Sıfırdan, yüze çıkan ilk Kaplumbağa benim. Hem de, on yılda yaptım bunu. Düşünmekten, hareket etmeyi unutmuştum. Şimdi yaşlı bir Tosbağa olarak, kanatlarımı çıkarmaya karar vermişken. Bunun ne kadar zaman alacağını düşünerek zaman kaybetmek istemiyorum. Bir Farenin ustam olmasını ya da rakibimin Tavşan olmasını seçmedim. Alınmayın ama bu hikaye sizinle ilgili değil, benimle ilgili. Otların içinden, ağaçların yanından, toprağın üstünden, derken. Ne kadar yol aldığımı umursamayarak, hareket ettim hep. O kadar çok hata yaptım ki, çok uzun bir ömrüm oldu. Kabuğumun üstündeki çizgileri sayarsanız yaşım, saymazsanız başım çıkar ortaya derim hep. Ama siz yine de tahmin edin. Sonuçta sürüngen değilim! Ağırdan almak, çok önemliydi sadece! İlk kez hızlıydım yahu, ilk kez!

Herkes kuşların uçmasına takmıştı. Ama mühim olan konmalarıydı! Elektrik ileten tellerin üstüne konmak, tehlikenin içinde masum olmaktı. Yaşamın sırrı buydu, benim için! Som altından yapılma kayaların üstünde, somon balığı iskeleti gördüm ben. Kimseye anlatmadım, ne kadar aç gözlü olduğumu. Kabuğuma ev arkadaşı arıyordum. Herkese yetecek kadar yer, hep vardı.

Narin yaratıkların kabuğu olurmuş. Kabuğu olmayan yaratık mı var ya? Bizanslılar mı? O evet, aslında onlar kemiksiz.

Gün ışıdığında perdeyi açanlar, hava karardığında utanmak istemezler. Sırf bu sebepten, perdelerini bin yıl önce kapatmış olanı takip etmedik mi? Benim başım sürekli dışarıda diye mi oldu bunlar.

-Tosbağa-

Tahta köprünün, bacaklarının arasından geçtim, üstünden değil. Öyle ihtiyacım yok ki anlaşmalara, öyle anlaşılmazım ve anlayışlı!

Herkeste benim üstümden geçti!

Nazik olan bedenimdi. Kalbim değil! Sert olan kabuğumdu. Kafam değil! Uzayıp giden yolumdu. Uzay değil! Kenevir yaprakları keyfimdi. Yemeğim değil! Aç kalmıştım ben! Piç değil!

Karanlıkta yolumu aydınlatan, Ağustos böcekleri değildi. Onlar sadece Ağustos’ta parlar. Aydınlık bendim ulan! Karanlık olan şey parlar mı? Papatyalar boynunu büktü diye, yemedim mi onları. Dönüşsünler diye dilek tutmadım mı? Saymadım mı yapraklarını tek tek! Unutmadım mı sevdiğini, sevmediğini. Hepsini aklımda tutmadım mı?

Hayatını kabuğunda geçiren bendim. Hemde başım dışarıda, yaptım bunu! Hayal kurmaktan, kabuğumdan çıkmayı unutmuşum. Şimdi hayallerimi gerçekleştirmeye karar vermişken, bunun ne kadar zaman alacağını düşünerek, zaman kaybetmek istemiyorum. Bir gerçeğin, tutku olmasını ya da rakibimin tutsak olmasını seçmedim. Alınmayın ama bu hikaye sizinle ilgili değil, benimle ilgili. Dağların önünden, patikaların kenarından, yolun tam ortasından, derken! Ne kadar çok yol varmış diyerek hareket ettim hep. O kadar hatasızdım ki, kısacık bir ömrüm oldu. Kabuğuma bakarsanız tasam, bakmazsanız yaşam çıkar ortaya derim hep. Ama siz tahmin edin. Sonuçta sürünmedim değil! Ağırdan almak önemliydi hep. İlk kez hızlıydım yahu, ilk kez!

1..2..3 dendiğinde 4’te yola çıkacağımı biliyordum. 5, 6, 7’de yola çok çıktım. Ama sıfırdan, yüze çıkan ilk kaplumbağa benim!

Mutlu Ereriş
Edebiyat

3000+ ABONE ARASINA KATIL

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

E-posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacak.

14 COMMENTS

Bir Cevap Yazın