Geçmişe Mektuplar
Kulağa maziye name gibi geliyor!
Mazin geleceğini şekillendiriyorsa, geçmişe mektup yazmak alacağın biçimlerden sadece bir tanesi…
Geçmişte bilmediğimizi söyleyebilir, hakikat cahilliğimizden diyebilir, gerçekleri eğmekten bükmekten kaçabilirdik…
Şimdi hakikat değişti… Bunu biliyor musun diyorlar? Ya bunu?
Yahu onu nasıl bilmezsin?
Cehalet sığınılacak bir liman olmaktan çıktı ama cahiller azaldı mı?
Neyse; Şu an sahip olduğum bilgi tüm geçmişimi gözler önüne sermeye yetmez ama petabayt cinsinden bakarsak bir kaç asırlık geçmişi size kısaca açıklayabilirim…
İnsanlık namına çok geç ilerleyen bu hayat, insanlar adına hızlı bir çözümdür!
Bir kaç dakikada sevişip çoğalmaya başladığımız günlerden pek farklı olmayacak ama çoğalmanın günahları aktarmak gibi görüldüğü zamanlardan geçiyoruz… Antartika boz ayısının kuzey kutup ayısına dönüşmeside tam bu yüzden! Boz ayı diyor ki; Oğlum burası çok soğudu… Bu halde daha fazla ortalıkta dolaşamam! En iyisi beyaz bir cengaver olayım… Bu soğuklara dayanacak şekilde kendimi güncelleyeyim…
Hop kuzey kutup ayısı doğuyor…
Boz ayı… Onca kar birikintisi üzerinde, herkesin göreceği şekilde, oradan oraya koşturup dururken, birdenbire; kutup ayısının ağzında buluyorsun kendini…
Ne oldu şimdi… Tabi ki artık boz ayı doğmayacak ve bu bölgedeki tüm ayılar kutup ayısı olacak…
Gördünüz mü? Evrim şart!
Canlılık devam edecek siz sadece değişime ihtiyaç duyan bedeninizi dinlediğiniz yaşama odaklanacaksınız!
Evrim hepimizi geçmişe yollayacak…
Maneviyat, kayıplarına ağlayanı!
Maddiyat, kaybetmek istemeyenleri!
Yaşam, hepimizi yakalayacak!
Geçmişe Mektuplar
Bu retro etkinliği hoşuma gitti… Merkür geriledikçe, geride kaldıkça, germedikçe… Bu Neptün’ün hoşuna gidiyor… İletişim hayal ürünü olduğunda gerçek olamayacak kadar güzel şeyler yaratılır!
Aslında genel olarak bir tosbağadan farksız yaşasam da!
Geleceğimi hızla kucaklayabileceğimi hiç sanmıyorum…
Yakın zamana ait değilim! Öyle her bedende yaşayamam ve kendi bedenimden kopmak istemediğimden canlı kalmaya devam ediyorum… Esmer bedenimden!
Hiç bir yere ait hissetmesemde bu beden kesin benim tamam mı? Sırıtmayın! Hadi ama sizde benle aynı fikirde değil misiniz?
Ben geleceği geçmişinden belli olan insanları tanıyıp onlar arasından sıyrılmaya çalışırken yaşadıklarımı gayet manevi yolculuk gibi görüyorum…
Geçmişe Mektuplar
Bu durumda harekete geçirdiğiniz kaç maddi şey olur farkında mısınız?
Domino gibi hayal edebilirsiniz!
Hadi birlikte hayal edelim…
Do – mi – no gibi!
Bir yazar olmayı hayal ediyorum…
ama nasıl bir yazar?
şarkılar yazıyor besteliyor kendini şarkı üreten bir bedene taşımaya çalışıyor
dünya da geziyor
dünyayı gezmiyor
kadınları seviyor
kadınlara aşık
Ama tek bir kadına sadık
erkekleri biliyor
erkekliği
Ama tek adam değil
bu yazar her yere yazıyor
çuvaldaki ipliğe
elindeki pisliğe
avcundaki kuma
göklerdeki yıldzılara
her yere
sakınacak hiç bir şeyi yok
sözlerinden anlayacak kaç kişi var
kim için yazıyor
hangi beden de yaşıyor
Dünyayı ne kadar görmüş kendi gözleriyle
kaç dünya da yaşamış kendi bedeniyle
Do – mi – no gibi!
Buraya kadar retronun yavaşlattığı neptünün coşturduğu bir yazıydı…
Size zodyakta adından fazla söz edilmemiş birinden bahsedeyim…
tüm tanrıları uzaklara taşıyan
insanlarla buluşturandır o
dünyanın en kıymetli yüzeyinin
sahibidir!
poseydon!
biraz da böyle yazayım
size!
yazar olmak istiyorum…
yazılarımı bir yerlere göndermem gerekiyor!
mantıken okuyucusuyla buluşturmam…
yukarıda olduğu gibi neptün ibnelik yapıyor!
sizi poseydon’a yolluyor…
tüm tanrılar bunu yapıyor zaten…
bilginize…
sizi yeryüzünün en kıymetli yerine yolluyor…
bunu unutmayın!
sizlerde kıymetlisiniz!
hatırlayın!
Derinlere işlemiş olan o özel kodunuzu ortaya çıkaracağınız yüzeydesiniz…
Do – mi – no!
Mutlu Ereriş
























Hoş geldin. 🙂
Hoş buldum. 🙂