Yok Et

yok et

yok et onu
kurak yerlerdeki böceklerin açlığı giderek artar.
ve kör alfabesiyle yalnız ölü parmaklarım konuşur
kuzey ışıklarından zehirlenmiş, güvercinler yağar tepemize
mississippi koca kireç taşlarını yuvarlar sessizce ara sokaklara
elim sahte düğmeden iki santim uzakta durur
yanlış damara isabet etmişizdir ve kırmızı orkideler
daha önce hiç bu kadar güzel açmamıştır yüzümüze
kahve fincanınızın altında,
dünya meydanlarında ve bekleme salonlarında
kahvesi başında uzun süre oturanların alameti farikası
kağıt bir peçete vardır
bir an içinizdeki tüm varlığı emen bir hayal kurarsınız
yok olmak gelir aklınıza
şöyle dersiniz
yok edici derler bana
kısa bir kesişim anında bu işlevi yerine getirmişliğim
ve sarı pire kapan tozunda boğulan hamam böceklerinin
göbek dansını izlemişliğim var

et çürüten kara mantarları
ve ciğerlere saldırıp, mideleri düğümleyen,
yeşil koku baloncuklarını düşlersiniz
hayatta kalma becerisine sahip, yaşam biçimlerini
onları taşıyan gelgit etkili nehirleri boşaltmayı düşlersiniz
en çokta karada yaşayan ve evet ayakları üstünde
baş aşağı duran
göklere kapılmış esirler gibi boğulmayı düşlersiniz
bir cuma günü sifonu çekip kendisini nehir’e akıttığınız da
şu peçetenin küçük yumuşak mor-gri ellerinizden kayıp gidişini
ama onu yok ettiğiniz gerçeğini
hiç ama hiç düşünmezsiniz
hayal etmek ne demekse artık
siyah dik kıllarla çevrili sülüksü ağzıyla
süt izlerini arayan embriyo aşamasında
yarı saydam bir maymunun
yapabileceği şey değil demek istedim

pembemsi duvar kağıtlarından
şişko tahta kuruları temizlediniz mi hiç
insan bebeklerini yiyen hınzır fareleri zehirlediniz mi
evet evet
farkında olmadan yaptığınız o kadar çok şey var ki
daha hayal kurmayın lütfen!

YAZAN: MUTLU ERERİŞ

Şiir kategorisine buradan ulaşabilirsiniz!

yok et

Bir Cevap Yazın