Yaratık hakkında düşünüyordum! O sabah güneş sımsıcak kelimeleri, soğuk rüzgarın nefesine teslim etmişti. Ama gözleri kahverengi olan adamın kollarında üşüyemezdiniz. Kuytu yerdi burası! Hemen kollarının altında ufak bir branda gibi gergindim ve gün yeni başlıyor diye sabrediyordum. Kalçalarım da hissettiğim tam olarak neydi bilmiyorum. Sadece pek yumuşak sayılmazdı diyebilirim! Gözlerimi açar açmaz! Duvardaki tablo gibi asılı duran bedenini öpmeye başlamıştım.

“Bilirsiniz, harika hissetmek için önce uyanmanız gerekir!”

Aklımda kahvaltı öncesi iyi gidecek birkaç şey ve kahvaltı vardı. Ve artık gergin hissetmiyordum. Sırt üstü uzanmıştım! Ve kambur balinanın su fışkırttığı anı düşlüyordum! Heybetli hayvan, tam o sırada uyandı! Siyah gözlerime bakıyordu. Ve yüzü biraz buruşuktu. Onu öpmek istedim. Sevimli görünüyordu. Tek sorun, daha uyanamamış olmasıydı sanırım.

Birden! “Bu sabah güneş beni terletiyor, ve sıcak nefesini boynumda hissediyorum, diye mırıldandı!”

Mırıldanıyor ve önceki hayatını kutuplarda geçirmiş bir ayı kadar hantal hareket ediyordu. Ona bal vermek yerine, yataktan kalkmaya karar verdim. İnsan, uykuda mı yoksa uyanıkken mi daha hafif, hiç bilemiyorum. Bu karmaşa uyandığımda yorgun hissetmemden kaynaklanıyor. Sanki dinlenmek için uyumuyor gibiyim.

-YARATIK-

Peki çay sever misiniz? Cevabınız “Evet” ise; Çay hakkında açıklama yapmayı düşünmüyorum!

Efsaneye göre Çay, İkinci Çin İmparatoru Shen-Nung tarafından, M.Ö. 2737 yılında uçuşan çay yapraklarının kaynamakta olan suyuna düşmesi sonucunda bulunmuştur, ve pıhtılaşma konusunda çok faydalıdır. Yani çay kanamayı durdurur.

“Bu açıklama cevabı hayır olanlar içindi!”

Yataktan kalktığımdan beri canım çay istiyordu. Bu yüzden tüm bedenimi kontrol ettikten sonra kanamanın içimde olabileceğini düşünerek kendime çay demlemeye karar verdim. Ve şu çok kaynayınca öten çaydanlığımla, korku filmlerini aratmayacak bazı sahneler düşleyerek hazırlıklara başladım!

Kahvaltı günün en önemli öğünüydü çünkü! O büyük yazarların ve dahilerin beslenme şekilleri bana pek uymuyordu. Kahve & Sigara zaten yorgun olan bedeni teneke bir kutuya çeviriyor. İzmaritler ve uykusuzluk ise eğer biriktiriyorsak bizi küle dönüştürüyordu! Dolayısıyla iyi bir yazar olmak için uçuşan sayfaların kalemle buluşması fikrine kapılmıştım ve çay içiyordum!

Neyse, ben aslında insan ruhu hakkında bilmeniz gereken önemli bir şey var diyecektim! Yükselerek hafifleyen su moleküllerini, ağlayarak yerle bir ediyorsunuz! Ve bedenleriniz yaşamı taşımak için yaratılmadı!

Gelin, bugün kendinize bir iyilik yapın! Ve sadece ruhunuzu taşıyın! Unutmayın! Ateş güç verir! Toprak doyurur! Su temizler! Hava’da ilham verir! Bu durumda bedeniniz güçlenirken, beslenir, arınır ve üretirsiniz!

Bu döngüde bilinçlenen insan ruhu, güneşe doğru hareket eder. Ve gittiği her yere bereket götürür! Arındıkça yükselirsiniz! Yükseldikçe yaratırsınız! Benim en önemli bulduğum ruhsal özellik bu yüzden “ÖZGÜN” kelimesinde gizlidir. Yaşamda var olup, yaşamın nimetlerinden beslenmiş tüm ruhlar, en azından bir yaşam süresi boyunca “ÖZGÜN” olabilmelidir!

Saygılar..

Mutlu Ereriş
Edebiyat

Bir Cevap Yazın