fenere yolculuk

fenere yolculuk

Karanlık, yeşilimsi bir gecede! Herhangi bir deniz fenerine yolculuk yapmak istiyordum. Üzerime atalarımdan kalma ceketi ve küçük fenerimle aydınlatarak bulduğum rom şişesini alarak, tekneye doğru yürümeye başladım.

Ufak bir yelkenliydi benimki, rüzgarla arası çok iyiydi. Dalgaların üzerinde değil de, yanında olmak ne demek bilirsiniz! Yolculuk için kullandığımız paçavralar, genelde delik olurdu. Fakat benim yelkenlim, girdaplara tıpa olacak cinstendi. İskeleye doğru yürüdüğümü bilmesem, karanlığın giderek arttığı bir mağaraya balıklama dalıyordum diyebilirim.

fenere yolculuk

Yosun demetleri arasında, botlarımın içindeydim Ve o sırada birdenbire irkildim. Ay ışığı gibi dalmıştı, göğsümün tam ortasına! Korkudan titriyor ve kim olduğumu hiç önemsemiyordu.

-Neyin var?
-Evden kaçtım.

Evden kaçıp göğsüme sığınan birine inanırım! İskeleye ilerlerken rastladığınız kaçaklara inanın!

-Neden titriyorsun?
-Korkudan.

Bu durumda ona atalarımdan kalan ceketimi vermek yerine, yanında olduğumu ve endişelenecek bir şey olmadığını söylemek, daha isabetliydi.

-Biraz ilerde bir fener var. Benimle gelmek ister misin?
-Yanımda olması gereken sensin!

fenere yolculuk

Yüzünü karanlıkta çok seçemediğim için bu söze pek aldırış etmeden iskelenin gıcırdayan tarafından yürümeye devam ettim. Tabi ki beni takip ediyordu. O sırada arkama baktığım için değil. Kucağımda olduğu için bunu biliyordum.

-Daha iyi misin?
-Evet. Şu fener güzel mi gerçekten?

Bazen medcezir ufak yelkenlilerin beşiğidir. O küçük kulaklarınla duyamayacağın şeyler bunlar. Fener, gözlerin kadar güzel demek istedim ona!

-Kendi gözlerinle görene kadar bekle!
-Tamam.

Onu yelkenlinin, havuzluk kısmına kadar taşıdım. Sonrada etrafı biraz aydınlatmaya karar verdim. Otuzlu yaşlarının başında fakat biraz deneyimsiz görünüyordu. Gözleri gerçekten çok güzeldi. Onu size tarif etmeyeceğim.

-Rom içer misin?
-Artık titremiyorum. Olur!

fenere yolculuk

Şişeden içmek istiyordum. Bu yüzden ona ne istediğini sormadan, şişeyi öylece uzattım. Karanlıkta yolunuza çıkan herşey, ışığın bir parçasıdır. Sadece onu takip edersiniz!

-Denizde olmayı sever misin?
-İlk kez bir tekneyle yolculuk ediyorum Ve bu çok iyi geldi!
-Neden kaçtığın anlaşıldı!
-Ne yani birinden kaçtığımı mı düşünüyorsun?

En azından kendini bulmaya çıktığını görüyordum. Tamam tamam, romun da etkisi vardı. Ahhh, kimin umurunda ki, bende bir kaçaktım. Ancak, küçük balıklar çırpınarak kendilerini savunurlardı. Bu yüzden sadece gülümsedim.

-Korktuğun şeyi geride bıraktığını düşünüyorum.
-Evet, öyle yapıyorum.

Gülümsüyordu. Yunusta bir balıktı ve hiç çırpındığını görmemiştim. İçimden bir ses okyanusa açıldıkça yükseliyor ve işler daha karmaşık hale gelecek diyordu!

YAZAN: MUTLU ERERİŞ

Edebiyat kategorisine buradan ulaşabilirsiniz!

fenere yolculuk

8 thoughts on “fenere yolculuk

  1. sinchao dedi ki:

    Karanlık tasvirini özellikle beğendim.

  2. mutlu dedi ki:

    Keyf olsun! Sanırım benimde çok hoşuma gitti. 🙂

  3. CehennemlikAdam dedi ki:

    Burada okuyupta beni alıp götüren nadir yazılardan. Sanırım yolunu kaybetmiş biri için çok anlamlı bir ifade deniz feneri. Çünkü hep kayalık ve küçük adacıkların olduğu tehlikeli yerlerde yapılır deniz feneri. Ve geceleri sisli havalarda yol gösterir gemilere. Güzel hikaye. Liked.

    1. mutlu dedi ki:

      Çok teşekkür ederim. Keyf olsun!

  4. Deniz fenerlerinde yaşayan insanların yapıların özelliğinden ötürü ilginç olmalı gözlemleri. Hoş şimdilerde fenerler digital olmalı içlerinde yaşayan var mı bilmiyorum. İmgesel olarak güçlü, güzeldi.

  5. mutlu dedi ki:

    bu yazı bana da iyi hissettirdi. yorumun çok isabetli! çok teşekkür ederim. keyf olsun!

  6. aylintamakan dedi ki:

    Yolunu kaybedince kendinden kaçmak…yeni bir yol bulmak. Çok güzel ve bir o kadar da keyifli bir yazı olmuş. Ellerine sağlık

    1. mutlu dedi ki:

      Teşekkür ederim. Keyf olsun! 🙂

Bir Cevap Yazın