Home Blog

Güneşin Doğuşu

5
Güneşin Doğuşu
Güneşin Doğuşu - Şiir

-Güneşin Doğuşu-

Koyu maviden, açık kızılı çalıyor.
Sokak lambalarını söndürüyor.
Odanın tam ortasına çöküyordu.

Şu hafif mavi güneşliği, önümden çek!
Gece içinden düşünsün, sanane.
Dünya volta atacak birazdan!
Mavi-pembe sessizlik,
3250 metre yükseklikten,
muhteşem ışık oyunları eşliğinde,
olay çıkaracak.

Neredeyse geleceğim yere varmış gibiydim!

Cennetin ön izlemesini, dört gözle beklerken.
Durduk yere içimi ısıtıp, gölgeme can verdin.
Öyle boş boş bakma olur mu?
Kuşları bile heyecanlandırıyor bu durum!
Önce bülbüller ötüyor.
Doğunca, serçeler ötecek.
Sonra, güvercinler “guuuk-guuuk” diyecekler.
Kumrular, zaten çok zarifler.
Horozlar, gürültü yapacak.
Kargalar, gak guk edecek.
Baykuşlar paydos diyecek.
Çünkü; bazıları için, mesai bitiyor!

Varlığınızı anlatan, ağzınızı sulandırır.
Doğuşu 24 saat süren, 5 dakika da nasıl batsın!

-Güneşin Doğuşu-

Çabuk batsa da;
Gece 4’te aklıma gelen parlak fikirler gibi,
içime doğacaksın birazdan!

Fransa’da bulutların içine.
Roma’da kalıntıların üstüne.
Kamboçya’da kısa boylu palmiyelere.
Şangay’da binaların arasına.
Endonezya’da okyanusun üzerinden sahile.
Bangkok’ta ibadethanenin kapısından içeriye.
Grand kanyon’da tepemizden yeryüzüne.
Hongkong’ta boş su kanalının içine.
İzlanda’da buz dağlarının böğrüne.
Norveç’te dağ yamacındaki bitkilere.
Bali’de kiremit rengi küçük girdaplara.
Avustralya’da kocaman bir adanın tepesine.
Hırvatistan’da çağlayanların
arasındaki iskeleye.
Yunanistan’da vadinin göbeğine düşen zeytine.
Ufuk, bacaklarını ayırırken.
Gelecek, başını uzatırken.
Dalgalar, eğilmeye başladığında.
Rüzgar, kulağımıza fısıldarken
Güne bakanlar, birbirine aşık olurken.
Yeryüzüne, ateşin düşecek!

Mesai yeni başlıyor, sevgilim!

Süzülen kanatlar var, gök yüzünde.
Suratında, dalgalar, köpükler var.
Gözlerin ayna, gülüşün pul pul.
Saçlarımla oynayan, bir sürü parmağın var.
Omzumdan tut, sırtına giydir, beni!
Dişlerinde duran, zalim çocuklar gibi.
Gözlerinde parlayan, nefis umutlar var.

Parmaklarım değince,içinden şarkı söyleyen,
içim geçince, dudaklarını ısırır.

Gözümü kırpmadan, sözümü kesmeden,
doğan güneş!
Kurtuluş haberini, ver artık dünyaya!
Yeryüzünü koruyan meşela misali,
düştü gönlüme!
Güneşin merhameti, şu an içimizde.
Aşka vuran güneş, kolay batmıyor!
Bak şurada, güneşin kızarttığı, malum kayısılar var!

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Şiir

Sürtünerek Guruldayan Güvercin

20
Sürtünerek Guruldayan Güvercin
Sürtünerek Guruldayan Güvercin - Şiir

-Sürtünerek Guruldayan Güvercin-

Şiir için rüzgarlı derler. Nasıldır, bilirsiniz! Pudra tenli kadının, esmer yüzü gibi, fiyonk fiyonk saçlarına benzer!

Şiir, kısa boylu bir kadının göz yaşları gibidir. Göz doldurur, gece gece! Halimden anlayan gelsin desen. Halinden anlamayan gelir! Dizleri yere vursun desen. Baş kaldırırlar! Sen sen ol dediklerin, her şeyin olur!

Şiir, boş bakışlarıma anlam aramak gibidir. Ölümsüzlüğü, kurtarıcı bir ışıkla aydınlatır. Ve camdan yapılmış parlak bir göz gibi, güneşe benzer! Dünyanın içinde boğulup kurtulduğu, dipsiz bir gölde sınava girer, yüreğinizi tazelersiniz!

Mürekkep yalayan insanların kendini kurtarması için neye gereksinimi varsa hepsi şiirdir.

Şiir, müzikal bir huzursuzluk, ateşli bir sevinç ve hoşnutsuzluktur. Sanki kanıma giren, yabancı bir madde gibidir. İhtiyar göğsümden, bir kurtarıcı olarak fışkırır. İnsan benliğimden, çok daha derindir. Her zaman yeni ve pürüzsüz bir gülücük gibidir.

-Sürtünerek Guruldayan Güvercin-

Şiir, kendi hayatını yarım yamalak güvence altına alan, çevresine diktiği ahlak, din ve vatan gibi çitleri yıkan, batmış sevinç ve kederler gibi yukarıya çıkan, rüzgar, deniz, ateş, kadın ve ekmek gibi, her günün yüz yıllık öğelerine, bekaretini katandır.

“Siz arzuyu seviyorsunuz efendim, arzu edileni değil!”

Üç beş kişinin dilinden anlayan, nasıl hayatını yaşıyorsa, herkesin dilinden anlayan, öyle yaşar hayatını. İlham gelince, gözler kapanır. Küçük bir kıvılcım, kendini ateş sanır. Ateşi bulduk diye sevinsek, sönene kadar için için yanardık. Ömür bizi bulduğunda ölsek, ömrü bu kadardı der, yine yaşardık. On iki mısralı şiirden, üç kıta okusak, asla ama asla doymazdık. Uzun cümleler kurup anlatsak, bizi kimse dinlemezdi! Kısa cümlelerde, dinlenebilecek gibi değildi zaten!

Kısacası; Yarattığınız neyse, yaşadığınız odur! Şiir, vahşi kuş kaçmak için kanat çırptığında, çivit mavisi denizi çalkalayan yaşamın ta kendisidir!

Bu sefer yazmak yerine seslenmek istedim!
– Sürtünerek guruldayan, güvercinim’e –

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Şiir

Mary Jane

16
Mary Jane
Mary Jane - Şiir

-Mary Jane-

Küçük tüylerimi saçlarıma
varıncaya kadar okşadığını.

Bileklerimden, kollarımdan,
ayaklarımdan, bahsettiğini.

Derinlerde bir yerde
ama çok içerde olduğumu.

Bana ilham verdiğini.
Sağlığıma iyi geldiğini.
Dudaklarımı okuduğunu.
Kulaklarımı çınlattığını.
Kimsenin dinlemediği,
on binlerce fısıltıya kulak verdiğini.
Biliyor musun? MJ.

Sisli bakışlarımda tökezlediğin.
Eğimli yollarda emekleyip
sonra yine yürüdüğün.

Ölmüş okyanusların karşısına dikildiğin.
Bir mezarlığın girişinde olduğun.
Ve çok şiddetli bir yağmur yağdığın da,
elimi tuttuğun,
ruhuma iyi geldiğin,
sana dokunabildiğim.
Aklına geldi mi?

Ölü balinanın sırt yüzgeçine tutunan çocuğu.
Beyaz kedisini okşayan, melez adamı.
Vücudu yanmakta olan, esmer kadını.
Bütün dünyayı içine çekebilecek,
dalganın gümbürtüsünü.

Aşkın yaraladığı bir adamı,
nefretin de yaraladığını.

Bana gökkuşağını veren kadının,
yaramı dağladığını.

Açlıktan kıvranan adamın, gülücüğünü.
İnsanların çok ve ellerinin boş olduğunu.
Görüyor musun?

-Mary Jane-

Cellatların, yüzünü iyi gizlediğini.
Kötülüklerin, insana çok iyi geldiğini.
İyiliklerin hesabının, tek tek sorulduğunu.
Duyguların, renk değiştirdiğini.
Çığlıkların, sessizce ileriye atıldığını.
Siyahın renk, hiçinse, bir sayı olduğunu.
Öğrendim! Bebeğim.
Hayallerimiz, oyuncak değilmiş,
Hataları, tepsiyle taşıyabilirmişiz.
Özgürlük, yuvarlak değilmiş.
Dileklerimizi, gerçekleştirebilirmişiz.
Ve en önemlisi de;
Yürüyen merdivenlerde öpüşebilirmişiz!
Sevgilim!

Sana bir sürü şey sormak istiyorum.
Bir dağ, kaç yılda oluyor, sence?
Güneş, bugün ne kadar ısıttı, seni?
Ve rüzgar, kaç dakika, direndi saçlarına?
Yağmur, kaç damlasını düşürdü,
bugün kucağına?

Söyler misin?
Nerelerdeydin sen?

“Bu dünyada bir insan olabilirim.
Ama senin için bir dünya da olabilirim”

Sana söz ile ses arasındaki dostluğu,
şimdi, şu an, tarif edebilirim!
İçimden bir ses bereket sözü diyor!
Kaygısızlık MJ! Kaygısızlık!
Bizi dünyanın en mutlu insanı yapacak!
Seni seviyorum, bebeğim!

2020 yılı tüm canlıların başlangıç çizgisi olacak. Eğer içinizde hala bitişe varamadığını düşünen varsa, tek yapmanız gereken 24:00’e kadar içmektir! Tüm canlıları seviyorum! En çok da Mary Jane’i.. Herkese musmutlu ve yepyeni bir yıl dilerim!

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Şiir

Almış Bizi Saçaklarına

21
Almış Bizi Saçaklarına
Almış Bizi Saçaklarına - Ruhsal Gelişim

Geçmişteyiz bugün gibi.. Bekliyoruz, yine seni.. Geleceğini duymuş biri, almış bizi saçaklarına.. Uslanmış çocuk gibi.. Hırslanmış deli biri.. Özlüyormuş hala seni..

Parça buna benziyor!

Nefes alan yaratıkların alayının burnu tıkanmış.. Açılır mı dersin? Abi! Yaşamın kıyısında dolaşanlar.. Ayaklarını ıslatır mı sence? Yaşamın kıyısında dolananlara cahil diyorum, ben.. Denizin kıyısına sahil dediğim gibi.. Bir şeyin kıyısına denk geldiysen, sen de dahil olursun.. Değil mi? Abi!

Sağ dizim bükülmüyor, negatif bir cümleyse.. Başım eğilmiyor, pozitiftir.. Bileğim bükülmüyor, güçlü bir cümleyse.. Kaderim bilinmiyor, zayıftır.. Çakmak istedim, az önce.. Kibrit uzattılar.. Vasat çöplerin kıvılcımı iki paket sigara içiriyor.. Be abi!

Geçmişteyim bugün gibi.. Yarınlar gelmiş dedi .. Hatıralarını unutanları hatırlıyorum da, artık yoklar be abi! Yani bugün artık geçmiş gibi, anlıyor musun? Ritm tutuyoruz kafamızda.. Kafa tutuyoruz, şurda.. Neyi tutamıyoruz, abi biz? Bişey de be abi, bişey de!

Bak abim! Elindeki kibritlerin kokusunu ciğerlerine çekiyor olsan, seni anlardım.. Derdim ki; bu çocukta iş var.. Ciğerlerini seviyor.. Çiçekten anlıyor.. Ama sen diyorsun ki.. Duman olsun ciğerlerim.. Kokla be oğlum desem neye yarar ki?

-Almış Bizi Saçaklarına-

Bir keresinde bundan yıllar öncesine gitmiştim.. Karaciğerime çalışıyorum diyeyim, sen anla.. O kadar geçmiş ki, bi fırt daha alsam boğulucam.. Koklamayı bilmiyorum filan.. Hemingway okuyan Bi abimiz, bana yaşlı insanların tüple damlası gereken seviyeler olduğunu anlatmaya çalışıyordu.. Bak senin içinde geçmişe gidiyorum ha.. Tecrübemi anla diye söylüyorum.. Sadece zamanda yolculuk edebilenlerin gittiği mekanlar vardır.. Yaşam derler adına.. Çok kıymetli lan.. Yaşamışlar.. Karaciğerini bırakıyorsun!

Neyse, demek istediğim.. Tutunacak çok şey var evlat.. Ben sana tutunmayacağın şeyi söyleyeyim.. Zamana tutunma abim.. Ya geçer, ya durur.. Ya da akıp gider be oğlum.. Sen sen ol, hep başka yerlere seyahat et.. Zamanında sonu var be oğlum.. 

Bacaklarım tutmuyor ve direniyorsam.. Sözünü dinlemek istemiyorsam.. Sağı solu kırıp dökmüyorsam.. Kaderimi bile seçemiyorsam.. Yaşamıyorum yani.. Gülmek istedim, az önce.. Beni ağlattılar be abi!

Geleceğim yarın gibi.. Bugünler geçmiş dedi.. Unutanları hatırlıyorum da, hatıralarımı.. Hepsi burada be abi! Bence zamana tutunamıyorum ben.. Saygısızlık etmek istemem ama.. Zamana tutunmam be abi.. Sadece zamanda yolculuk edenlerin gidebildiği bir mekandayım.. Karaciğerimi bırakıyorum diyeyim sen anla!

Yaşamak buysa.. Çok kıymetli lan.. Sağol, varol be abi!

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Ruhsal Gelişim

Ağacın Dibi

14
Ağacın Dibi
Ağacın Dibi - Şiir

Ağacın dibi, geldi artık.
Yaprakları sarardı.
Sizi nimetten sayalım mı dersiniz?
Dal parçaları!

Filizleri sürgün edilmiş yapraklar kadar,
yaşıyor musunuz?

Bazı meyveler hiç çürümüyor, biliyor musunuz?
Zaten, soğukta hiç bir şey çürümüyor.
Dakikalar hiç geçmese de
bu saatlerce zaman alıyor!

Kısa şeritler halinde üzülüyoruz.
Uzun şeritler halinde geçiyor.
Hayat, hep film şeridi gibi!

Hayatı boyunca başkaları için yaşayan
var mı aranızda?

Bugün, kendiniz için yaşıyor musunuz?
Peki bu arkadaşlar, benim içinde yaşar mı?
İnanın daha faydalısınız böyle!
Herkese faydalı olamazsınız!
Gelin, bana faydalı olun!

Kanaryalar ötüyor diye,
kuşları neşeli sanmayın!

Neşeli kuşlar ötmez!
Sıkılmışlardır sadece!

Onlar yanınızda değiller ama yakındalar.
Onlar içinizde değiller ama dışardalar.
Onlar sizinle değil kardeşim, bizimle onlar.

Güzel günler dizimin dibinde!
Sabırlı olursam, birisi içimdeki ateşi yakacak!
Artık, borum ötmeye başlayacak..
Kül olacaksınız!
Dal parçaları!

Onu hayatının merkezine koyanlar.
Her dediğini harfiyen yapanlar.
Hiçbir şeyde eksiklik bırakmayanlar.
Siz, onsuz yaşayamayanlar!
Sadece bunu anlatmak mı istiyorsunuz?
Neredesiniz, abi siz?
Ben neden sizlerle hiç karşılaşmıyorum?
Neden tanışamadık sizlerle?
Lideriniz olabilirim!
Sizleri yönetebilirim!
Beni sonsuza kadar takip edebilirsiniz!
Ben ne dersem onu yapabilirsiniz!
Çok mutlu oluruz, inanın bana.
Kendim olabilmek için
sizlere ihtiyacım var!

Sizler benim her dediğimi
yapmak mı istiyorsunuz?

Yoksa sevilmek mi?
Sizin dediklerinizi mi yapayım?
Yoksa seveyim mi?
Ağzınızdan çıkanı kulaklarınız duyuyor mu?
Hadi söyleyin bana!
Bir şey öğreneceksiniz..

“Geçmişte olmuş ama etkileri bugün de
devam eden şey’e present perfect tense denir!”


Biz zamanı geniş olanlar,
bu yüzden şimdiki zaman da yaşıyoruz!

Size alternatif bir gelecek sunmak istiyorum!
Size gösterebilirim!

-Ağacın Dibi-

Uçurumun dibine vardınız artık.
Yaşamınız karardı.
Sizi nimetten sayalım mı dersiniz?
Dal parçaları!
Yeşil ormanın kucağında yaşayacak mısınız?

Çukurlar, delikler, oluklar.
İçinizi dolduruyorlar.
Onları tıkayacak mısınız?

Yağmur, damla damla yağmaz, çiseler!
Ateş, kıvılcımla büyümez, harlar!
Düşünceleriniz, aşkı desteklemez, susar!

Sizin kalbiniz, beyninizden büyük mü?
Açın o zaman ağzınızı!
Duygularınızdan bahsedelim.
Aklınızdan çıkanı, kalbiniz duysun istiyorum.

Çamurlar, pislikler, lekeler.
Her yere bulaşıyorlar.
Suya sabuna dokunacak mısınız?

Bademciklerimin kızgın tarafı kadar,
boğmadım hiç kimseyi.

Hep akciğerlerim kadar nefes aldım!
Nietzche, bana hiç dediğinde,
çok küçüktüm.

Spinoza, bebekliğimdi!
Sokrates, oraları çoktan geçmişti!

Adamların bir ömür düşündüğünü,
üç fırtta içine çeken aşıklara sesleniyorum.
Duyuyor musunuz? Dal parçaları!
Size liderlik edebilirim.
İsteklerimi eksiksiz yerine getirebilirsiniz.
Söyleyin ama sizi seveyim mi?
Yoksa ömrünüzün kalanını
hatırlamak istemiyor musunuz?

Sorun değil;

Hayatını başkaları için yaşayan varsa aranızda?
Artık, benim için yaşayabilir!
Bana faydalı olun istiyorum!

Kanaryalar susmuyor diye,
kafeste yaşıyorlar sanmayın!

Bazı kuşlar, hiç susmaz!
Onları salın yeter!

“Ben, yeni yıla tek başıma gireceğim ve hepiniz davetlisiniz! Yalnız gelecekseniz tabi…”

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Şiir

Gerçek Hayaldir

17
Gerçek Hayaldir
Gerçek Hayaldir - Ruhsal Gelişim

-Gerçek Hayaldir-

Gerçekleştiremeyeceğim şeyleri hayal edemiyorum! Ve düşler aleminde yaşayan insanlara inanıyorum. Barış için savaşan ve tekrar barışacağına inanan insanlardan gına geldi!

Onun geçinmek için ne yaptığı beni ilgilendirmiyor! Sadece; Neyi özlediğini, neyi arzuladığını bilmek istiyorum. Kaç yaşında olduğuyla ilgilenmiyorum. Gerektiğinde hayali için aptallaşabilir mi? Bunu bilmek istiyorum!

Onun etrafında hangi gezegenlerin döndüğü beni ilgilendirmiyor. Yıldızlara bakmak için kafasını yukarı kaldırıyor mu? Bilmek istiyorum! Aklı ne kadar başında bununla hiç ilgilenmiyorum. Gerektiğinde sırt sırta verebilir miyiz? Bunu bilmek istiyorum.

Ayaklarımın üstünde duruyorum, sırtıma güneş vuruyor, gölgem tam önüme düşüyor. Bunun anlamı, kendi yolumda yürürken yine kendime destek oluyorumdur. Yıldızım yüksek olduğundan, tabiat kuralları desteğini benden esirgemiyordur! Arkamdan vuran güneş, güzelce sırtımı sıvazlıyordur.

Sen, kırların üzerinde uçan kartalı izliyor musun? Olağan üstü bir alamettir! En yüksek dağların tepesinde uçabildiği için benim özgürlüğü mü simgeler. Hareketli ormanın üstünden, dağların ardında kalan güneşe doğru uçar. Neden bu denli güçlüdür. Biliyor musun? Rüzgarın gücünü, kanatlarının gücüyle birleştirebildiği için, aşılmaz görünen tüm o engelleri, bir çırpıda aşabilir!

Gizlemeden, eksiğine ya da fazlasına takılmadan, olanı yaşayıp yaşayamayacağını bilmek istiyorum. Acı ya da neşe duyduğun için, insan olmanın sınırlılığını unutmayacağını bilmek istiyorum. Sürekli öyle ya da böyle uyarılarda bulunmadan, hevesle dans edip coşkunun iliklerine dolmasına izin verip vermeyeceğini bilmek istiyorum.

-Gerçek Hayaldir-

Bana yalan söylemen umrumda değil! Kendi kendine dürüst olmak için başkasını hayal kırıklığına uğratmayacağını bilmek istiyorum. Ne olursa olsun ruhuna ihanet etmeyeceğini bilmek istiyorum.

Güvenilir olup olamayacağını bilmek istiyorum. Her gün mükemmel olmasa da en azından güzelliği görüp göremeyeceğini bilmek istiyorum. Hatalarınla yaşayıp yaşayamayacağını, bilmek istiyorum.

Göldeki balıkların kılçığını ve göldeki tatlı suyu yutabiliriz, ben kenarında durup boğulup boğulmayacağımı bilmek istiyorum.

Ne olduğun ya da ne kadar olduğunla ilgilenmiyorum. Boktan geçen bir zamanın ardından, bitmiş, tükenmiş te olsan, yapılması gerekenleri yapıp yapamayacağını bilmek istiyorum.

Kim olduğun, nerden geldiğin beni ilgilendirmiyor. Korkusuzca benimle fırtınanın içine dalabilir misin? Bilmek istiyorum. Direnmene sebep olan şeyin ne olduğunu gerçekten bilmek istiyorum. Kendinle yalnız kalıp kalamayacağını ve kendini gerçekten sevip sevmediğini bilmek istiyorum!

Bir şeyin bana ilham verdiği doğrudur! Kim olduğunu, gözlerinizi kapatarak bulun istiyorum..

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Ruhsal Gelişim

Blind Dog

15
Blind Dog
Blind Dog - Şiir

-Blind Dog-

Kör köpek, konuşuyor!
Burnum çok keskindir.
Koklamam bile koparılmış çiçekleri.
Görmüyorum ben.
Sormuyorum.
Kulaklarım var, ama duymuyorum.
Dudaklarım var.
Öpücüğüm.
Parmak izi gibiler.
İki taneler.
Alt ve üst dudak.
Bir de tırnaklarım.

Kör köpek, konuşuyor!
Dişlerimi geçiriyorum, yalnızlığa.
Yalnız dişlerim geçiyor, oradan çünkü.
Fil gibi hayvanların da dişleri var.
İnsan isimli çalışmam, hep filolog arkadaşların.
Gelişine bir vursam, fileleri havalandırırım.

Kör köpek, konuşuyor.
Lale lale bahçelerin, mor bir kaşkolu olurmuş.

Etrafta kısa etekleriyle dolaşan kadınlar var.
Upuzun  etekleriyle.
Aslında hiçbirinin bacakları görünmüyor.
Yıllarca havladım.
Aferin oğlum dediler.
Artık konuşuyorum.

Tek hücreli bir hayvandım.
Kurtçuk oldum.
Kurttum.
Köpek oldum.
Aferin size, dinleyin bakalım

-Bilind Dog-

Kapağı yoksa dökülür abi.
Sıcaksa dökülür.
Ağzına kadar doldurursan dökülür.
Her şeyin üçte biri dökülür.
Duvarın boyası dökülür.
Saçların dökülür.
Kör köpeğin dişleri dökülür.
Bu karanlıkta durmadan konuşuyorum
Eskiden uluyordum.
İçimi eskisi gibi dökemiyorum.
Bir de durmadan köpürüyorum.

Bir gün bir şiir yazıcam,
ama önce aşık olmam gerekiyor.
Bir gün şair olucam,
ama bir derdim olması gerekiyor.
Bazen duygularımdan bahsetmek istemiyorum.
Bazen hiç konuşmak istemiyorum.
Bazen içime kapanıyorum.
Hiç birşey duymuyorum.
İlham insana böyle geliyormuş.
Ben pek inanmıyorum,
ama buraya yazayım dedim.

Sessizliği bozan şeyler oluyor.
Herkesin yaprak dediğine,
ben dal parçası diyorum!

Kayısının çekirdeğine fıstık diyenler var.
O ağacın dalları,
bu kuşun bacaklarını dinlendiriyor diyenler var.

Yorgun kuşlar koltukta oturmuyor, yani.
10.000 adım atıyorum, sağlığım için.
Sağlığınıza 3 kadeh içiyorum.
Ve, sadede geliyorum..

İnsanlar, köpekler kadar iyi göremiyorlar!
Kendinize güneş’i örnek alın!
Korkmayın batmaktan,
yeniden doğmaktan.

Toprak kadar bereketli olmaktan.
Size dostluk eden,
bu dünyaya gömüleceksiniz.

Ve sizden geriye,
sadece köpeklerin bulabileceği,
o koku kalacak!


Dost dediğiniz kör olur!

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Şiir

Herkes Isırır

22
Herkes Isırır
Herkes Isırır - Şiir

Herkes ısırır, ben dişlerimin arasına alırım!
Yürürken, nadiren ayaklarımın ucuna bakarım.
Sık sık, göklerde dolaşırım.
Ayakkabılarım temizdir, gökyüzü bulutlu.
Eskiden hiç sesimi çıkarmadığım şeyleri,
bugün konuşturmam!
Kendimi dört kilogram severim,
altı metre dinlerim,

bir paragraf anlatır,
üç dirhem özlerim…

Senden beş gram çekerim,
iliklerim dört milim genişler,

sonra üç karış kucaklar,
bir kaç adım geri giderim…

Arıyı yaklaştırmam çiçeğime,
ama balını parmaklarım.
Böceğin bacaklarından mı ağzından mı gelir bu tat,
çok iyi bilirim.
Hayat, yaşadığım yerdir!
Ve haybeden, inceyimdir.
Yanlışa bulanır, kendimi kayberim.
Dileklerim buğuludur.
Aldığım cevap, yoldaşımdır.
İçimde patlamaya hazır şeyler var, benim.
Big bang gibi olsa bu şey,
yeni yaşam türleri gibi,
bitkilerin özünde ihtiyacımız olan, şifa gibi..
Zamanın başlangıcına döner miydik?
Kahverengi yürekler,
mavi gözlerine sığdıramadığım deniz..
Aklım başımda dilekleri,
gönlüme dolanan damarların..
Patlamaya hazır mısın? Söyle!
Eskiden yaşananlar gibi..

Ve hayvanlığın başında ihtiyacımız olan insan gibi..

Ta en başa dönelim mi?

..Postala, güvercini, kuşların, yuvalarına, bu ritmi yakalarsanız..
Ulaşır, mesajınız, hasretin, kucağına, bu ritmi de yakalarsınız!

Fena mı?

-Herkes Isırır-

Kırmızı antenli, böceğin peşindeyim..
Kayaların içindeki barlara gidiyoruz..
Geceleri, sahilde uyuyoruz..
Mükemmel, bir gece geçiriyoruz..
Şeker pembesi, mutluluklar yaşıyoruz..
Kendi kokumu biliyorum, ben..
Bilmesem, kokunu alamazdım!

Bazen çok güzel oluyor diye,
bunu hep ama hep yapamazdım..

Yani kısacası;

Böceklerden nefret ediyorum,
ama yaptıklarını çok seviyorum..
Zarfların üstüne pul yapıştırmasak,
nereye gidecekleri belli olmaz..
İnsanlar da böyle işte!
Yüzemem deyip, boğuluyorlar..
Kaybolmaktan korkan, saklanıyor..
Diğerleri ise, korkaklardan kaçıyor!
Geçmişin peşinde dolanan bir gelecek olabilir mi?
İçimde patlamaya hazır şeyler var, benim.
Big bang gibi olsa bu şey,
yeni yaşam türleri gibi,
bitkilerin özünde ihtiyacımız olan, şifa gibi..
Zamanın başlangıcına döner miydik?
Kahverengi yürekler,
mavi gözlerine sığdıramadığım deniz..
Aklım başımda dilekleri,
gönlüme dolanan damarların..
Patlamaya hazır mısın? Söyle!
Eskiden yaşananlar gibi..

Ve hayvanlığın başında ihtiyacımız olan insan gibi..
Ta en başa dönelim mi?

..Postala, güvercini, kuşların, yuvalarına, bu ritmi yakalarsanız.. Ulaşır, mesajınız, hasretin, kucağına, bu ritmi de yakalarsınız!

Fena mı?

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Şiir

Yıl 2193

39
Yıl 2193
Yıl 2193 - Ruhsal Gelişim

Yıl 2193 Erkek nüfusu giderek azalıyor.. Her şey sıradan devam ediyor ama konu bir hastalık, virüs ya da kıyım değil.. Yeni doğan tüm çocuklar Kız! Ortalama ömürleri dolduktan sonra vefat eden erkek ve kadınlar, dışında hayat rutin şekilde devam ediyor.. Lakin, yeni doğan erkek çocuğu diye bir şey yok..

Konuyu araştıran bilim kadınları, ülkeyi yönetenler gene kadınlar, evlerini geçindirenler yine kadın.. Erkeklerin nesli tükeniyor.. 2019 tarihinde başlayan ve başlarda oldukça doğal görünen bu olay.. Bir cinsiyeti ortadan kaldıracak gibi..

Bazı sosyologlar buna neden olan şeyi, toplum bilincinde görülen mutasyonun etkisi olarak yorumluyor.. Bazılarının ise cinsel yaşam aktivitesinin tümden değişimi üzerine gittiği söylenmekte.. Lakin, durum vahim görünüyor..

-Yıl 2193-

Kadınların hayatta kalmak için büyük savaşlar verdiği 2021 yılı çoktan geride kalmış! Ve bugün o mücadele ettikleri erkekleri canla başla kurtarmaya çalışıyorlar.. Ve hiç biri hasta değil, virüs yok yada kimse onlara kıymıyor.. Sadece hiç erkek çocuğu doğmuyor..

Filozoflar kadınların çektiği çilelerden dolayı bir tür değişime uğradıkları yönünde fikir beyan ediyorlar.. Genetik olarak erkek nüfusundan sağ kalan bazı özel damızlıklar seçmeye başlamışlar.. Ve ne kadar deneselerde, hep kız çocukları oluyor..

Gerçi bir durum aslında hiç değişmiyor.. Hayatta kalan, mücadele eden ve yaşam vermeye çalışan, yine kadınlar oluyor.. Neyse, meselemiz bu değil.. Mesele daha büyük, insanlık cinsiyetsiz olmayı öğrenmek için bir cinsiyeti kaybetme noktasına kadar gelmiş.. Sanırım, Tanrı da aynı fikirde ve bunu anlatmak bu yüzden hiçte kolay değil! Ama size birşeyleri anlatmam gerek..

2193 yılında işler değişiyor.. Doğum yapamayan kadınlar değil.. Gelişmeyen kadınlar değil.. Nesli tükenen kadınlar değil.. Kaybolan çocuklarda değil mesele.. Su tükenmemiş ya da rahimler.. Bilinçli tüketiciler, cinsiyetlerini seçiyorlar hepsi bu.. Varlığın derisi soyulmaya başlamış, yeni bir cinsiyet yok, dizlerinin üzerinde duran hiç kimse yok, hiç ama hiç kimseye tecavüz edilmiyor.. Evlenmeye gerek kalmamış, aileler sevgi dolu, kalan tüm o erkekler çiçek gibi, bunu anlıyor musunuz?

Çünkü; Burası çok önemli! Sadece erkek cocuğu doğmuyor!

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Ruhsal Gelişim

Melez Adamın Notları

20
Melez Adamın Notları
Melez Adamın Notları - Edebiyat

-Melez Adamın Notları-

Sıradan akşamlarda mesaiye kalma, kesin misafirin gelir! Uzun gecelerde yatıya kalmadığında, kesin, uykun gelir! Kendini tanımak için not almayı bıraktığında bazen ilham gelir. Kopya cinayetler işlemeyi öğrendiğinde, suçlu ayağına gelir. Özgür olmayı başardığında, yanına kölen gelir. Sen bir köleyken, öyle özgürleşenler gibi. Kontrol etmeyi bıraktığında, kurdeşenler gibi dökmeye başlarsın içindekileri. Huzur bulduğunda çiçekler açmaz, sen huzur bul diye açar çiçekler. Kafiyeyi bulduğunda, benim yüzümde açan gibi.

Kafayı bulduğun zamanlarda, kesin aklına bir şey gelir! Üzgün gecelerde, bir demli çay gelir, bazen de gider. Kendini tanımak için not almayı bıraktığında biraz ilham gelir. Seri cinayetler işlediğinde, masumlar, ele gelir. Masum olmayı başardığında, yerine yeni cinayetler gelir. Hep masumken öyle, suçlu duranlar gibi. Kendini serbest bıraktığında, bulutlar gibi dökmeye başlarsın içindekini. Gönlünü bulduğunda çiçekler açmaz, sen gönlü ol diye açar çiçekler. Haini bulduğumda, benim gönlümde açan gibi.

Sabahattin sokak, numara 11’deyim bu akşam. Günlerden perşembe! Soğuk demirlerin kucağına oturuyorum. Aşağısı çok güzel görünüyor! Ayaklarımın ucunda parlayan yıldızlar var, gözleriminde ucundalar, sözlerimin de, senin de ucundalar, yıldızlar! Kamuran sokağa doğru, yolumu kesiyor birileri. Işıklı kemer patikasının üstünden gidersem, benim için daha iyi olurmuş. Nalan’a söyleyin dyorum, sokakları, caddeyi, ayak numaranızı. Kadın o diyorum, Kadın! Parça parça, müzikler duyuyorum, hepsinin bir parçası oluyorum. Kafam çok güzel bu tür zamanlarda, aklıma kesin bir şey gelir! Üzgün gecelerde, bir demli çay gelir, bazen de gider! Kendini tanımak için not almayı bıraktığında belki ilham gelir.

-Melez Adamın Notları-

Bunlar, pis moruğun notları değil! Melez adamın notları! Beyaz adamın da dediği gibi, kahrolsun faşizm! Bunu da söylettiniz ya sonunda, hadi yine iyisiniz! Kahrolsun faşistler! Siyasi içerikli varlığım, ırkçılıktan öteye geçseydi. Bugün beyazların köle olduğu özgürlükler yaşanmazdı! Twitter için cümle arıyordum, az öne buldum. İyi mi? Neyse, ben çok özlüyorum onu özlemeyi araya virgül de koymuyorum! Pergel gibi bacakları vardı, ulan! Perde perde ayakları! Üç katlı göbeği! Sırıkla atlardım üstüne, yüksekten atlardım. Soğuk demirlere otururdum. Aşağısı çok güzel görünürdü. Ayaklarımın ucunda parlayan yıldızlar var, gözlerimin de ucundalar, sözlerimin de, senin de ucundalar, yıldızlar! 

Kuşlar, uçarlar!
Niye biliyor musun?
Çünkü; görecekleri çok fazla şey vardır.
Ömürleri, bu yüzden kısadır!

Küçük ama önemli not: Sevgili ve çok değerli okur! Yazılarımı beğeniyor ve takip ediyorsan. Senden bir ricam var! Lütfen okumalardan hemen sonra en az bir kez reklamlara dokun. Toplanan gelir hayvan dostlarıma gidecek. Çok teşekkürler.

Mutlu Ereriş
Edebiyat

Reklam Alanı

Popüler Yazılar

Minik Etek

Minik Etek

Yaratık

Yaratık

Çağrışım

Çağrışım

Fermuar

Fermuar

3000+ ABONE ARASINA KATIL
where is human?

Haftalık bültene abone olun, yeni içerikleri kaçırmayın.

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.