar gibi..
Sadece özlediğimi biliyormuş gibi..
Bazen resim yaptığın, bir kağıt gibi hissediyorum..
Arada bir geçiyor..
Uyuşturucu kullanıyorum..

Ama nasıl hissediyorum biliyor musun?
BOK GİBİ!

Tuvalet’te biten kağıtlara..

Mutlu Ereriş
Şiir

Estiler

4
Estiler
Estiler - Edebiyat

-Estiler-

Merhaba ben “Rüzgar” bazılarınız beni lodos ya da fırtına olarak tanıyor. Bazılarınız ise hoş bir esinti olarak bilirler. Bu yüzden insanların rüzgar deyince aklına neler gelir derseniz, bunu bir ben bir de Allah bilir demek isterim!

Yakın zamanda yeğenim “Rüzgar” ismi ile dünyaya geldi. Gezegenlerin onu desteklemesi sonucu ismine yaraşır bir kişiliği olacağından tam olarak eminim ve doğrusu bu beni heyecanlandırıyor. Çünkü; İnsan vücudunu, kalsiyum ve protein olarak tanımlayan bir doktorun algıladığı hayattan çok sıkılıyorum!

Sizin hayatınızda deklanşöre basan insanlar var mı? Sizi gerçekten izleyen ve sizi çok seven insanlar var mı? Sizinle aynı zaman diliminde sizden bir lokma alabilecek kadar itinalı ve değerli insanlar var mı? Hiç böyle bir insan kaybettiniz mi?

Çünkü; Yaşadığı anı ölümsüzleştirmek bazı insanların kaderi sanırım!

Ben onu çok özledim..

Kuzeyde bana yerel balıkçılar “YILDIZ” diye seslenir. Yazın serin, kışın soğukmuşum.. Nedenini bilmek istiyorsanız, balıkların soğuk kanlı olması benim için çok önemli ve insanları besleseniz bile size bir kulp takıyorlar işte. “YILDIZ” olmayı başarmak kolay iş değildir!

-Estiler-

Batı’da ve Güney Batı’da sıcak sıcak estiğim için bana “LODOS” diye seslenirler. Bazen hızım 40 ila 60 Knots’a kadar ulaştığından bu denizciler için çok önemlidir. Yağmurun hemen ardından ortamdaki sıcaklığı hissedilir hale getirir ve karlar erirken, taşkınlar, seller yaratarak, su baskınlarına sebep olurum. “LODOS” seven insanlar, bu yüzden karada yaşamaz!

Kuzey doğu’da adım “POYRAZ” dır. Hasar yaratabilecek kadar şiddetli ve soğuk olurum. Kuzey’e kar yağdıran ve güney’i serinleten hamleler yaparım. Bu değişik hallerim aslında psikolojik değil, gayet bilinçli hamlelerdir. Suyu yeterince çalkalarsam, kaybolan şeyler karaya ulaşabilirler!

Doğu Akdeniz’de düzenli olarak Kuzey batılı bir göçmen gibi takılırım. Özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında adımdan çok söz ederler. Adım “MELTEM” dir. Musonları yarattığım zamanlarda ki gibi baştan çıkaran duygular yaratabilirim! Gündüzleri 15-20 Knots hızında öğleden sonra ise 30 Knots’a kadar hızlandığım görülebilir. Lakin, geceleri daha sakin olduğumdan, karada yaşayanlar beni çok severler. Ege’de böyle essem bana “İMBAT” dediklerini işitebilirsiniz. Egelilerin dili bu yüzden çok güzeldir. Gevrek ve çiğdem gibi.

Yağmurlu dönemlerde 2-3 gün boyunca devamlı olarak esen kuzey batılı rüzgara “KARAYEL” diye seslenirler. Yüksek dağların kuytu taraflarında, yamaç aşağı alçalır ve ortamı ısıtarak bir fön etkisi yaratırım. Sıcak, kuru ve hoş bir hava sizi sarmalar, kıvırcıklarla özel olarak ilgilenirim. Toz kondurmam kimseye!

-Estiler-

Güneydoğu’da sıcak ve çok kuru estiğim için bana “KEŞİŞLEME” diye seslenirler. Sıcaklık artar ama hava çok kuru olduğundan inanç sistemi üzerinde büyük bir etki yaratırım. İnsanlar daha sıcak, yardım sever ve iç içe olurlar. Topraktan gelen her nimet kıymetlidir!

Güney’de hep sıcaklığın simgesi haline gelmişimdir. Oldukça sıcak ve nemliyimdir. “KIBLE” diye seslenirler. Yolunu şaşıran her kim olursa olsun yüzünü bana döner! Unutmayın bu dünya da asla yolunuzu kaybetmezsiniz!

Doğu’da soğuk ve kuru eserim. Yağmuru dindirdiğim için sanırım “GÜNDOĞUSU” derler.  Batı’da ise sıcak ve nemli eserim. Yağmuru getirdiğim için sanırım “GÜNBATISI” derler. Aslında adım “Rüzgar” dır! Ve değişen tek şey ise hissettikleriniz olur..

Benim hayatımda deklanşöre basan kimse yok. YILDIZ diye seslenen LODOS’u çok seven biri  vardı. O da POYRAZ’ a tutuldu. Artık MELTEM ve İMBAT hissedilmiyor. KARAYEL kıvırcık saçlarıma dokunmuyor. KEŞİŞLEME inancımı körüklemiyor. KIBLE kayıp! En önemlisi de GÜNDOĞUSU ve GÜNBATISI’na yağmur yağmıyor!

Çünkü; Yaşadığınız anı ölümsüzleştirmek benim kaderim!

Seni çok özledim..

Mutlu Ereriş
Edebiyat

Bölük Pörçük

2
Bölük Pörçük
Bölük Pörçük - Edebiyat

-Bölük Pörçük-

“Dünyayı değiştirebileceğinize inanacak kadar idealist olmanız bir bakıma devrimdir ama sonuçta kendinizden başka bir şeyi değiştiremeyeceğinizi anlarsınız!” Marilyn Manson

İlişkilere girmek ve bu ilişkilere kendimi adamak, başlangıçta oldukça iyi hissettiriyordu. Bir şato’da yaşayabilmek için tüm canlıların buna onay vermesi gerektiğini filan düşünüyordum. Aslında, çıraklıktan itibaren aldığım onaylar sayesinde birilerine kendimi ispatlamaktan öteye geçememiştim ama kalfa ya da usta olsam bile onay almaya devam ediyor ve hep zor yolu seçmem gerektiğine inanıyordum.

Herkesi memnun etmek harika bir şey olmalıydı!

Kaç kişi olduk bu hayatta? Hangi yıllarda yaşadık? Daha ne olabilirdik? Bilmiyorum… Hayatım boyunca uğultusunu damarlarımda hissettiğimi biliyorum ve şu kalabalıktan kendimi asla alamadığımı… Neyse, artık işler biraz daha farklıydı.

Hayatta yalnız olduğumu söyleyen insanlarla birlikte olmaya özen gösteriyordum. Onları asla yalnız bırakmıyordum. Ne kadar bencil insan varsa hep onları seçiyordum.  Düşünemeyenler, alınganlar, duygusallar ve kaybedenler, asla yalnız kalamazdı bence. Hem onlar da beni yalnız bırakmazdı!

-Bölük Pörçük-

Aslında bu şato’da yaşabilmek için tüm o canlılara onay vermem gerekiyordu. Bu inanca körü körüne bağlanmıştım. Bu berbat fikirleri zihnimden uzaklaştıramıyordum. Tüm bu ilişkilere açık olmak, bütün enerjimi tüketiyordu.Babam beni kandırmıştı. Annem, eşim, çocuklar hatta iş arkadaşlarım beni kandırıyordu. Durmadan nefes alıp, aldığım nefesi unutuyordum.

Ben de aklımdan geçen en kolay yolu seçiverdim. Kendimden başka kimsenin olmadığı bir hayat yaşamaya karar verdim ve bakın işler nasıl da değişiverdi…

Çok fazla arkadaş edindiğimi bu kararı verir vermez anladım. Ben arkadaş canlısıyım” “Çok seçkin arkadaşlarım vardiyenlerle bile arkadaştım! Tek başınıza kaldığınızda sizi asla yalnız bırakmıyorlardı! Aslında yanınızda kimse yoksa tüm arkadaşlarınız için çok özel oluyorsunuz. İnsanlar tek eşli olmayı seviyor!

Paylaşmak, çoğaltmak, gerçekten sevmek ya da sevmediğini söyleyebilmek, evet tek bir insan için mümkün olabiliyor.

Kendimi değiştirmek, dünyanın değişmeyeceğine inandığımdan beri anlamını yitirdi!

Ben de aklımdan geçen en kolay şeyi yapmaya karar verdim. “Başarılı olmak için, kendinize birtakım amaçlar belirleyip bunların peşinden gitmeniz ve asla, ‘yapardım, ederdim, yapacaktım’cı olmamanız yeterli. O zaman bu şeyi gerçekten yapmışsınız demektir.” Palahniuk

Mutlu Ereriş
Edebiyat

Afroyum Bence

4
Afroyum Bence
Afroyum Bence - Edebiyat

Atletik bir yapım var, ama düşünceliyim. Afroyum bence! Sıcağı severim, güneşe yayılsam da sevimli görünürüm. Üşensem de güçlüyümdür.

-Durup durup aklıma geliyorsun.
-Mısır gibi mi?
-Hayır!
-Çiğdem gibi.
-Doğaya çıkmak istiyorum. Köfte yapıcam!
-Elimi tutarsan, gelirim.

-Ne yapıyorsun?
-Oyunculuk, bide ıspanaklı börek, pişmesini bekliyorum.
-Sesim bence fena değil.
-Sever misin, uzun boylu melez?
-Yani severim herhalde.
-Mesela ellerinle yanaklarına mı dokunursun?
-İstiyorsan dokunurum.
-Bende suratına bakarım. Peki başka nasıl seveceksin beni? Ruhumu okşar mısın?
-Gözlerimle severim genelde, pek sözlerle aram yok!
-Nasıl yani sutyeni mi gözlerinle mi çıkaracaksın?
-Sutyen mi takıyorsun?
-Hayır, aklıma karikatür geldi.
-Komikmiş.

-Ruhumu okşasaydın görürdün.
-O kadar tanımıyorum seni.
-Ne kadar tanıyorsan o kadar okşa.
-Ahaha.
-Bende seni tanımıyorum.
-Evet, çünkü henüz tanışıyoruz.
-Ben küçük gösteriyorum ama görsen yanağımı okşarsın.
-Peki sen nasıl dayanabiliyorsun?
-Neye.
-Yanağını okşayan biri yok işte!
-Her türlü fanteziye alet ediyorlar beni, kendilerini bulma operasyonu.
-Ben sakin biriyimdir. Cool! Öpüşmeyi severim. O yüzden hissetmek daha iyi benim için!

-Afroyum Bence-

-Hey, ne yapıyorsun.
-Kıymalı makarna yapıcam.
-Bolonez soslu yane.
-Evet.
-Havuç rendeliceksin, gözlerine iyi gelir.
-Liyim mi?
-Güzel oluyor.
-Hmmm.
-Bende o ara gözlerine bakarım.
-Denenebilir. Hep böyle romantik misin?
-Bolonez sosunda böyle olmak doğal zaten. Kadın olduğunu hissetmelisin, espriyle karışığım, sevmez misin?
-Severim.
-O zaman hazır ol, hayatında yediğin en romantik kıymalı makarna olacak!
-Ahahaha, yemek yapar mısın?
-Elbette, tam bir ev erkeğiyim. Fransız mutfağı biraz sıkıntılı.
-Neden?
-Türkiye de yaşıyoruz ya ondan.

Uzun zaman sonra hatırlamayacağı kadar çok şey konuştuk. Balkonun kapısını açtım. İzmir kurak bir güne bakıyordu. Tanışıyorduk, işte!

İşler iyiye zamanı gelince mi gidiyor, yoksa ben öğrenince mi diye sordum kendi kendime? Zamanı gelince öğrenebiliyorduk. Çok düşünmedim aslında.

Ben yazı yazmaya anılarımı taze tutmak için başlamadım, anılarınızı tazeleyin istiyorum!

Bugün, evren geçmişi yok edip geçecek. Yani zamanı geldi. Ben öğrenince işler iyiye gidiyormuş ve zamanı ben belirliyor muşum. Hepimizin özgür iradesi varmış. Sizden özür diliyorum, çok teşekkür ediyorum ve hepinize minnettarım! Umarım affedersiniz.

Atletik bir yapım var, ama düşünceliyim.
Afroyum bence!
Üşensem de güçlüyümdür!

Mutlu Ereriş
Edebiyat

Torbacı

4
Torbacı
Torbacı - Ruhsal Gelişim


-Torbacı-

Gündüzleri aydınlatan gökyüzü, geceleri kararır. Neden biliyor musunuz? Geceyi yeryüzü aydınlatır da ondan. İyiye kötü, kötüye iyi tepki vererek, sürekli iyi olmayı nasıl başarıyorsunuz?

Soruyorum..

İyiye iyi, kötüye kötü tepki vererek nasıl iyi oluyorsunuz? ( Her zaman iyi olmayı nasıl başarıyorsunuz? )

Para kazanmak için kaç kitap okudunuz ya da kaç insan tanıdınız? Aşık olmak için kaç kitap okudunuz, kaç insan tanıdınız? Ruhunuza değsin diye kaç kitap okudunuz, kaç insan tanıdınız?

Bütün bunlara zamanınız yetiyor mu?

Ömrünüz boyunca kaç kitap okuyabilir, ne kadar öğrenebilirsiniz (insanları tanımayı!)

İnsan ömründe en çok neye zaman harcıyor biliyor musunuz? Ömrüne mi yoksa içkiye mi? Sigara? Geziler? İş? Sex? İyi insan olmak? Kitap okumak!

-Torbacı-

Sadece soruyorum..

Parmağınıza taktığınız yüzük, boynunuza geçirdiğiniz ilmek, ağzınızdan çıkan söz daha ne kadar zamanınızı alacak? Hayatta yapabileceğiniz en büyük hata, sürekli hata yapacağınızdan korkmanızdır!

Yaratmak için değil de öğrenmek için yaşamak! gibi değil mi sizce de?

Öfkeyi kontrol mu ediyorsunuz? Öfkeli insanların yaptıklarından mı kaçıyorsunuz? Siz de öfkelenmeyecek misiniz? Öfkeniz hiç mi yok? Öfkeli misiniz? Hangisi daha iyi? Hep gülümseyebilir misiniz?

Beş dakika da kaç soru yanıtlayabilirsiniz? Bu yeteğiniz yüzünden, yaşama daha büyük vakit ayırabilir misiniz?

Söyler misiniz? Düşününce iyi veya kötü oluyor musunuz? Yoksa eylemlerimizin sonuçları, düşünmenize engel mi oluyor?

Neyse, bunları kitapta bulamazsınız, şimdilik buraya yazıyorum!

Ben bir kuşum, seninle yaşarım seninle ölürüm demek istedim!

Bugün ki halının, motifinin üzerine sıçmışsın! Kalbim davul, nefesim bass! Gitar çalmayı çok sevdiğim için parmağım koptu! Sonradan anladım. O benim yeni penammış! Tanrı’dan bana bir armağandı. Hatırlamam için) burada neden olduğumu. Parantezi, virgül sanıyorum. Aşkı güç buluyorum. Kalbim davul, nefesim bass. Ateş ediyorum. Yüreğim nefes. Müziğim enfes!

Biliyor musunuz? Bir şarkının içinde kaç nota olduğunu keşfettim! Artık dinlemeye gerek kalmadı. Yeni bir nota arıyorum! Siz düşünün..

Tanrı en büyük torbacı biliyorum. O yüzden ona tapıyorum! Bu zinciri kıracağım. Hiç kimseye tepinmeme gerek kalmadı!

Kocaman gülümsüyorum.. Sevgili Torbacı!

Mutlu Ereriş
Ruhsal Gelişim

Nightshade

1
Nightshade
Nightshade - Şiir

-Nightshade-

Şunu duyuyor musun?
Orda blues yapıyorlar..
Bu duyduğun atalarının sesi.. 
Onlar hatırlıyor..
Geçmişi silemezsin!
Yakıp kül edemezsin..
Üstünde izi kalır..
Bu büyüdür..
Bilimin en saf hali!

Ben öyle bir şey duymuyorum..

Aslında bence şu anda,
müziği en iyi duyabileceğin yerde duruyorsun..
Herşeyi görebileceğin yerde..
Dokunabileceğin yerde..
Size bir şey diyim mi?
Ağlarken gözyaşlarım dökülmüyor..
Sanki ağlamıyorum da feryat ediyorum..
Kendim olmak bu kadar mı zor!
Bana anlatsanıza..

Bağışlamazsanız..
Hayata devam edemezsiniz..
Af dilersiniz..
Affedersiniz..
İki f nin yanyana geldiği başka kelime bulamıyorum..
Sizde affedin!
 
Küçük boş bir şişe gibi, ışık bu akşam..
Karanlık hızla yayılıyor..
Loş, odanın içinde yayılıyorum..
Kulaklarım çınlasın!
Ben burada dağılıyorum..
Uğultunun peşinden, çığlık koşarmış..
Ben sessizlik arıyorum..
-Nightshade-
Biliyor musunuz?
Şu an melekler benimle ilgileniyor..
Los Angeles’ta değiller..
Ben de Amerika’da değilim..
Güneşte yok, mk..
Sadece benimle ilgileniyorlar..
Bir yandan, iyi bişey bu..
Bir yandan da!
Benim ilgilendiğim var..
Onunla ilgilenebileyim diye,
kaç melek ilgileniyor benle ki?
Böyle bir melek olunabiliyor!?
Bilen var mı?
 
Herkes istediği yere gitse..
Tek hücreli bile olamazdık..
Anlamıyor musunuz?
Nasıl böyle bir Melek” olunabiliyor..
 
Salona çayır yaptırdım..
Halıyı, bitkiden,
Çalıyı, plastikten,
Saksıyı, topraktan,
Suyu, borudan,
Yaptırdım..
Yine deeeee!
Kendimi bulamıyorum..
Çayıra, salon mu yapsam? 
Belki halıya bitki ekerim..
Plastikten çalı yaparım..
Saksıyı, kesin topraktan..
Boruyu da çelikten yaparım..
Yine deeee!
Kendimi bulamam..
 
Şunu duyuyor musun?
Burada blues yapıyorlar..
Bu duyduğun atalarının sesi..
Onlar hatırlıyor..
Geçmişi silemezsin..
Yakıp kül edemezsin..
Üstünde izi kalır..
Bu, büyüdür..
Bilimin en saf hali!

Ben öyle bir şey duymuyorum..

Aslında bence şu anda, 
müziği en iyi duyabileceğin yerde duruyorsun..
Her şeyi görebileceğin yerde..
Dokunabileceğin yerde..
Bira mı yudumlayacaksan.. 
Dudaklarını uzatmalısın!
Ağzını niye açıyorsun!
Onu hiç anlamıyorummm..
 
Yakıp kül edemezsin!
Üstünde izi kalır..
Bu büyülüdür!
Bilimin en saf halidir!!

Noktalama işaretlerine takılmayın..
Şiir okumayı öğrenin!

Bir kaç nota önce,
müziğe başlamıştım..
Şimdi, yazar oldum..
Okumak isterseniz,
sizin için buraya yazacağım..

Onunla ilgilenebileyim diye,
kaç melek ilgileniyor benle ki?
Böyle bir melek olunabiliyor!?
 

Mutlu Ereriş
Şiir

Kuşbeyin

8
Kuşbeyin
Kuşbeyin - Ruhsal Gelişim

Merhaba ben kuşbeyin!

İnsanlar gibi yürümek istedim. Dağların üstünden etrafından dolanmak yerine, tırmanmak ve dağların tepesine dokunmak istedim. İnsan ömründe en çok neye zaman harcar? bunu öğrenmek istedim! Kuş beyinliyim çünkü! Mazur görün! Bir sürü şey gördüm ama, kuş gibi bakmışım işte! Dünya ile bu kadar mesafeli olmayı inanın bana hiç ama hiç istemezdim.

Biz büyüklerimizden işittik ki önce “er” yaratılmış. Yaratıcı kendi kudretinden “er”e Tanrılık kılmış. Bu “er”in bir kuş şeklinde ve çok hikmete sahip olduğunu söylediler. Ben yine de insan olmak istedim. Çünkü; bu destanın devamını sadece onlar bileceklerdi. Ne harika öyle değil mi? Canlı, cansız tüm varlıkların göbeğinde yaşayan insan, uçmaya neden gerek duysun?

Balkonlara tüneyip, evlerinizin içine baktım! Kocaman yuvalarınızı gördüm. Bir sürü dal toplamış, tek başınıza oturuyordunuz. İnsan olmak istedim, daha güzel bir yuva için! Kuş oldum, bu hikmete sahip olmak için!

İnsanın en başta, tek bir seyircisi oluyordu. Onu ölesiye alkışlayıp, diğerlerinin de onu seveceğine inandıran, tek bir seyirci! Gösterinizden sıkılan seyirciniz sizi hala çok seviyor, merak etmeyin. Lakin hayat, işte böyle başlıyordu!

-Kuşbeyin-

Sizin için imkansız diye bir şey yoktu, sadece düşük ihtimaller vardı. Gündüzleri harcadığınız zaman aslında kısa bir günden ibaretti, geceleri ise, sadece zaman kaybediyordunuz. Bu yüzden insan olmak istedim. Kendime ait bir zamanım olsun diye! Oradan oraya uçmaktan kurtulacaktım. Kendimle kalacaktım!

İnsan olabilseyim eğer, hiç utanmazdım! Çünkü; utanç duygusu, hazzı öldürüyor! Kuş oldum, izledim! Ne fırsatlar kaçırıyordu insan! Burnunun ucunda duran toz parçasını bile göremiyordu çoğu zaman. Fırsatlar parmaklarınızla un ufak ettiğiniz, kırıntılardan ibaretti. Genzinize kaçar da hasta olursanız, iyileştiğinizde belki anlıyordunuz!

Neyse, size asıl anlatmak istediğim şey olaylara kuş bakışı yaklaşmanızı gerektiriyor!

Evinizde kaldığınız için hava kirliliği her geçen gün düşüyor! Yürürken kirlettiğiniz havaya, kanatlarımız yetmiyordu artık! Dünyanın odaklandığınız meselerle dönmediği, başka değerlere ihtiyacınız olduğu ve tabi olduğunuz yaşama duymanız gereken saygının hatırlatıldığı bu günler gelip geçicidir. Kalıcı olan tek şey, doğal yoldan seçilmeniz olacak!

-Kuşbeyin-

Yukarıdan bakınca çok küçük görünüyorsunuz, bu yüzden size çok yaklaşmak gerekiyor! Öldürdüğünüz tüm o karıncalar işte bundan bahsediyordu! Anlamayanlar için karıncadan daha küçük yaratıklar olduğunu söylemek istedim. O yaratıklar bugün çok can alıyorlar ve size hiç kimse onlar kadar yaklaşamayacak! Ne yalan söyleyeyim, insan olmayı biraz da bu yüzden çok istedim! Ölüm sizi hayatta tutuyor!

Korkmayın! İnsan olmak uçmaktan öte birşeydir! Size bir çift kanattan çok daha fazlası verildi.

Unutmayın ki; burada yaşam mücadelesi dediğiniz, aslında ölüme attığınız bir adımdan ibaret. Kim bilir kaç adım attınız da farkında bile değilsiniz!

Korkutularak gelişen bir yaratık, sadece sevilirse evrimleşir!
O büyük kalplerinizi ne olur kullanın artık!

Mutlu Ereriş
Ruhsal Gelişim

Human Valentine’s

11
Human Valetine's
Human Valetine's - Ruhsal Gelişim

-Human Valentine’s-

Nereye baksam sevgi arayan insanları görüyorum, sevgi nerede diyenleri! Etrafınızı kuşatan yaşam, size ne anlatıyor, göremiyor musunuz?

İnsan, bir böcek kadar tarımla uğraşmıyor. İnsan, ömrünü arka bahçedeki çukurda geçirmiyor. İnsan, bokun içinde yaşamıyor! Ya da insan bunların hepsini yaşamayı çoktan göze almış!

Sahip olduğunuz gücü göremiyor musunuz?

Tüm canlılar tek bir seçeneğe odaklanmışken, bir sürü seçeneğiniz olduğunu cidden göremiyor musunuz? Bolluğu, bereketi, seçimlerinizi ve en önemlisi sevgiyi hissedemiyor musunuz?

Siz neye kadir olduğunuzu gerçekten bilmiyorsunuz?

Bir böcek tüm ömrünü kırmızı çiçeklerle geçirebiliyorken, siz kırmızı çiçeklerin tadına bakıp, yeşil, mavi, mor çiçeklerin varlığını tüketiyorsunuz!

Size verilenin farkında değil misiniz?

Ne kadar sevildiğinizin, nelere kadir olduğunuzun, ne için şükretmeniz gerektiğinin, cidden farkında değil misiniz? O çukurda yaşayan böceklerden daha faydalı olmanız gerekmiyor mu?

En azından tarımla uğraşan bir böcek kadar hareket etmeniz gerektiğini fark edebilirdiniz! Bir böceğin yaşamı boyunca kat ettiği yol, hiç bir şeyi olmayan bir insanın ceplerinin yarısını doldurmaz. Siz nasıl bir yokluk çekiyorsunuz?

Doğa faydalı olanı çok seviyor. Yeşil yaprakların bereketini, suratınıza açıyor. Siz faydalı olmak için daha ne bekliyorsunuz? “İnsan kadar hareket etmek” fikrine sahip olun artık!

-Human Valentine’s-

Sevmelisiniz arkadaş, sevilmek değil, sevmektir sizi yücelten, bunu anlamalısınız!

Gidip bir böceği izlemelisiniz! Tiksinmeden bunu yapabilirseniz eğer, çok önemli bir şey fark edeceksiniz. Yaşamak için tüm ömürleri boyunca hiç vazgeçmeden emekliyorlar ve bunu sevmeye hakları olmadan yapıyorlar! İçi bu güdüyle doldurulmuş yaratıklar, ne kadar da faydalı! “Kendini çoğaltmak ve varlığını sürdürmek” hepsi bu. Her gün, sırf bu sebepten avuçlarınızın alacağı kadar toprağı diğer böceklerle savaşarak kat etmek ve dikkat edin, sevmek yok. Hepsi bu!

Siz tiksinip kaç böceğin üstüne bastıysanız, o kadar üstünüze basıyor hayat farkında değil misiniz? Kaç patatesi közleyip yarım bıraktınız? Kaç biberi telef ettiniz? Güneşten saklanıp, ne kadar karanlıkta kaldınız? Bütün bu canlılıktan daha ne kadar kaçacaksınız?

Etrafınıza bakmak bu kadar mı zor? Siz “sevgi” yaratığısınız! Aranızda bu hayattan sağ kurtulan kimse var mı? Bir böceğe hayat vermek ve bu faydalı yaratıkların çoğalmasına sebep olmak, sadece Tanrının aklına gelirdi, öyle değil mi? Koskoca gezegene yetecek kadar zengin ve besin değeri yüksek yiyecek üretmek hiç kolay iş değildir. Etrafınıza iyi bakın! Bahçenize bereket getirebilirsiniz! Sadece severek, bütün amaçlarınızı gerçekleştirebilirsiniz!

Büyük düşünmek ya da gözlerinizi açmanız, aslında hepsi aynı şey! Büyük resmi görmeniz için daha ne olması gerekiyor?

Neyse, ne diyordum ben, “sevgililer gününüz” kutlu olsun! Ey insanlar! 

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Ruhsal Gelişim

Merhem

13
Merhem
Merhem - Ruhsal Gelişim

Duygularımı bastırmalıyım. Her seferinde  duygularımı gizleyerek, temkinli davranarak, asıl hissetmek istediğimden çok uzakta yaşamalıyım. Böylesi çok daha güvenli Merhem, bazen ağrılarımı yok edip duygularımı bastırman çok iyi geliyor.

O kadar alıştım ki buna, sanatçıya ve eserine gerekli ihtimamı gösteremiyorum. Kendimi bırakamıyorum. Teslim olamıyorum. Belki de sanatçının eseri bu, tam bilemiyorum. Üzerine düşeni yapmayan insanların üzerine bir şey düşürmüyorum. Kaba insanlara, kabalık etmiyorum. İşleri üzerime yıkan insanların, işlerini tabi ki yapmıyorum.

Ama işlerini bitirmek çok zaman alıyor. Merhem!

Duygularımı bastırmak oldukça akıllıca, öfkelendiğimde içimde patlıyor. Mesela tartışmalarda susup “amannn banane boşver” diyorum. Tartışma beni kemirince, “haklısın” diyorum. Görüşlerim önemsiz sonuçta, içimde tutsam daha iyi. Bana yol gösterse yetecek fikirler başkasının ne işine yarar ki?

Merhem, beni gücendirecek şeyler söylediklerinde “önemli değil” diyorum. Hatta bazen geceleri “keşke cevap verseydim” dediğim oluyor. Lakin, bence çok iyi yapıyorum. Çünkü hayatta keşkelere ayıracak vaktim yok. Duygularımı kendime saklamak, gayet iyi geliyor sonuçta!

İçimdeki öfke büyüdüğünde bile, bu duyguyu içime saklıyorum. Efsane bir şey! Böylece insanlar etrafta duygularından bahsederek “aaa ne sakin, yahu” bu çok hoşuma gidiyor diyebiliyorlar. En çok da aşk hayatım nasibini alıyor, tabi ki bu durumdan.

Duygularımı sakladığım insana, aşık olduğumdan hiç bahsedemiyorum!

-Merhem-

Merhem! Düşünsene her şeyin bir zamanı var. Öyle hemen lap diye atlamak olmuyor. Önce güvenilir mi, temiz mi, mikrop mu, ney mi, ne değil mi, bunları öğreneceğiz. Sonra duygularımızı serbest bırakacağız.

Asıl kimliğimiz, onlar yanlış kararlar verdiğinde, sessiz kalmak olacak! Yok ya, çok iyiyim! Her şey, çok yolunda diyeceğiz!

Duyguları dışavurmak zayıflıktır ve zayıf yerlerinizi aşık olsanız bile gösteremezsiniz!

Bu durumda sürekli dalgın oluyoruz. Merhem! Etrafımızda olup bitenleri takip etmekte zorlanıyoruz. Kafamız hep başka yerde olduğundan, istediğimiz şeyleri yapmaya vakit bulamıyoruz. Neredeyse bütün zamanımızı boşlukta geçirmeye başlıyoruz. Bir şey istiyor muyuz bu hayattan? O bile meçhul!

Şimdi Merhemcim!

Benim, yaralarım da dualarım da günahlarım da gökteki yıldızlar kadar çok! Aşkım hatalarım dan çok, sevgim düşüncelerimden çok, öfkem neredeyse hiç ama hiç yok!

Ben bunları bastırsaydım, hiç kimse kalmazdı. Beni anlıyor musun?

Hiç bir şey hissetmemek, belki bizi süper kahraman yapabilir. Ama kahramanın süper olması için bile, duyarlı olması gerekiyor. Hislerinizi gizleyin ve süper gücünüzle beni de kurtarın olur mu?

Duygularımın kaynağı yaşadığım aşklar ve kahramanları değildir. Neredeyse en saf duygum, daha hiç bir insanla tanışmadığım yıllardan geliyor! O duyguyla size sarılan size bağıran ve sizi koruyan çocuk çok ama çok büyüdü ve bu duyguma asla sahip olamayacaksınız!

Yapabileceğiniz tek şey sevmek ya da merhem olmaktır! Belki siz ağrı olmak istersiniz! Siz bilirsiniz!

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Ruhsal Gelişim

Reklam Alanı

blank

Popüler Yazılar

Sol Elim

Sol Elim

Manzara

Manzara

Adalet

Adalet

Bir Çift Tek Aşk 3

Bir Çift Tek Aşk 3

3000+ ABONE ARASINA KATIL
where is human?

Haftalık bültene abone olun, yeni içerikleri kaçırmayın.

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.