Gökyüzü yağmuru, sisi, bulutu, küçük çıtır bademleri ve kış kreasyonlarını hatta soğukta dolananları izlediğim bir sahne.
Durun size de anlatayım.
Neler dönüyor neler.
Hareketli şeyleri izlemek için koltuğuma kurulduğumda gökyüzü beni gizliyor.
Teşhirciliği seviyor bence.
Beni de teşhirci etti zaten.
Böylece düşünmeye vakit bulabiliyorum.
Neyse.
Uzaklara ufka doğru baktığımda her şey çok daha net oluyor. Ufka bakınca sizin içinde her şey daha net oluyor mu?
Evet, geleceği bilmek için değildir bu ufka bakma olayı, yanlış anlaşılmasın. Kehanet filan yok.
Sky
Gelecek gidenlerin ulaştığı bir yer sonuçta!
Ufuksa nereye gittiğini şimdiden bilenlerin mekanıdır!
Zaten yakında olanlara bakan sadece meraklılardır!
Bilirsiniz işte.
Magazin işleri!
Fikrimce izlendiğinden haberi olmayan insanların rahatlıklarıyla ilgileniyor gökyüzü. Dublaj ya da ses te olmayınca boşlukları dolduruveriyor insan.
Mis gibi!
Zihninizde eski erkek arkadaşınız varsa ve erkekler size hep eski erkek arkadaşınız gibi davranıyorsa sizden gökyüzüne bakmanızı rica ediyorum. Çünkü yeni erkek arkadaşlar siz yenilenmeden asla karşınıza çıkmaz.
Burada erkek arkadaş bir metafor ben cinsiyetsiz biriyimdir!
Kısacası; her gün sevgilisini merak edene, her saniye sevgilisini merak edene ve hiç merak etmeyene, farklı davranır bu erkek arkadaş.
Şunu netleştirelim.
Öfkeniz bile yeni olmalı bu hayatta bu derin duyguya gem vurursanız yani güvenliği her şeyin başına koyarsanız. Gök “yüzünüz” asılır haberiniz olsun!
Sky
Mesela kız arkadaşlar banklara oturmuyor artık!
Uzun zamandır izliyorum hep konfor arıyorlar!
Seni seviyorum Bilal ama koltuktan!
Birey olmak için verdiğim mücadeleyi görüyorsun, öyle değil mi?
Bilal, bana saygı duyuyor musun?
Çünkü sevgiden çok daha önemlidir saygı Bilal!
Falan filan!
Bilal’e anlatır gibi anlatmak istiyorum.
Bu yeni türe gökyüzümü!
Sky
Mesela Freud’un artık önemli biri olmadığını anlatmak istiyorum. Hatta 1400’lü yıllarda yaşayanların bu koltuktaki ablalar kadar dolu bir hayat yaşayamadığını söylemek istiyorum.
Haberiniz olsun tamam mı!
Sürekli destek olduğunuz, kendini duygusal ilan eden tüm varlıklar aslında bazı nefis duygulardan bi haberler!
Yani bilginiz olsun!
Hava durumu yağmurlu olduğunda ya da çöpçatanlık yaparken bazen yamaç paraşütünde bazen bir dağa tırmanırken yaşayacağınız duygunun güvenle hiç bir ilgisi yoktur! Hele hele bir de yeni başlıyorsanız. Heyecan, çoşku, yani kısacası neşe gerekir!
Diğer duygularsa aslında çok daha nettir.
Önce acı gelir sonra öfke hemen ardındanda üzülürsünüz!
Bir bakmışsınız ızdırap çekiyorsunuz!
Hop!
Neşeyi arar durursunuz!
En baştan sadece neşeli olsaydık der misiniz?
Hiç sanmam!
Sky
İşte bir yenilik bir değişiklik yapmak isteyenler için ben de özet geçiyorum. Sadece neşeliyseniz, sadece sevdiğiniz şeyse, çoşkulu ve enerjikseniz, hatta heyecan duyuyorsanız, içine dalın!
Gökyüzü bunu sahneler, rahat olun!
Samimi gerçek ve akışta olun yeter! Çünkü; duygular aslında bir radar gibi çalışıyor. Radar size yaklaşan şeyin ne olduğunu bilmesenizde buna karar vermeniz için gereken teknolojidir. Güvenlik için inşa edildiği düşünülür. Lakin size yaklaşan şey riskle birlikte gelen büyük bir tatmini içeriyor da olabilir.
Kısacası duygular teknolojik bir radardan çok daha gelişmiş ve ileridir. Sonuçta dört negatif duyguya karşı bir pozitif duygunuz vardır.
Size yaklaşan şey hangi duyguyu uyandırıyor ise gelen tam olarak o’dur.
Tiyatro mu oynuyoruz burada? Ben şunu arıyorum. Bunu arıyorum. Yaaa koltuk, demekten çok daha gerçek çok daha samimidir!
Şu an bir duygunun peşinden gittiğinizi hayal edin o hangi duygu olurdu?
Bedeninizin hangi parçası harekete geçerdi?
İnsanoğlu nerede hata yapıyor böyle?
Sky
Bir kahraman hayal edin üzerine tüm silahlarınızla gidiyorsunuz? O geri adım atmıyor! Herkesi karşısına alıp o yolda ölmeyi göze alabiliyor. Tek bir gözyaşı dökmeden sevdiklerini koruyor… Onun duygusu neşe olarak tanımlıdır. Bu duyguda kalmak için varlık gösterir. Bedeninde aktif olan parça kalptir. İnsanoğlunun hatası ise onur, gurur, güvenlik, korkusuzluk, tutkulu olma gibi tanımlamalar yaparak duygu dünyasını karıştırmasıdır. Bu karmaşa insanın kendisini duygusal olarak tanımlamasına neden oluyor. Aslında duygusal olan kahramandır. Bunu unutmayın!
Bir kahraman içine düştüğü delikten çıkmanın yolunu ararken özellikle kritik ve ani durumlarda sezgilerini kullanır. Bu yeteneğe id ilkel benlik isimlerini verdiğimiz bir merkezden dolayı tüm insanlığın erişim yetkisi vardır. Biliyor muydunuz? Bugün herkes bu özellik tetiklendiğinde hissettim der. Aslında sezgidir. Yolunuzu kaybettiyseniz ya da canınız risk altındaysa hatta kritik bir karar vermeniz gerekirse hemen anında çalışır ve duygularla hiç bir ilgisi yoktur. Bedeninizde aktif olup harekete geçen parçanız artık dalağınızdır. Mesela o çok sevdiğiniz kediler sadece bu yetenekle donatılmıştır. Sezgileriyle hayattalar bunu unutmayın!
Bir kahraman sezgileri ve neşe duygusunu muhafaza ederken bedenindeki bir çok merkezi aktif biçimde kullanır.
Ve dikkat edin genelde dört duruma karşı savaşır.
Acı çekenlerin acısını dindirmek, öfkeli ruhları sakinleştirmek, üzücü olaylara karşı dayanıklı olmak ve çekilecek ızdırabı bir an önce savuşturmak. Yani kesinlikle neşeyi daim kılmak için savaşır.
İnsanlar buna intikam, kan davası, onur, gurur dese de aslında bu duygular tamamen uydurmadır.
Siz siz olun bedeninizi, aktif yeteneklerinizi, sezgilerinizi, duygularınızı, yani kısacası sizi siz yapan bu önemli parçaları tanıyın.
Gökyüzüne gitmek için bir bilet alıp sevdiğiniz sahneyi artık izleyin!
İzlediğiniz sahneyi ne kadar çok severseniz. O sahneyi o kadar içselleştirirsiniz. Bi de içine bilmediğiniz duygular yerine neşe katmayı ihmal etmezseniz. Bakın bakalım neler oluyor!
Gökyüzü yağmuru, sisi, bulutu, küçük çıtır bademleri ve kış kreasyonlarını hatta soğukta dolananları izlediğim bir sahne.
Durun size de anlatayım.
Neler dönüyor neler.
























Neler dönüyor ben de anlamıyorum.😉
🙂
🤷♀️