Sevgili Rehber, Birkaç sebepten ötürü kendimi karman çorman hissediyorum. Aslında her şey yolunda! Hatta, gereğinden fazlasını yaptım ama kesinlikle ulaşamadığım bir zirveye tırmanıyorum. Kahverengi mataramdan yudum yudum terleyip, yalın ayak çıktığım yolculukta tökezliyorum. Amacım hep gözümün önünde ve içimde bana yol gösteren bir hayvan var!

Rica etsem ona dinlenmem gerektiğini söyler misiniz?

Geçen yıl mart ayında başladı sanırım. Soğuk ve tertemiz bir akşam üzeri kendimi hiç tanımadığımı ve hatta eşek kadar olmama rağmen duygularımdan bir haber olduğumu, ne yaparsam yapayım kendimi kandırdığımı, içimdeki çocuktan hayallerimi, hayallerimden dünyayı, dünyadan ise şamarı yedim!

Aidiyet duygum hiç yoktu. Amaçlarımın hepsi tükenmişti ve yorgunluktan kafayı buluyordum. Sürekli albümü başa sarıyor ve bazı şarkıları tekrar dinliyordum. İnsanların aradığı şey ne diye soruyordum, durmadan! Sonra kendimi insan değilsin diye avutuyordum. İçimde kocaman bir boşluk vardı. Bu boşluğu dolduran şey neydi?

-Rehber-

Nisan geldi sonra! Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, çiçek açtım birden! Aromatik bitkiler, tozlaşmalar ve böcekler üzerimde fink atıyordu! Doğa da her şey tıkırındaydı yani. Bu yol gösteren hayvan iyice gözüme batmaya başladı. Bana sürünmenin inceliklerini, ne menem bir şey olduğunu, bana kazandıracaklarını ve hatta ancak bu şekilde bir yere varabileceğimi anlatıyordu!

Hayat dizlerinin üzerinde emekleyerek geçmiyormuş! Kendini kandırmak büyük yalancılıkmış ve bunu ancak sürünerek öğrenebilirmişim! Göbeğinin üstünde kaç km gidebilirsin ya da burnunun dikine? Bunu anlamak için bütün ömrünü bu şekilde geçirmeye hazır mısın? Gizemli bir ses tonu vardı. Sakin gibiydi ama güçlüydü. Bana rehberim olduğunu söylerken, yeryüzünü karış karış emekleyerek sana geldim diye söylenmekten kendini alamıyordu. Ateşten korkuyordu ama etrafından dolaşabiliyordu. Mesela, Kum her zaman ona huzur vermiş! Öyle söyledi!

Mayıs, Haziran, Temmuz derken ona sorular sormaya başladım. Amacını merak ediyordum. Bütün bu olanların sebebi neydi? Peşinden onca yol geldiğim rehberimden belki de ilk kez yardım istemek aklıma geldi. Soğukkanlı bir şekilde başını ağır ağır çevirerek gözlerimin içine baktı ve amacının yol göstermek olduğunu söyledi.

Bu dünyadaki tüm sürüngenlerin amacıdır bu dedi ve bunu sorgulamadıklarını, böyle doğduklarını, durumu kabul etmek gibi bir hakları olmadığını ekledi! Sonra bana bir soru yöneltti. Ayakları olanlar neden süründüklerini asla unutmazlar, asıl senin derdin ne?

Rica etsem ona dinlenmem gerektiğini söyler misiniz?

Mutlu Ereriş
Ruhsal Gelişim

3000+ ABONE ARASINA KATIL

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

E-posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacak.

5 COMMENTS

  1. Hımm, ilginç bir yazı. Rehberler önemlidir ama her daim asıl varlık olan biz ordaysak ve bilinçliysek diye düşündüm. Yani asıl bu hayatı yaşayan kişi olan biz, bilincimiz ne diyorsa o, yani dinlenmek istiyorsanız direkt dinlenin, karar sizin 🙂

Bir Cevap Yazın