-Kanatlı Filin Kulakları-

O sabah alnımda yoğun ter taneleriyle uyanmıştım. Kötü bir rüya ya da kalın bir yorgan değildi sebep! Güneş pis pis sırıtıyordu ve bu durum oldukça göz kamaştırıcıydı.

Kıvırcık kalabalık saçlarımı savurarak yastığı bir köşeye fırlatmıştım. Gecenin köründe gözlerinizi kapatıp, güneşin dibinde gözünüzü açarsanız! Uyanmak çok aydınlatıcı oluyor diyebilirim.

Ayaklanıp pencerenin kenarına dikildiğimde. İklimin değiştiğini, havadaki kokunun cezbettiğini ve bazı şeylerin vaktinin geldiğini hissettim.

Garajda duran duygusal motorum “V9 Roamer” beni çağırıyordu.

Artık onu bacaklarımın arasına alabilir, güneşe sataşabilir, ve hepsinden daha önemlisi, rüzgarı kucağıma alabilirdim! Bilirsiniz! Mutluluk bacaklarınızın arasındadır!

Havalı şeyler yapmak için ateşli olmak, toprağı keşfetmek içinse ıslanmak gerekir. Bende öyle yaptım! Hey! Sakin olun. Duş alıp, dişlerimi fırçaladım, demek istiyorum.

Saat 09:15 sıralarında henüz mevsimin değiştiğini fark edememiş olsa gerek, seksi ama dul komşum “Röne” verandamı tırmalayan ayaklarıyla kapıdaki sinekliğin önünde dikiliyordu. O yumuşak, kadınsı ve hafif görünen, süprizlerle dolu bir kadındı.

  • Happy! Çabuk verandaya gel.
  • Hey! Röne! Acelen nedir hah?
  • Hava çok güzel ve yol arkadaşı arıyorum. Ne dersin?
  • Aslına bakarsan, bende buna hazırlanıyordum. Roamer?
  • Hiç sormayacaksın sanıyordum! Hadi yapalım şu işi!

Birazdan, talihsiz yolculuklar için mevsim değişikliğine direnen saçlarımı bahar kavrayacaktı. Hemen ardından gözlüklerime bulaşan böceklerle göz göze gelecektim. Zevk almak için tadına bakacağım çiçekler burnuma, ağzıma ve yüzüme bulaşacaktı. Bende onların tadına bakacaktım.

-Kanatlı Filin Kulakları-

Röne, “uçan kanatlı bir filin kulakları olduğunu” kulağıma anlatmaya çalışırken, vitesi değiştirdim. Keyifli yolculuklarda savrulan ceketimi sıkıca tutuyor ve bana güveniyormuş gibi sımsıkı sarılıyordu. Bende sanki hiç umursamıyormuş gibi virajlara dalıyordum. Bilirsiniz, güzel kadınlar! Onları umursamayan erkeklerle, gönül eğlendirirler. Lakin biz komşuyduk! “Uçan kanatlı filin kulakları” şu an bunu duymuyordu.

Ferahlatıcı ve hızlı yolculuğumuz, renkli yolların sola sağa kıvrıldığı, toprak asfalt karışımı yeryüzünde geçiyor! Sıcacık bir gölün etrafında geziyordu. Duraklamam için yüksek sesle konuşan Röne ağzında birşeyler gevelerken, nasıl görünüyor bilmiyordum. Çünkü, yolun engebeli bedeni ikiz silindirli motorumla aşk yaşarken, gözlerimi bu erotik ortamdan yani yoldan bir türlü alamıyordum.

Gölün tüm manzarasına sahip olan tepeye tırmanıyorduk ve manzarayı izlemek için bir tepeden izin almazdık. Ama bedelini ödemek için o tepeye tırmanmanız gerekiyordu. Röne, kollarını iki yana açmış rodeo yapan adamın sırtına abanıyordu. Bende sanki iki tane tepenin icabına bakmış gibi, sırıtıyordum!

  • Happy! Çok mutluyum!
  • ……
  • Hadi çizmelerimizi çıkaralım. Acıktım!

Tepeye tırmanmıştık! Güneş bile sıcaktan bunalıp, göle dalmıştı. Sımsıcak suya ayaklarımızı daldırıp, minik ve çok lezzetli sandaviçlerimizden yiyiyorduk. Ona komşum olduğu için “biraz tuz alabilir miyim?” diye sordum.

Bana gülümsedi ve kapıda beklememi söyledi! Sepete doğru hamle yaparken turuncu saçlarının arasında güneşi gördüm. Bir müzik sesi yükseliyordu, dilinden!

“Doğan güneş” diyorlar! Sevgilim boş gezen birisi! Tanrım,eski bir motora biniyor! Şimdi boş gezen birinin muhtaç olduğu tek şey! Bir valiz ve bir silah! Memnun olduğu tek zaman! Komşusuyla kırıştırdığı, şu küçücük zaman!

Bu şarkıyı hepiniz bilirsiniz! Ama ben yine de Röne‘nin sesinden ekliyorum. Belki hatırlamak istersiniz!

Mutlu Ereriş
Edebiyat

3000+ ABONE ARASINA KATIL

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

E-posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacak.

9 COMMENTS

  1. Bu kadar müthiş bir yol kenarında böğürtlen var mıdır?Acaba…. belki o tepede sandviçlerden sonra yerler
    Anlatıma vuruldum adeta,yüreğinize sağlık

Bir Cevap Yazın