arbede

arbede
Küçük bir kız!

Elinde feneriyle neşeyle yürüyordu. Bir anda, fenerinin ışığı söndü. Kız tasalandı, fenerine ışık nereden bulacağını bilmiyordu. Yoluna devam etti. Rüzgar üfledi ve küçük kızın fenerini söndürdü. Oh! Kim yakacak fenerimi diye tasalandı, etrafına bakındı. Bir kirpi yaklaşmaktaydı. Kim o çalıların arasında kıpırdayan? Küçük ve çabuk adımlarla hareket eden? Hızla kayıp giden? O dikenli arkadaş! Sevgili kirpi, rüzgar fenerimi söndürdü. Kim bana yeniden yakmaya yardım edebilir? Sana cevap veremem, başkalarına sorman gerek, ben durup dinlenemem, yavrularıma gitmeliyim…

Küçük kız yoluna devam etti.

Kim o hırlayan? Arkadaşım ayı! Sevgili ayı, rüzgar fenerimi söndürdü, onu tekrar yakacak birini tanıyor musun? Ayı iri başını sallar ve: Sana cevap veremem, başkalarına sormalısın, ben şimdi duramam, inime gitmem lazım. Küçük kız yoluna devam etti. Kim o sessizce yaklaşan? Kim o otların üzerinde kayan? O zeki ve kurnaz tilki. Burnuyla koklayıp kıza döner: Buradan gitmelisin, evine varmalısın, ben dikkatli ve çevik hareketlerimle çabucak bir  fare avlamalıyım. Küçük kız bir taşın üzerine oturup ağlamaya başlar: Kimse bana yardım edemez mi?

Yıldızlar onu duydular ve söyle dediler:

Güneş’e sormalısın, o sana cevap verebilir. Küçük kız yeniden umutlandı ve yoluna devam etti. Bir kulübeye vardı, kulübede yaşlı bir nine ip eğiriyordu çıkrığıyla. Küçük kız kapıyı çaldı ve sordu: Güneş’e giden yolu biliyor musun? Benimle gelir misin? Çok çalışmalı ve güzel iplikler eğirmeliyim. Ama seni uzun ve yorucu bir yol bekler, gel yanımda otur biraz dinlen. Küçük kız içeri girip oturur, dinlendiğinde fenerini de alıp yoluna devam etti. Bir eve vardı. İçeride yaşlı bir usta, ayakkabıları tamir ediyordu. Günaydın sevgili ayakkabıcı, güneşe giden yolu biliyor musun? Benimle gelmek ister misin? Ayakkabıcı: Birçok ayakkabı tamir bekler, dinlenmeye vakit yok. Ama seni uzun ve yorucu bir yol bekler, gel yanımda otur biraz dinlen. Küçük kız dinlendiğinde fenerini de alıp yoluna devam etti. Yürüdü yürüdü, ileride büyük bir dağ gördü. Ve kendi kendine, güneş orada yaşıyor olmalı dedi. Bir ceylan gibi hızla koşmaya başladı. Çayırda top oynayan bir oğlan çocuğuna rastladı. Ona: Benimle güneşe gitmek ister misin? Ama çocuk oynamayı tercih etti.

Küçük kız fenerini de yanına alıp dağa tırmanmaya başladı,

yokuş döne döne devam ediyordu. Tırmandı, tırmandı, baya yorgundu ama pes etmeden tırmanmaya devam etti. Dağın zirvesine ulaştı. Ama güneşi orada da bulamadı. Yorgunluktan gözleri kapanıyordu. Güneşi burada bekleyeceğim, birazdan gelir diye düşünürken fenerine sarılıp uyuya kaldı. Sabaha karşı güneş doğmak üzereyken dağın zirvesine yaklaşıp küçük kızın fenerini yaktı. Kız o an uyandı. Fenerim tekrar yanıyor! Büyük sevinçle dağdan koşar adımlarla indi.

Daha önce gördüğü çocuk bir kenara oturmuş, üzgün görünüyordu. Topumu kaybettim bulamıyorum. Ben sana yardımcı olurum, fenerimle aydınlatırım çalıların arasını. Ah! İşte burada! Çocuk sevinerek topuyla oynama devam etti. Kız yoluna devam etti, ayakkabıcının evine vardı. Ayakkabıcı, şöminedeki ateş söndü, burası buz gibi, ellerim soğuktan dondu, ayakkabıları tamir edemiyorum. Küçük kız hemen feneriyle ateşi tekrar yaktı, usta ellerini ısıttı, ayakkabıya çekiçle vurmaya devam etti. Tekrar çalışabildiği için çok memnun görünüyordu. Kız yoluna devem etti, şarkılar söylüyordu. Yo voy con mi farolillo, conmigo (ben fenerimle gidiyorum, fenerim benimle geliyor, yukarıda yıldızlar parlıyor, aşağıda bizler)

Ninenin kulübesine vardı.

Ne görsün, nine karanlıkta öylece oturmuş bekliyor. Işığım söndü, göremediğim için iplik eğiremiyorum. İşler öyle kaldı yarım. Kız feneriyle ninenin ışığını yaktı. Tekrar çıkrığın sesi işitildi, nine harıl harıl çalışmaya koyuldu. Halinden memnun görünüyordu.

Küçük kız yoluna devam etti. Fenerinin ışığı öyle parlaktı ki tüm hayvanlar, tilki, ayı, kirpinin ilgisini çekti. Tilki kokladı, ayı başını mağarasından çıkarıp baktı, kirpi fenerin etrafında gezindi.

Küçük kız evine varmak üzereyken şarkısına devam etmekteydi. Farol, farol, estrella luna y sol, se acabo la luz se acabo la luz menos la de mi farol (fener, fener, yıldız, ay, güneş ışık kapandı, benim fenerim kapanmadı)…

DOST!

bana kaderimin bir oyunu mu bu!

maddi gücünüzle manevi problemleri çözemezsiniz! maddi gücünüz kaderinizi belirlemez! maddi gücü kontrol etmeye çalışırken, bütün dünyanızı bu güce teslim edemezsiniz!  psikoloğun ücretini ödemek size manevi güç kazandırmaz! avukatın ücretini ödemek size davayı kazandırmaz! mekanı yönetmek zamana hükmetmek anlamına gelmez! fiziksel konumunuzu bir silah gibi kullanıyor olabilirsiniz ya da buraya üşüşen o insanlar sizi silah gibi kullanıyor da olabilirler! hayatta kalmak için birilerinin üstüne basarak geldiğiniz bu konumda, güçlü olduğunuzu sanıyor olabilirsiniz!

ama güç inanın bana aç kalmak pahasına yaşamaktır!

kırıntıların üzerine çullanırken, bu dünyada ki yerinizi ararken ve hırslarınızın peşinden koşarken, bütün bunları kendi kişisel arzularınıza göre şekillendirdiğiniz gerçeğini sakın unutmayın!

sevdikleriniz için maddi güvenceye sahip olmak!

dünyanızı şekillendirmek, mekanı yönetmek, bir yaşam kurmak ve bunu düzenlemek  elbette yeteneklerinizle mümkündür! ama konu “sevmek”  olursa ve onlar için var olmak! maddi gücünüz ya da yetenekleriniz bu konuya bir çözüm bulamaz!

manevi güce başvurmak!

siz aç kaldığınızda, aşık olduğunuzda, sevdiğinizin başına bir iş geldiğinde, yaşam için sağlam bir amaç bulduğunuzda, yürekli davrandığınızda, ağladığınızda, yalvardığınızda, yorulduğunuzda, umut taşıdığınızda, sevildiğinizde, güneş çıktığında, nefes aldığınızda, irade sergilemeniz gerekirse, rol yapmanız gerekirse, nazik olmak gerekirse, anlayış beklendiğinde, kurtarmak için, adalet için, hak için, inançlarınız için, ve ölümsüz ruhunuz için güçlü olursunuz!

biz olmak!

terk edilmiş hissediyorum dediğimde, amaçsız hissediyorum dediğimde, sevdiklerimle beraber olamıyorum dediğimde, onları mutlu etmenin yollarını aradığımda, kendini mutlu edersen cevabı verenler için gelsin!

artık beni sevsinler diye yaşamıyorum!

sizi terk etmiyorum! sizden kaçmıyorum! hiçbir şeyden korkmuyorum! öfkeli değilim! gücüme güç katmaya, sizleri yanımda tutmaya bakıyorum! umudumu en kötü şartlarda bile kaybetmiyorum! bugün dağın zirvesinde fenerimin ışığını yakacak güneşi buldum! yardım beklerken tek başınasın diyenleri, geriye dönerken bu fenerle aydınlatacağım!

sizleri çok seviyorum!
arbede
YAZAN: MUTLU ERERİŞ

Ruhsal Gelişim kategorisine buradan ulaşabilirsiniz!

YORUMLARINIZI BEKLİYORUM!

 

10 thoughts on “arbede

  1. rokiyayildiz dedi ki:

    Kaleminize sağlık güzel bir yazı olmuş👍

    1. mutlu dedi ki:

      çok teşekkür ederim keyf olsun 🙂

  2. coolbras dedi ki:

    Tebrikler 👏 👏 duygulu ve keyifli…

    1. mutlu dedi ki:

      Keyf olsun ☀️

  3. Önce keşke hepimiz o küçük kız gibi olsaydık dedim sonra
    sürekli birbirine ışık yakan insanların arasında yaşamanın sıkıcı olacağı aklıma geldi. Manevi gücü yetersiz insanlar da olmasa, feneri arada bir söndürecek kısım da olmasa ışığın ne kıymeti kalırdı.
    İki taraf içinde öteki kesim daima ölüyor. Biri maddi eksiklikten diğeri manevi.
    Hangi tarafın ölümü daha acı bilemeyiz ama,
    Birinin ölüsü diğerini yaşatıyor. Belki de yaşamanın tadı buradadır.

    Elinize sağlık…

    1. mutlu dedi ki:

      Bakış açınız için ben teşekkür ederim 🙂

  4. cigdemiskent dedi ki:

    Selâmlar! Goodreads üzerinden bana bir soru sormuşsunuz. Profiliniz cevap kabul etmediği için cevap veremedim. Buradan cevap vereyim kabalık olmasın dedim. “Evet”, verdiğiniz blog adı benimdir.

    1. mutlu dedi ki:

      Sanırım anımsayamadım?

  5. Hüceste Alev dedi ki:

    ARTIK BENİ SEVSİNLER DİYE YAŞAMIYORUM!

    1. mutlu dedi ki:

      🙂

Bir Cevap Yazın