Yatayda Koşmak, Dikeyde Kök Salmak
Başka diyarlara yolculuk ederek çok daha fazla şey öğrenebileceğimi mi düşünüyordum, yoksa içimde izlemeyi seven büyük bir gezgin mi yaşıyordu? Henüz erken yaşlarımda kendime bu soruları bolca soruyordum. Yani daha hiçbir şey mümkün değilken… Cesaretimi toplayıp bugünlere varacağımı hiç bilmiyordum. Çocuklar meraklı olurlar; öğrenmek, büyümek isterler. Gezmek, tozmak, koşmak hatta uçmak tek hayalleri olabilir. Derinlere indikçe neler keşfettim, gelin birlikte bakalım.
Çocukluğumda çıktığım tüm seyahatler çapımla ilgili sanıyordum. Ayaklarım ufak, takatim çoktu. Ne kadar çabalasam da çok uzağa gidemiyordum. Devlerden oluşan bir köprü hayal ediyordum. Şöyle bir adımda beni farklı bir kıtaya taşısınlar istiyordum. Hayal etsenize; bir dev sizi sol avucuyla yerden alıp sağ avucuyla gideceğiniz yere bırakıyor. Mesafe çok uzaksa daha da heyecanlı: Dört dev iş birliği yapıp sizi elden ele varacağınız yere götürüyor.
Adını da koymuştum bunun: “Dev Taşımacılık”. Ah, şu harika çocukluğum!
Yatayda Koşmak, Dikeyde Kök Salmak
Neyse; hayallerim, en derinlerimde hep diyar diyar gezmek istiyordu. Sana göre dev olan bir şeyin üstünde seyahat etmek güzel bir maceraydı ama onların birkaç dakikada erişebilecekleri yerlerde yaşıyorduk; bu biraz korkutucuydu. Yeterince büyüksen her şeye ulaşabilirsin bence ama büyüdükçe hiç devlere rastlamadığımı fark ettim. Hatta bir gün dev diye bir şey olmadığına kesin ikna oldum.
Büyümüştüm; farklı farklı diyarlara gitmiştim. On binlerce çatı, bir o kadar ev, bir sürü insan, bilmem kaç tane yol, birkaç asırlık tarih… Birkaç tür meyve, bolca et ve yemek tüketmiştim. En çok da su… Su içmiştim.
Fakat tüm bu seyahatlerin sonunda vardığım en derin kavram mekân değil, zaman oldu. Öğrenmek, milyonlarca devin omuzlarında seyahat etmek gibiydi evet, ama her kulaçta dip daha da derinleşiyor, tüpteki oksijen—yani ömür—tükeniyordu. Çocukken engellerin fiziksel olduğunu, mesafelerin devlerle aşılabileceğini sanıyordum. Oysa derinleşmek için ihtiyacım olan şey yeni diyarlar değil, durduramadığım şu zamandı. Derinliğe aşık bir gezginin en büyük trajedisi de buydu belki de: Keşfedilecek dünya sonsuzdu, ama ona tanıklık edecek zamanımız kısıtlı.
Yatayda Koşmak, Dikeyde Kök Salmak
Belki de bu yüzden, rüzgârı kovalamaktan vazgeçip durmayı öğrenmem gerekiyordu. Her diyara dokunamayacaksam, bastığım toprağı sevmeyi; her şeyi öğrenemeyeceksem, kalan ömrümü sadece birkaç değerli şeye adamayı öğrenmeliydim….
Artık uçmak ya da devlerin avucunda kıtalar aşmak değil derdim. İçimdeki o heyecanlı gezgini biraz dinlendirip, kalan zamanı kök salmaya, derinleşmeye ve gerçekten sevmeye ayırmak. Çünkü bazen en büyük yolculuk, durup baktığın yerde başlar.
Madem zaman kısıtlı ve her yere yetişemem, o zaman derinleşeceğim yeri ben seçerim; yatayda koşturmayı bırakıp dikeyde kök salarım.
Sağlıcakla…
bu seriye katılan diğer arkadaşlarım;
Mindmills, Leylak Dal, Avare Balon, Kurmaca Biyografiler, Konserve Ruhlar, Ekmekçikız, RadyoZ, Özge’s Substack, Benim Haller, Kedori
Yazan: Mutlu Ereriş
Diğer Mecralardan Takip Edin & Dinleyin:
- 🎧 Podcast: Where is Human? Spotify’da Dinle
- 📬 Substack: Substack’te Oku ve Abone Ol
- 📺 YouTube: Mutlu Ereriş YouTube Kanalı
- 📸 Instagram: @mutlu ereris Takip Et
• • 🔗 Tüm Platformlar & Müzikler: ffm.bio/mu

























bu kök salmak meselesi ve derinleşmek için durmak benim de sanırım bakmam gereken yer..hep bi gitme sevdası gidememe telaşı..iyi oldu bu okuma..
ben de varım seride..derinlerde 🙂
Oh iyi olmasına sevindim. 🙂 Neşe neredeyse en derin duygum bu arada bu yazıya neşe kattınız. Keyf olsun. Ayrıca memnun oldum. Bu seri olayı çok harika buluş. çok neşeli. Bol bol yazalım mis gibi. Neslihan’a teşekkürler. Kum ve kaktüs’e uğradım. Takipteyim.
Bu sabah temiz kafayla bir daha okudum. Ne güzel yazmışsın. Kök salmak bugünkü boğa dolunayına ne güzel bir çıpa, topraklanma. Tüp, oksijen, su, durmak, salmak..başka yazılardan kırıntıları da tek tek topladım. İyi ki ve devam.. 🙂
Oh günaydın 🌞 kaptandan esinlendim 🙂