Home Blog

Kuşbeyin

2
Kuşbeyin
Kuşbeyin - Ruhsal Gelişim

Merhaba ben kuşbeyin!

İnsanlar gibi yürümek istedim. Dağların üstünden etrafından dolanmak yerine, tırmanmak ve dağların tepesine dokunmak istedim. İnsan ömründe en çok neye zaman harcar? bunu öğrenmek istedim! Kuş beyinliyim çünkü! Mazur görün! Bir sürü şey gördüm ama, kuş gibi bakmışım işte! Dünya ile bu kadar mesafeli olmayı inanın bana hiç ama hiç istemezdim.

Biz büyüklerimizden işittik ki önce “er” yaratılmış. Yaratıcı kendi kudretinden “er”e Tanrılık kılmış. Bu “er”in bir kuş şeklinde ve çok hikmete sahip olduğunu söylediler. Ben yine de insan olmak istedim. Çünkü; bu destanın devamını sadece onlar bileceklerdi. Ne harika öyle değil mi? Canlı, cansız tüm varlıkların göbeğinde yaşayan insan, uçmaya neden gerek duysun?

Balkonlara tüneyip, evlerinizin içine baktım! Kocaman yuvalarınızı gördüm. Bir sürü dal toplamış, tek başınıza oturuyordunuz. İnsan olmak istedim, daha güzel bir yuva için! Kuş oldum, bu hikmete sahip olmak için!

İnsanın en başta, tek bir seyircisi oluyordu. Onu ölesiye alkışlayıp, diğerlerinin de onu seveceğine inandıran, tek bir seyirci! Gösterinizden sıkılan seyirciniz sizi hala çok seviyor, merak etmeyin. Lakin hayat, işte böyle başlıyordu!

-Kuşbeyin-

Sizin için imkansız diye bir şey yoktu, sadece düşük ihtimaller vardı. Gündüzleri harcadığınız zaman aslında kısa bir günden ibaretti, geceleri ise, sadece zaman kaybediyordunuz. Bu yüzden insan olmak istedim. Kendime ait bir zamanım olsun diye! Oradan oraya uçmaktan kurtulacaktım. Kendimle kalacaktım!

İnsan olabilseyim eğer, hiç utanmazdım! Çünkü; utanç duygusu, hazzı öldürüyor! Kuş oldum, izledim! Ne fırsatlar kaçırıyordu insan! Burnunun ucunda duran toz parçasını bile göremiyordu çoğu zaman. Fırsatlar parmaklarınızla un ufak ettiğiniz, kırıntılardan ibaretti. Genzinize kaçar da hasta olursanız, iyileştiğinizde belki anlıyordunuz!

Neyse, size asıl anlatmak istediğim şey olaylara kuş bakışı yaklaşmanızı gerektiriyor!

Evinizde kaldığınız için hava kirliliği her geçen gün düşüyor! Yürürken kirlettiğiniz havaya, kanatlarımız yetmiyordu artık! Dünyanın odaklandığınız meselerle dönmediği, başka değerlere ihtiyacınız olduğu ve tabi olduğunuz yaşama duymanız gereken saygının hatırlatıldığı bu günler gelip geçicidir. Kalıcı olan tek şey, doğal yoldan seçilmeniz olacak!

-Kuşbeyin-

Yukarıdan bakınca çok küçük görünüyorsunuz, bu yüzden size çok yaklaşmak gerekiyor! Öldürdüğünüz tüm o karıncalar işte bundan bahsediyordu! Anlamayanlar için karıncadan daha küçük yaratıklar olduğunu söylemek istedim. O yaratıklar bugün çok can alıyorlar ve size hiç kimse onlar kadar yaklaşamayacak! Ne yalan söyleyeyim, insan olmayı biraz da bu yüzden çok istedim! Ölüm sizi hayatta tutuyor!

Korkmayın! İnsan olmak uçmaktan öte birşeydir! Size bir çift kanattan çok daha fazlası verildi.

Unutmayın ki; burada yaşam mücadelesi dediğiniz, aslında ölüme attığınız bir adımdan ibaret. Kim bilir kaç adım attınız da farkında bile değilsiniz!

Korkutularak gelişen bir yaratık, sadece sevilirse evrimleşir!
O büyük kalplerinizi ne olur kullanın artık!

Mutlu Ereriş
Ruhsal Gelişim

Human Valentine’s

11
Human Valetine's
Human Valetine's - Ruhsal Gelişim

-Human Valentine’s-

Nereye baksam sevgi arayan insanları görüyorum, sevgi nerede diyenleri! Etrafınızı kuşatan yaşam, size ne anlatıyor, göremiyor musunuz?

İnsan, bir böcek kadar tarımla uğraşmıyor. İnsan, ömrünü arka bahçedeki çukurda geçirmiyor. İnsan, bokun içinde yaşamıyor! Ya da insan bunların hepsini yaşamayı çoktan göze almış!

Sahip olduğunuz gücü göremiyor musunuz?

Tüm canlılar tek bir seçeneğe odaklanmışken, bir sürü seçeneğiniz olduğunu cidden göremiyor musunuz? Bolluğu, bereketi, seçimlerinizi ve en önemlisi sevgiyi hissedemiyor musunuz?

Siz neye kadir olduğunuzu gerçekten bilmiyorsunuz?

Bir böcek tüm ömrünü kırmızı çiçeklerle geçirebiliyorken, siz kırmızı çiçeklerin tadına bakıp, yeşil, mavi, mor çiçeklerin varlığını tüketiyorsunuz!

Size verilenin farkında değil misiniz?

Ne kadar sevildiğinizin, nelere kadir olduğunuzun, ne için şükretmeniz gerektiğinin, cidden farkında değil misiniz? O çukurda yaşayan böceklerden daha faydalı olmanız gerekmiyor mu?

En azından tarımla uğraşan bir böcek kadar hareket etmeniz gerektiğini fark edebilirdiniz! Bir böceğin yaşamı boyunca kat ettiği yol, hiç bir şeyi olmayan bir insanın ceplerinin yarısını doldurmaz. Siz nasıl bir yokluk çekiyorsunuz?

Doğa faydalı olanı çok seviyor. Yeşil yaprakların bereketini, suratınıza açıyor. Siz faydalı olmak için daha ne bekliyorsunuz? “İnsan kadar hareket etmek” fikrine sahip olun artık!

-Human Valentine’s-

Sevmelisiniz arkadaş, sevilmek değil, sevmektir sizi yücelten, bunu anlamalısınız!

Gidip bir böceği izlemelisiniz! Tiksinmeden bunu yapabilirseniz eğer, çok önemli bir şey fark edeceksiniz. Yaşamak için tüm ömürleri boyunca hiç vazgeçmeden emekliyorlar ve bunu sevmeye hakları olmadan yapıyorlar! İçi bu güdüyle doldurulmuş yaratıklar, ne kadar da faydalı! “Kendini çoğaltmak ve varlığını sürdürmek” hepsi bu. Her gün, sırf bu sebepten avuçlarınızın alacağı kadar toprağı diğer böceklerle savaşarak kat etmek ve dikkat edin, sevmek yok. Hepsi bu!

Siz tiksinip kaç böceğin üstüne bastıysanız, o kadar üstünüze basıyor hayat farkında değil misiniz? Kaç patatesi közleyip yarım bıraktınız? Kaç biberi telef ettiniz? Güneşten saklanıp, ne kadar karanlıkta kaldınız? Bütün bu canlılıktan daha ne kadar kaçacaksınız?

Etrafınıza bakmak bu kadar mı zor? Siz “sevgi” yaratığısınız! Aranızda bu hayattan sağ kurtulan kimse var mı? Bir böceğe hayat vermek ve bu faydalı yaratıkların çoğalmasına sebep olmak, sadece Tanrının aklına gelirdi, öyle değil mi? Koskoca gezegene yetecek kadar zengin ve besin değeri yüksek yiyecek üretmek hiç kolay iş değildir. Etrafınıza iyi bakın! Bahçenize bereket getirebilirsiniz! Sadece severek, bütün amaçlarınızı gerçekleştirebilirsiniz!

Büyük düşünmek ya da gözlerinizi açmanız, aslında hepsi aynı şey! Büyük resmi görmeniz için daha ne olması gerekiyor?

Neyse, ne diyordum ben, “sevgililer gününüz” kutlu olsun! Ey insanlar! 

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Ruhsal Gelişim

Merhem

13
Merhem
Merhem - Ruhsal Gelişim

Duygularımı bastırmalıyım. Her seferinde  duygularımı gizleyerek, temkinli davranarak, asıl hissetmek istediğimden çok uzakta yaşamalıyım. Böylesi çok daha güvenli Merhem, bazen ağrılarımı yok edip duygularımı bastırman çok iyi geliyor.

O kadar alıştım ki buna, sanatçıya ve eserine gerekli ihtimamı gösteremiyorum. Kendimi bırakamıyorum. Teslim olamıyorum. Belki de sanatçının eseri bu, tam bilemiyorum. Üzerine düşeni yapmayan insanların üzerine bir şey düşürmüyorum. Kaba insanlara, kabalık etmiyorum. İşleri üzerime yıkan insanların, işlerini tabi ki yapmıyorum.

Ama işlerini bitirmek çok zaman alıyor. Merhem!

Duygularımı bastırmak oldukça akıllıca, öfkelendiğimde içimde patlıyor. Mesela tartışmalarda susup “amannn banane boşver” diyorum. Tartışma beni kemirince, “haklısın” diyorum. Görüşlerim önemsiz sonuçta, içimde tutsam daha iyi. Bana yol gösterse yetecek fikirler başkasının ne işine yarar ki?

Merhem, beni gücendirecek şeyler söylediklerinde “önemli değil” diyorum. Hatta bazen geceleri “keşke cevap verseydim” dediğim oluyor. Lakin, bence çok iyi yapıyorum. Çünkü hayatta keşkelere ayıracak vaktim yok. Duygularımı kendime saklamak, gayet iyi geliyor sonuçta!

İçimdeki öfke büyüdüğünde bile, bu duyguyu içime saklıyorum. Efsane bir şey! Böylece insanlar etrafta duygularından bahsederek “aaa ne sakin, yahu” bu çok hoşuma gidiyor diyebiliyorlar. En çok da aşk hayatım nasibini alıyor, tabi ki bu durumdan.

Duygularımı sakladığım insana, aşık olduğumdan hiç bahsedemiyorum!

-Merhem-

Merhem! Düşünsene her şeyin bir zamanı var. Öyle hemen lap diye atlamak olmuyor. Önce güvenilir mi, temiz mi, mikrop mu, ney mi, ne değil mi, bunları öğreneceğiz. Sonra duygularımızı serbest bırakacağız.

Asıl kimliğimiz, onlar yanlış kararlar verdiğinde, sessiz kalmak olacak! Yok ya, çok iyiyim! Her şey, çok yolunda diyeceğiz!

Duyguları dışavurmak zayıflıktır ve zayıf yerlerinizi aşık olsanız bile gösteremezsiniz!

Bu durumda sürekli dalgın oluyoruz. Merhem! Etrafımızda olup bitenleri takip etmekte zorlanıyoruz. Kafamız hep başka yerde olduğundan, istediğimiz şeyleri yapmaya vakit bulamıyoruz. Neredeyse bütün zamanımızı boşlukta geçirmeye başlıyoruz. Bir şey istiyor muyuz bu hayattan? O bile meçhul!

Şimdi Merhemcim!

Benim, yaralarım da dualarım da günahlarım da gökteki yıldızlar kadar çok! Aşkım hatalarım dan çok, sevgim düşüncelerimden çok, öfkem neredeyse hiç ama hiç yok!

Ben bunları bastırsaydım, hiç kimse kalmazdı. Beni anlıyor musun?

Hiç bir şey hissetmemek, belki bizi süper kahraman yapabilir. Ama kahramanın süper olması için bile, duyarlı olması gerekiyor. Hislerinizi gizleyin ve süper gücünüzle beni de kurtarın olur mu?

Duygularımın kaynağı yaşadığım aşklar ve kahramanları değildir. Neredeyse en saf duygum, daha hiç bir insanla tanışmadığım yıllardan geliyor! O duyguyla size sarılan size bağıran ve sizi koruyan çocuk çok ama çok büyüdü ve bu duyguma asla sahip olamayacaksınız!

Yapabileceğiniz tek şey sevmek ya da merhem olmaktır! Belki siz ağrı olmak istersiniz! Siz bilirsiniz!

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Ruhsal Gelişim

Güneşin Doğuşu

16
Güneşin Doğuşu
Güneşin Doğuşu - Şiir

-Güneşin Doğuşu-

Koyu maviden, açık kızılı çalıyor.
Sokak lambalarını söndürüyor.
Odanın tam ortasına çöküyordu.

Şu hafif mavi güneşliği, önümden çek!
Gece içinden düşünsün, sanane.
Dünya volta atacak birazdan!
Mavi-pembe sessizlik,
3250 metre yükseklikten,
muhteşem ışık oyunları eşliğinde,
olay çıkaracak.

Neredeyse geleceğim yere varmış gibiydim!

Cennetin ön izlemesini, dört gözle beklerken.
Durduk yere içimi ısıtıp, gölgeme can verdin.
Öyle boş boş bakma olur mu?
Kuşları bile heyecanlandırıyor bu durum!
Önce bülbüller ötüyor.
Doğunca, serçeler ötecek.
Sonra, güvercinler “guuuk-guuuk” diyecekler.
Kumrular, zaten çok zarifler.
Horozlar, gürültü yapacak.
Kargalar, gak guk edecek.
Baykuşlar paydos diyecek.
Çünkü; bazıları için, mesai bitiyor!

Varlığınızı anlatan, ağzınızı sulandırır.
Doğuşu 24 saat süren, 5 dakika da nasıl batsın!

-Güneşin Doğuşu-

Çabuk batsa da;
Gece 4’te aklıma gelen parlak fikirler gibi,
içime doğacaksın birazdan!

Fransa’da bulutların içine.
Roma’da kalıntıların üstüne.
Kamboçya’da kısa boylu palmiyelere.
Şangay’da binaların arasına.
Endonezya’da okyanusun üzerinden sahile.
Bangkok’ta ibadethanenin kapısından içeriye.
Grand kanyon’da tepemizden yeryüzüne.
Hongkong’ta boş su kanalının içine.
İzlanda’da buz dağlarının böğrüne.
Norveç’te dağ yamacındaki bitkilere.
Bali’de kiremit rengi küçük girdaplara.
Avustralya’da kocaman bir adanın tepesine.
Hırvatistan’da çağlayanların
arasındaki iskeleye.
Yunanistan’da vadinin göbeğine düşen zeytine.
Ufuk, bacaklarını ayırırken.
Gelecek, başını uzatırken.
Dalgalar, eğilmeye başladığında.
Rüzgar, kulağımıza fısıldarken
Güne bakanlar, birbirine aşık olurken.
Yeryüzüne, ateşin düşecek!

Mesai yeni başlıyor, sevgilim!

Süzülen kanatlar var, gök yüzünde.
Suratında, dalgalar, köpükler var.
Gözlerin ayna, gülüşün pul pul.
Saçlarımla oynayan, bir sürü parmağın var.
Omzumdan tut, sırtına giydir, beni!
Dişlerinde duran, zalim çocuklar gibi.
Gözlerinde parlayan, nefis umutlar var.

Parmaklarım değince,içinden şarkı söyleyen,
içim geçince, dudaklarını ısırır.

Gözümü kırpmadan, sözümü kesmeden,
doğan güneş!
Kurtuluş haberini, ver artık dünyaya!
Yeryüzünü koruyan meşela misali,
düştü gönlüme!
Güneşin merhameti, şu an içimizde.
Aşka vuran güneş, kolay batmıyor!
Bak şurada, güneşin kızarttığı, malum kayısılar var!

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Şiir

Sürtünerek Guruldayan Güvercin

20
Sürtünerek Guruldayan Güvercin
Sürtünerek Guruldayan Güvercin - Şiir

-Sürtünerek Guruldayan Güvercin-

Şiir için rüzgarlı derler. Nasıldır, bilirsiniz! Pudra tenli kadının, esmer yüzü gibi, fiyonk fiyonk saçlarına benzer!

Şiir, kısa boylu bir kadının göz yaşları gibidir. Göz doldurur, gece gece! Halimden anlayan gelsin desen. Halinden anlamayan gelir! Dizleri yere vursun desen. Baş kaldırırlar! Sen sen ol dediklerin, her şeyin olur!

Şiir, boş bakışlarıma anlam aramak gibidir. Ölümsüzlüğü, kurtarıcı bir ışıkla aydınlatır. Ve camdan yapılmış parlak bir göz gibi, güneşe benzer! Dünyanın içinde boğulup kurtulduğu, dipsiz bir gölde sınava girer, yüreğinizi tazelersiniz!

Mürekkep yalayan insanların kendini kurtarması için neye gereksinimi varsa hepsi şiirdir.

Şiir, müzikal bir huzursuzluk, ateşli bir sevinç ve hoşnutsuzluktur. Sanki kanıma giren, yabancı bir madde gibidir. İhtiyar göğsümden, bir kurtarıcı olarak fışkırır. İnsan benliğimden, çok daha derindir. Her zaman yeni ve pürüzsüz bir gülücük gibidir.

-Sürtünerek Guruldayan Güvercin-

Şiir, kendi hayatını yarım yamalak güvence altına alan, çevresine diktiği ahlak, din ve vatan gibi çitleri yıkan, batmış sevinç ve kederler gibi yukarıya çıkan, rüzgar, deniz, ateş, kadın ve ekmek gibi, her günün yüz yıllık öğelerine, bekaretini katandır.

“Siz arzuyu seviyorsunuz efendim, arzu edileni değil!”

Üç beş kişinin dilinden anlayan, nasıl hayatını yaşıyorsa, herkesin dilinden anlayan, öyle yaşar hayatını. İlham gelince, gözler kapanır. Küçük bir kıvılcım, kendini ateş sanır. Ateşi bulduk diye sevinsek, sönene kadar için için yanardık. Ömür bizi bulduğunda ölsek, ömrü bu kadardı der, yine yaşardık. On iki mısralı şiirden, üç kıta okusak, asla ama asla doymazdık. Uzun cümleler kurup anlatsak, bizi kimse dinlemezdi! Kısa cümlelerde, dinlenebilecek gibi değildi zaten!

Kısacası; Yarattığınız neyse, yaşadığınız odur! Şiir, vahşi kuş kaçmak için kanat çırptığında, çivit mavisi denizi çalkalayan yaşamın ta kendisidir!

Bu sefer yazmak yerine seslenmek istedim!
– Sürtünerek guruldayan, güvercinim’e –

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Şiir

Mary Jane

16
Mary Jane
Mary Jane - Şiir

-Mary Jane-

Küçük tüylerimi saçlarıma
varıncaya kadar okşadığını.

Bileklerimden, kollarımdan,
ayaklarımdan, bahsettiğini.

Derinlerde bir yerde
ama çok içerde olduğumu.

Bana ilham verdiğini.
Sağlığıma iyi geldiğini.
Dudaklarımı okuduğunu.
Kulaklarımı çınlattığını.
Kimsenin dinlemediği,
on binlerce fısıltıya kulak verdiğini.
Biliyor musun? MJ.

Sisli bakışlarımda tökezlediğin.
Eğimli yollarda emekleyip
sonra yine yürüdüğün.

Ölmüş okyanusların karşısına dikildiğin.
Bir mezarlığın girişinde olduğun.
Ve çok şiddetli bir yağmur yağdığın da,
elimi tuttuğun,
ruhuma iyi geldiğin,
sana dokunabildiğim.
Aklına geldi mi?

Ölü balinanın sırt yüzgeçine tutunan çocuğu.
Beyaz kedisini okşayan, melez adamı.
Vücudu yanmakta olan, esmer kadını.
Bütün dünyayı içine çekebilecek,
dalganın gümbürtüsünü.

Aşkın yaraladığı bir adamı,
nefretin de yaraladığını.

Bana gökkuşağını veren kadının,
yaramı dağladığını.

Açlıktan kıvranan adamın, gülücüğünü.
İnsanların çok ve ellerinin boş olduğunu.
Görüyor musun?

-Mary Jane-

Cellatların, yüzünü iyi gizlediğini.
Kötülüklerin, insana çok iyi geldiğini.
İyiliklerin hesabının, tek tek sorulduğunu.
Duyguların, renk değiştirdiğini.
Çığlıkların, sessizce ileriye atıldığını.
Siyahın renk, hiçinse, bir sayı olduğunu.
Öğrendim! Bebeğim.
Hayallerimiz, oyuncak değilmiş,
Hataları, tepsiyle taşıyabilirmişiz.
Özgürlük, yuvarlak değilmiş.
Dileklerimizi, gerçekleştirebilirmişiz.
Ve en önemlisi de;
Yürüyen merdivenlerde öpüşebilirmişiz!
Sevgilim!

Sana bir sürü şey sormak istiyorum.
Bir dağ, kaç yılda oluyor, sence?
Güneş, bugün ne kadar ısıttı, seni?
Ve rüzgar, kaç dakika, direndi saçlarına?
Yağmur, kaç damlasını düşürdü,
bugün kucağına?

Söyler misin?
Nerelerdeydin sen?

“Bu dünyada bir insan olabilirim.
Ama senin için bir dünya da olabilirim”

Sana söz ile ses arasındaki dostluğu,
şimdi, şu an, tarif edebilirim!
İçimden bir ses bereket sözü diyor!
Kaygısızlık MJ! Kaygısızlık!
Bizi dünyanın en mutlu insanı yapacak!
Seni seviyorum, bebeğim!

2020 yılı tüm canlıların başlangıç çizgisi olacak. Eğer içinizde hala bitişe varamadığını düşünen varsa, tek yapmanız gereken 24:00’e kadar içmektir! Tüm canlıları seviyorum! En çok da Mary Jane’i.. Herkese musmutlu ve yepyeni bir yıl dilerim!

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Şiir

Almış Bizi Saçaklarına

21
Almış Bizi Saçaklarına
Almış Bizi Saçaklarına - Ruhsal Gelişim

Geçmişteyiz bugün gibi.. Bekliyoruz, yine seni.. Geleceğini duymuş biri, almış bizi saçaklarına.. Uslanmış çocuk gibi.. Hırslanmış deli biri.. Özlüyormuş hala seni..

Parça buna benziyor!

Nefes alan yaratıkların alayının burnu tıkanmış.. Açılır mı dersin? Abi! Yaşamın kıyısında dolaşanlar.. Ayaklarını ıslatır mı sence? Yaşamın kıyısında dolananlara cahil diyorum, ben.. Denizin kıyısına sahil dediğim gibi.. Bir şeyin kıyısına denk geldiysen, sen de dahil olursun.. Değil mi? Abi!

Sağ dizim bükülmüyor, negatif bir cümleyse.. Başım eğilmiyor, pozitiftir.. Bileğim bükülmüyor, güçlü bir cümleyse.. Kaderim bilinmiyor, zayıftır.. Çakmak istedim, az önce.. Kibrit uzattılar.. Vasat çöplerin kıvılcımı iki paket sigara içiriyor.. Be abi!

Geçmişteyim bugün gibi.. Yarınlar gelmiş dedi .. Hatıralarını unutanları hatırlıyorum da, artık yoklar be abi! Yani bugün artık geçmiş gibi, anlıyor musun? Ritm tutuyoruz kafamızda.. Kafa tutuyoruz, şurda.. Neyi tutamıyoruz, abi biz? Bişey de be abi, bişey de!

Bak abim! Elindeki kibritlerin kokusunu ciğerlerine çekiyor olsan, seni anlardım.. Derdim ki; bu çocukta iş var.. Ciğerlerini seviyor.. Çiçekten anlıyor.. Ama sen diyorsun ki.. Duman olsun ciğerlerim.. Kokla be oğlum desem neye yarar ki?

-Almış Bizi Saçaklarına-

Bir keresinde bundan yıllar öncesine gitmiştim.. Karaciğerime çalışıyorum diyeyim, sen anla.. O kadar geçmiş ki, bi fırt daha alsam boğulucam.. Koklamayı bilmiyorum filan.. Hemingway okuyan Bi abimiz, bana yaşlı insanların tüple damlası gereken seviyeler olduğunu anlatmaya çalışıyordu.. Bak senin içinde geçmişe gidiyorum ha.. Tecrübemi anla diye söylüyorum.. Sadece zamanda yolculuk edebilenlerin gittiği mekanlar vardır.. Yaşam derler adına.. Çok kıymetli lan.. Yaşamışlar.. Karaciğerini bırakıyorsun!

Neyse, demek istediğim.. Tutunacak çok şey var evlat.. Ben sana tutunmayacağın şeyi söyleyeyim.. Zamana tutunma abim.. Ya geçer, ya durur.. Ya da akıp gider be oğlum.. Sen sen ol, hep başka yerlere seyahat et.. Zamanında sonu var be oğlum.. 

Bacaklarım tutmuyor ve direniyorsam.. Sözünü dinlemek istemiyorsam.. Sağı solu kırıp dökmüyorsam.. Kaderimi bile seçemiyorsam.. Yaşamıyorum yani.. Gülmek istedim, az önce.. Beni ağlattılar be abi!

Geleceğim yarın gibi.. Bugünler geçmiş dedi.. Unutanları hatırlıyorum da, hatıralarımı.. Hepsi burada be abi! Bence zamana tutunamıyorum ben.. Saygısızlık etmek istemem ama.. Zamana tutunmam be abi.. Sadece zamanda yolculuk edenlerin gidebildiği bir mekandayım.. Karaciğerimi bırakıyorum diyeyim sen anla!

Yaşamak buysa.. Çok kıymetli lan.. Sağol, varol be abi!

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Ruhsal Gelişim

Ağacın Dibi

14
Ağacın Dibi
Ağacın Dibi - Şiir

Ağacın dibi, geldi artık.
Yaprakları sarardı.
Sizi nimetten sayalım mı dersiniz?
Dal parçaları!

Filizleri sürgün edilmiş yapraklar kadar,
yaşıyor musunuz?

Bazı meyveler hiç çürümüyor, biliyor musunuz?
Zaten, soğukta hiç bir şey çürümüyor.
Dakikalar hiç geçmese de
bu saatlerce zaman alıyor!

Kısa şeritler halinde üzülüyoruz.
Uzun şeritler halinde geçiyor.
Hayat, hep film şeridi gibi!

Hayatı boyunca başkaları için yaşayan
var mı aranızda?

Bugün, kendiniz için yaşıyor musunuz?
Peki bu arkadaşlar, benim içinde yaşar mı?
İnanın daha faydalısınız böyle!
Herkese faydalı olamazsınız!
Gelin, bana faydalı olun!

Kanaryalar ötüyor diye,
kuşları neşeli sanmayın!

Neşeli kuşlar ötmez!
Sıkılmışlardır sadece!

Onlar yanınızda değiller ama yakındalar.
Onlar içinizde değiller ama dışardalar.
Onlar sizinle değil kardeşim, bizimle onlar.

Güzel günler dizimin dibinde!
Sabırlı olursam, birisi içimdeki ateşi yakacak!
Artık, borum ötmeye başlayacak..
Kül olacaksınız!
Dal parçaları!

Onu hayatının merkezine koyanlar.
Her dediğini harfiyen yapanlar.
Hiçbir şeyde eksiklik bırakmayanlar.
Siz, onsuz yaşayamayanlar!
Sadece bunu anlatmak mı istiyorsunuz?
Neredesiniz, abi siz?
Ben neden sizlerle hiç karşılaşmıyorum?
Neden tanışamadık sizlerle?
Lideriniz olabilirim!
Sizleri yönetebilirim!
Beni sonsuza kadar takip edebilirsiniz!
Ben ne dersem onu yapabilirsiniz!
Çok mutlu oluruz, inanın bana.
Kendim olabilmek için
sizlere ihtiyacım var!

Sizler benim her dediğimi
yapmak mı istiyorsunuz?

Yoksa sevilmek mi?
Sizin dediklerinizi mi yapayım?
Yoksa seveyim mi?
Ağzınızdan çıkanı kulaklarınız duyuyor mu?
Hadi söyleyin bana!
Bir şey öğreneceksiniz..

“Geçmişte olmuş ama etkileri bugün de
devam eden şey’e present perfect tense denir!”


Biz zamanı geniş olanlar,
bu yüzden şimdiki zaman da yaşıyoruz!

Size alternatif bir gelecek sunmak istiyorum!
Size gösterebilirim!

-Ağacın Dibi-

Uçurumun dibine vardınız artık.
Yaşamınız karardı.
Sizi nimetten sayalım mı dersiniz?
Dal parçaları!
Yeşil ormanın kucağında yaşayacak mısınız?

Çukurlar, delikler, oluklar.
İçinizi dolduruyorlar.
Onları tıkayacak mısınız?

Yağmur, damla damla yağmaz, çiseler!
Ateş, kıvılcımla büyümez, harlar!
Düşünceleriniz, aşkı desteklemez, susar!

Sizin kalbiniz, beyninizden büyük mü?
Açın o zaman ağzınızı!
Duygularınızdan bahsedelim.
Aklınızdan çıkanı, kalbiniz duysun istiyorum.

Çamurlar, pislikler, lekeler.
Her yere bulaşıyorlar.
Suya sabuna dokunacak mısınız?

Bademciklerimin kızgın tarafı kadar,
boğmadım hiç kimseyi.

Hep akciğerlerim kadar nefes aldım!
Nietzche, bana hiç dediğinde,
çok küçüktüm.

Spinoza, bebekliğimdi!
Sokrates, oraları çoktan geçmişti!

Adamların bir ömür düşündüğünü,
üç fırtta içine çeken aşıklara sesleniyorum.
Duyuyor musunuz? Dal parçaları!
Size liderlik edebilirim.
İsteklerimi eksiksiz yerine getirebilirsiniz.
Söyleyin ama sizi seveyim mi?
Yoksa ömrünüzün kalanını
hatırlamak istemiyor musunuz?

Sorun değil;

Hayatını başkaları için yaşayan varsa aranızda?
Artık, benim için yaşayabilir!
Bana faydalı olun istiyorum!

Kanaryalar susmuyor diye,
kafeste yaşıyorlar sanmayın!

Bazı kuşlar, hiç susmaz!
Onları salın yeter!

“Ben, yeni yıla tek başıma gireceğim ve hepiniz davetlisiniz! Yalnız gelecekseniz tabi…”

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Şiir

Gerçek Hayaldir

17
Gerçek Hayaldir
Gerçek Hayaldir - Ruhsal Gelişim

-Gerçek Hayaldir-

Gerçekleştiremeyeceğim şeyleri hayal edemiyorum! Ve düşler aleminde yaşayan insanlara inanıyorum. Barış için savaşan ve tekrar barışacağına inanan insanlardan gına geldi!

Onun geçinmek için ne yaptığı beni ilgilendirmiyor! Sadece; Neyi özlediğini, neyi arzuladığını bilmek istiyorum. Kaç yaşında olduğuyla ilgilenmiyorum. Gerektiğinde hayali için aptallaşabilir mi? Bunu bilmek istiyorum!

Onun etrafında hangi gezegenlerin döndüğü beni ilgilendirmiyor. Yıldızlara bakmak için kafasını yukarı kaldırıyor mu? Bilmek istiyorum! Aklı ne kadar başında bununla hiç ilgilenmiyorum. Gerektiğinde sırt sırta verebilir miyiz? Bunu bilmek istiyorum.

Ayaklarımın üstünde duruyorum, sırtıma güneş vuruyor, gölgem tam önüme düşüyor. Bunun anlamı, kendi yolumda yürürken yine kendime destek oluyorumdur. Yıldızım yüksek olduğundan, tabiat kuralları desteğini benden esirgemiyordur! Arkamdan vuran güneş, güzelce sırtımı sıvazlıyordur.

Sen, kırların üzerinde uçan kartalı izliyor musun? Olağan üstü bir alamettir! En yüksek dağların tepesinde uçabildiği için benim özgürlüğü mü simgeler. Hareketli ormanın üstünden, dağların ardında kalan güneşe doğru uçar. Neden bu denli güçlüdür. Biliyor musun? Rüzgarın gücünü, kanatlarının gücüyle birleştirebildiği için, aşılmaz görünen tüm o engelleri, bir çırpıda aşabilir!

Gizlemeden, eksiğine ya da fazlasına takılmadan, olanı yaşayıp yaşayamayacağını bilmek istiyorum. Acı ya da neşe duyduğun için, insan olmanın sınırlılığını unutmayacağını bilmek istiyorum. Sürekli öyle ya da böyle uyarılarda bulunmadan, hevesle dans edip coşkunun iliklerine dolmasına izin verip vermeyeceğini bilmek istiyorum.

-Gerçek Hayaldir-

Bana yalan söylemen umrumda değil! Kendi kendine dürüst olmak için başkasını hayal kırıklığına uğratmayacağını bilmek istiyorum. Ne olursa olsun ruhuna ihanet etmeyeceğini bilmek istiyorum.

Güvenilir olup olamayacağını bilmek istiyorum. Her gün mükemmel olmasa da en azından güzelliği görüp göremeyeceğini bilmek istiyorum. Hatalarınla yaşayıp yaşayamayacağını, bilmek istiyorum.

Göldeki balıkların kılçığını ve göldeki tatlı suyu yutabiliriz, ben kenarında durup boğulup boğulmayacağımı bilmek istiyorum.

Ne olduğun ya da ne kadar olduğunla ilgilenmiyorum. Boktan geçen bir zamanın ardından, bitmiş, tükenmiş te olsan, yapılması gerekenleri yapıp yapamayacağını bilmek istiyorum.

Kim olduğun, nerden geldiğin beni ilgilendirmiyor. Korkusuzca benimle fırtınanın içine dalabilir misin? Bilmek istiyorum. Direnmene sebep olan şeyin ne olduğunu gerçekten bilmek istiyorum. Kendinle yalnız kalıp kalamayacağını ve kendini gerçekten sevip sevmediğini bilmek istiyorum!

Bir şeyin bana ilham verdiği doğrudur! Kim olduğunu, gözlerinizi kapatarak bulun istiyorum..

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Ruhsal Gelişim

Blind Dog

15
Blind Dog
Blind Dog - Şiir

-Blind Dog-

Kör köpek, konuşuyor!
Burnum çok keskindir.
Koklamam bile koparılmış çiçekleri.
Görmüyorum ben.
Sormuyorum.
Kulaklarım var, ama duymuyorum.
Dudaklarım var.
Öpücüğüm.
Parmak izi gibiler.
İki taneler.
Alt ve üst dudak.
Bir de tırnaklarım.

Kör köpek, konuşuyor!
Dişlerimi geçiriyorum, yalnızlığa.
Yalnız dişlerim geçiyor, oradan çünkü.
Fil gibi hayvanların da dişleri var.
İnsan isimli çalışmam, hep filolog arkadaşların.
Gelişine bir vursam, fileleri havalandırırım.

Kör köpek, konuşuyor.
Lale lale bahçelerin, mor bir kaşkolu olurmuş.

Etrafta kısa etekleriyle dolaşan kadınlar var.
Upuzun  etekleriyle.
Aslında hiçbirinin bacakları görünmüyor.
Yıllarca havladım.
Aferin oğlum dediler.
Artık konuşuyorum.

Tek hücreli bir hayvandım.
Kurtçuk oldum.
Kurttum.
Köpek oldum.
Aferin size, dinleyin bakalım

-Bilind Dog-

Kapağı yoksa dökülür abi.
Sıcaksa dökülür.
Ağzına kadar doldurursan dökülür.
Her şeyin üçte biri dökülür.
Duvarın boyası dökülür.
Saçların dökülür.
Kör köpeğin dişleri dökülür.
Bu karanlıkta durmadan konuşuyorum
Eskiden uluyordum.
İçimi eskisi gibi dökemiyorum.
Bir de durmadan köpürüyorum.

Bir gün bir şiir yazıcam,
ama önce aşık olmam gerekiyor.
Bir gün şair olucam,
ama bir derdim olması gerekiyor.
Bazen duygularımdan bahsetmek istemiyorum.
Bazen hiç konuşmak istemiyorum.
Bazen içime kapanıyorum.
Hiç birşey duymuyorum.
İlham insana böyle geliyormuş.
Ben pek inanmıyorum,
ama buraya yazayım dedim.

Sessizliği bozan şeyler oluyor.
Herkesin yaprak dediğine,
ben dal parçası diyorum!

Kayısının çekirdeğine fıstık diyenler var.
O ağacın dalları,
bu kuşun bacaklarını dinlendiriyor diyenler var.

Yorgun kuşlar koltukta oturmuyor, yani.
10.000 adım atıyorum, sağlığım için.
Sağlığınıza 3 kadeh içiyorum.
Ve, sadede geliyorum..

İnsanlar, köpekler kadar iyi göremiyorlar!
Kendinize güneş’i örnek alın!
Korkmayın batmaktan,
yeniden doğmaktan.

Toprak kadar bereketli olmaktan.
Size dostluk eden,
bu dünyaya gömüleceksiniz.

Ve sizden geriye,
sadece köpeklerin bulabileceği,
o koku kalacak!


Dost dediğiniz kör olur!

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Şiir

Reklam Alanı

Popüler Yazılar

Heykeller Söylüyor

Heykeller Söylüyor

Teselli

Teselli

Manyak

Manyak

Lifeishard

Lifeishard

3000+ ABONE ARASINA KATIL
where is human?

Haftalık bültene abone olun, yeni içerikleri kaçırmayın.

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.