-Durak-

Caddenin sonuna kadar, trafik lambalarını pek fark edemiyorsun buralarda. Ama her zaman bir şeyleri kontrol ettiğine inanır insan! Bilirsiniz, kavşakta bacaklarını ayırmış bekleyen, yayalar vardır. Rüzgar, çiçeklerinde bir cinsel hayatı olduğunu hatırlatır. Gözünüze kaçan toz taneleri, yozlaşmanın eşiğindedir. Ve bahar tiksinti verici ıslaklığıyla koltuk altınızı birden esir alıverir. Ama siz park edecek bir yer arıyorsunuzdur sadece. Biraz daha vakit kaybedecek bir yer!

Sokağın sonunda 13 katlı bir binada oturuyorum ben. Kapıdan girince ilk daire benim ve işte bu yüzden 13 katlı bir binada oturmanın hazzını hiç bir zaman tadamadım. Asansörde yolculuğa çıkamıyor insan ve biraz daha yüksekten bakamıyor hiçbir şeye. Neyse, şu fazla ısınınca öten çaydanlıklar dan aldım kendime. Bu gerçekten heyecan vericiymiş. evde yalnız olmadığınızı hatırlatıyor ve buharlaşmanın bir yolu olduğunu. Zaten hep tüyler ürperten bir hayat istemiştim ve buharın sesiyle irkilip tüy gibi hafiflediğimi hissediyorum bazen. Ne yaparsanız yapın, bütün boşlukları dolduramıyorsunuz işte. Sadece park edecek bir yer arıyorsunuz. Biraz daha vakit kaybedecek bir yer.

-Durak-

Pencerenizin kenarında soluklanan köpeği izliyorsunuz. Salyalarını akıtıyor ve suya ihtiyacı olan küçücük bir böcek, tamda oradan geçiyor. Tesadüf mü bilmem. Ama köpek ya hayat kurtarıyor ya da size öyle geliyor. Bu gibi durumlarda insanın, böceğin boğulmasına izin vermemesi gerekiyor. Ama ne o yeterince kahraman ne de sizin yeterince haliniz var.

Böcek başının çaresine bakmalı aslında, hepimiz gibi öyle değil mi?

Köpek bir kahramanda olsa, hala köpek değil mi?

Yine de park edecek bir yer arıyorsunuz işte. Sadece biraz daha vakit kaybedecek bir yer!

Mutlu Ereriş
Edebiyat

3000+ ABONE ARASINA KATIL

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

E-posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacak.

24 COMMENTS

  1. Trake solunumu yaptıkları için boğulmadıklarını fark ettiğim böcekleri ağzına kadar suyla doldurduğum plastik kaplara koyup buzdolabı buzluğunda donmaya bırakırdım küçükken. Hakkımda kötü düşündüklerini sanmıyorum. Lakin tanrı bunun için beni affetmeyecek, bunu biliyorum.

    • benimde çocukluğum pek hoş sayılmazdı zira karıncayı bile incitmedim desem yeri.. ama bazen düşünüyorum.. böceklerde cehenneme gidiyor olabilir.. ve cellatları biz oluyoruz belki de.. hepsinde öğrenecek bir şeyler var.. yalnız baya yaratıcısın her zaman ki gibi :))

Bir Cevap Yazın