Grey zone sokaklarında siyasetin arttığı yıllardı. Caddeler pislikten akışkanlığını yitirmiş, mazgallar su geçirmez saatler gibi zor yıllar biriktirmişti ama taşkın bir grup, bir kötünün himayesinde, yoksul ve tepkisiz halka saldırıyordu. Şehirden sorumlu olan soylu kişi “Donquite” adıyla tanınan güçlü liderdi! Genel olarak sevilen ve adil bir adamdı. Yine de yeterince güçlü olmadığını hepimiz biliyorduk.
O gün “Donquite,” ailesini alıp en seçkin adamlarıyla birlikte “Gümüş Zirve” adını verdikleri, on yılda bir düzenlenen liderler toplantısına gitmişti ama hal böyle olunca, şehrin güvenliği tehlikeye girdi ve bunu fırsat bilen eşkiyalar ortalığı karıştırmaya, yağmalamaya başladılar!
Bety Liberty Özgürlüğün Sancaktarı
– Hoho haha haha! Yakalayın şunları. Tüm mallarına el koyun ve parası olmayanları öldürün!
– Haha hah! Kaptanı duydunuz çocuklar, demek ki parası olan yaşadı!
Gözleri yaşanan vahşeti görünce büyümüş, küçük bir kız çocuğu. Köşedeki fıçının arkasından olup bitenleri izliyordu. Elindeki şişeyi göğüslerine sımsıkı bastırmış ve ne tarafa gideceğini şaşırmış haldeydi. Yakınında duran yaşlı adamın ölümü-nü, dehşet içerisinde izledikten sonra. Nefes nefese halde, koşarak kaçmaya çalıştı.
– Hoho haha haha! Çocuklar durdurun şu küçük kızı, onu hemen bana getirin! Elindeki şey de ne? Onu istiyorum! Hemen dedim size! Hoho haha haha!
İri yarı bir adam. Emredersin Kaptan! dedi ve kızı hemen yakaladı ama şişeyi almaya çalışsada bir türlü beceremedi. Lakin kızı bileklerinden kavrayıp şiddetle sarsınca şişe yere düştü ve kaptanın ayaklarının ucuna doğru yuvarlandı. Göz bebekleri titreyen kız. Belli belirsiz sesiyle, o şişede süt var. Yetim çocuklar için o süt! Fakiriz ve zorluk çekiyoruz. Bizimle ne alıp veremediğiniz var? Bırakın bizi, bırakın! diye bağırdı.
– Hoho haha haha! Kaptan, bundan sonra zorluk çekmeyeceksiniz! Çünkü sefil yaşamınıza son vermek için geldim. Sefillikten kurtulacaksınız işte! diye haykırdı. Hoho haha haha!
Bety Liberty Özgürlüğün Sancaktarı
Kız donup kalmıştı ama aklına korkmak ve kaçmak dışında hiç bir şey gelmiyordu. Yıllardır tanıdığı tüm o insanlar, aynı davranışı sergiliyorlardı. Korku içinde kaçmak! Ama bir insan diğerine neden böyle davranır, anlam veremiyorlardı. Kılıcı havada duran bir haydut’a ne yapılır? Ne denir? Nasıl tepki verilir? Cevap yoktu!
Haydut’un hemen sağında birdenbire, bir gölge beliriverdi. Sakin ve çok güzel bir kadın gölgesi! Bordo renkli, vücudunu sıkıca saran, pantolon ve deri ceketten oluşan kıyafetini, büyük boyutlarda bir şapka tamamlıyordu. İri göğüsleri ve gözlerini saklayan bir güneş gözlüğü vardı ama saçları renkliydi. Sanki maviydi! “Evet, sefilsiniz! Bu bir gerçek!” dedi, küçük kıza. Sağ elinde sancak taşıyan, bu bordo renkli kadın etrafı kasvetli bir sessizliğe bulamıştı.
– Hoho haha haha! Sende kimsin ha? Çok güzelsin, hemen yakalayın şu kadını ve bana getirin sizi aptallar! dedi, Kaptan! Hoho haha haha!
– Adım Bety! Bana “Özgürlüğün Sancaktarı” derler. Ama seninde söylediğin gibi, tüm sefillere son bir şans vermeye geldim. Beni asla yakalayamazsınız! diye cevap verdi.
– Hoho haha haha! Kaptan, sevdim seni. Kadınım olmana izin vereceğim. Hoho haha haha! Yakalayın onu dedim size, ne duruyorsunuz aptal herifler! diye kükredi.
Bety Liberty Özgürlüğün Sancaktarı
Bety sancağını, acı çeken köylülere doğru çevirerek, rüzgara ters yönde sağa sola savurmaya başladı ama yaptığı şeye ilk bakışta anlam veremedik.
“Sizi sefiller! Neyi bekliyorsunuz. Bu çakalların yemeği olmak mı istiyorsunuz? Kimin hayatta kalacağına, şu küçük lokmalar mı karar verecek?” Grey Zone’un evlatları! Adım Bety Liberty! Şu an itibariyle; Konuşmak ve ifade etmekte özgürsünüz! Fakat inanç, sizin inancınız. İstediğiniz Tanrıya, istediğiniz biçimde, tapabilirsiniz! Yoksulluktan kurtulmakta özgürsünüz! Hatta korkudan kurtulmaktada özgürsünüz! dedi haykırarak ve ekledi.
Ben, Bety Liberty’im ve bugün burada diktatörlüğe meydan okumaya gelmiş bir grey zone ordusu görüyorum. Özgür insanlar olarak savaşla burun buruna geldiniz. Ama özgürlüğünüz olmazsa ne yapabilirsiniz? Savaşabilir misiniz? dedi.
Evet savaşırsanız, ölebilirsiniz. Kaçarsanız, biraz daha yaşayabilirsiniz ama bundan yıllar sonra yatağınızda ölümü beklerken, o yaşadığınız günleri bugünle değiştirmeyi hayal edeceksiniz! Bu fırsatı düşleyeceksiniz ve bugünlere dönüp şunu söylemek isteyeceksiniz.
“Hayatlarımızı alabilirler! Ama özgürlüğümüzü asla elimizden alamazlar!” Özgür Grey Zone’a! diye bağırdı.
Sancak dalgalanırken, kalbimiz daha hızlı çarpmaya başladı. Ezilmekten vazgeçen insanlar değildik. Bu duyguyu ilk defa hissediyorduk. “Acısını hissetmediğimiz yaraları iyileştiremezdik.” “Sesimiz duyulsun diye isyan edecektik!” “Köleler özgür olmak isteyenlerden nefret ediyordu!” ve bir çiçeği öldürseler bile, baharın gelmesine engel olamazlardı.”
Bety Liberty Özgürlüğün Sancaktarı
Bety, devrimin ordusunu kurmuş ama okyanusun en azgın dalgalarına hayat vermişti. Neyimiz var, neyimiz yok saldırmaya başlamıştık. Caddeleri kanlarıyla yıkayıp, mazgalları tek tek temizledik. Yıllardır biriken tüm zorlu koşulları, yerin dibine, yani yer altına yolladık. Birliğin gücünden, bu kadar kısa sürede etkileneceğimizi hiç bilmiyorduk. Özgür Grey Zone’a! diye haykırıyorduk!
NOT: Savaşları başlamadan bitiren şeye “özgürlük” denir! Biri sizi engelledi diye “köle” olmazsınız. Tek engel “zihin” ‘dir!
























Benim adım Bety çünkü saçlarım mavi. Öykünün bir yerini sahiplenirsiniz. Bu kadını sahiplendim.?
Mavi saç ve bety.. Kesin bilgi mi?
Tabi kesin bilgi inanmıyorsan benim bloğa bak. Bety orada. ?
Eheh saç siyah gibi.. Tam görünmüyor.. ?
?
Şakacı ?