Kurban psikolojisi diyorlar. Ey sevgili dinleyici!

Normalde bu tip konulardan bahsetmeyi sevmem, lakin birazda olsa bu yayını yapmak istedim. Çünkü ben seksenbirliyim!

Biz hayallerimizde pembe gergedanın boynuzuna tırmanırdık. Merdiven bile yoktu! Çıplak ayaklarımızla düz duvara koşardık ve ülkeyi yönetenler hakkında sürekli şakalaşa bilirdik.

Neyi neden yaptıkları hakkında en az babamız kadar bilgimiz olurdu. Tabi her çocuk böyleydi diyemem. Bazı çocukların babası yoktu. Bazılarının babası bunlardan bahsetmiyordu. Annesi zaten pek konuşmuyordu.

Yine de atari bile olmadığı için, FRP oyunlara tutulmuş çocuklardık. Ve küçük mahallemizde haberler çabuk yayılırken, ülke muhabbeti bizi hep bir araya getirirdi.

Televizyonda bu kadar kanal olmadığı için ben Babamın gözlerinden alırdım haberi, bence şanslıydım! Babam kör değildi. Ve tarafsız bakmayı, herkese iyi gelecek tarafı savunmayı Babam öğretti bana.

-Kurban Psikolojisi-

O zaman bize öğrettikleri başka şeylerde vardı. Eğer bir haksızlık varsa, bu tüm mahalleye yapılmış sayılırdı. Orası bizim ülkemiz, orası bizim yuvamızdı. Ama her zaman mahkeme kurulur ve herkesin hakları gözetilirdi. Çok güzel bir adalet anlayışı yaşardı bizim mahallede.

Anlatmak istediğim şu değil!

“Ah eskiden her şey ne güzeldi, ama artık yavan”

Artık mahalle yok! Artık gezegendeki herkes, kapı komşunuz! Artık ırklar, kültürler, bilinçler ve hatta haberler bile iç içe! Adalet anlayışı o kadar değişti ki, bu kadar olur.

Bu değişimin sonuçlarını sizde görebiliyor musunuz?

Şakanızı en üst düzey yetkili yaptığınız anda duyuyor! Bir sürü kanaldan bir sürü farklı yayın yapılıyor! Sizin mahallede asla hayatta kalamayacak adamların, kendi mahallesini görüyorsunuz! Ve tabi ki sizde doğduğunuz, büyüdüğünüz, gözlerinin içine baktığınız, mahalleyi koruyorsunuz.

Bu girizgahı yaparak aslında omurgasını oluşturduğum yayın.. Bir konuda ki öfkemden kaynaklanıyor.. Anlatmak istediğim şu!

Ben neden tarafsızım be Baba!

Seksenbirliyim! Sevgi için kendimi hep feda ettim. Çünkü böyle öğrendim ben! Bugün kurban psikolojisi yaşıyor dedikleri, ruh hastalarındanım! Ege’de doğdum. Yabancılarla yaşadım. Herkesi anlayarak, dinleyerek, severek motive oldum.

Yarattım, miskinlik yaptım, okudum, yazdım, dinledim, aşık oldum.

Biz işe saat on birde giderdik. Patron kızarsa gece yirmi dörtte çıkardık. Gece uykusu değil de, sabah uykusu önemliydi bize. Herkes gülümserdi. Sorular cevaplanırdı. Dibine kadar eğlenirdik.

Bize sevmeyi dayakla öğretirlerdi diyorum ya! Annen önüne taş koysa yiyeceksin! O işe seve seve gideceksin! Haksızlık etmeyeceksin! Bunları yapmazsan seni kim sevsin! Bu benim zihnime çivi gibi çakıldı.. Başıma gelen her şeyi severek, beni severler diye düşünmeyi öğrendim.

Bugün ki demokrasi buna mı benziyor acaba?

Dün alınan seçim iptali kararından sonra içimde tetiklenen bir şey var! Ulan gerçekten o mahalleye ne oldu? Nereye gitti o Babalar? Babam yaşında adamlar ülkenin içine sıçıyor. Ve ben akranlarımla birlikte oturmuş, bir güzel izliyorum. Ne oldu bize seksenbirliler! Kurban mı olduk hakikaten!

Biz hayallerimizde pembe gergedana kafa atardık. Darth Vader kazanmasın diye, ilk Death Star’ı patlatmıştık. İmparator kızıp sağ elini kestirecek söylentileri yayardık. Diğerleri yalan onlar Palpatine yapmaz öyle şey derdi. Merdiven bile yoktu! Çıplak ayaklarımızla düz duvara koşarken ülkeyi yönetenler hakkında sürekli şakalaşa bilirdik.

Seksenbirliler!

Mutlu Ereriş
Ruhsal Gelişim

25 YORUMLAR

  1. Anlamlı bir yazı, dillere tercüman olmuş. Yorumunuza sağlık.

    “Nereye gitti o Babalar? ” Benim de cevabını bulamadığım sorulardan bir tanesi ama ben en çok bir sonraki nesil, bizleri nasıl anacak onu çok merak ediyorum.
    Ve şakalaşmaz oldu insanlar. Gülmeyi de unuttuk gün geçtikçe.

  2. Hahaha. Bir Avrupalı gence okutsak bu yazıyı. Lan oğlum bir türlü anne baba dizinden kopamadınız. Evlenirsin eşyalarınızı aileleriniz alır. Çocuk doğurursunuz aileleriniz bakar. Çözülmüşlük göreceli bir kavram. Kuşatılmışlık küresel bir sıkıntı. Daha neler neler. 🙂

      • Rollerin parçalarıyız. Birileri hep oyun oynuyor o oyuna dahil oluyoruz. Ailede başlıyor. Doğduğumuz anda başlıyor. Siyasi ekonomik hayatın her alanında başlıyor. Birileri kalkıp bak çooocuğumm ‘ben olma duygusu ile bencillik çok farklı şeylerdir. Sen once bu rol zincirinden bir kurtul kendini tanı kendin ol demiyor. Zincirleme kazalar devam ediyor. Kuşatılmışlık kişinin dna sını bozuyor. Bozulanı da dile getiriyorsun. Onlar bize bulaşanlar bizden de doğacak olanlara. Rol model daha neler neler. Çok uzun konu.

  3. Anarko komünist ilkeler çevresinde uzlaşmış komünlerin kurulması hem karmaşık değil hem de zor. Lakin doğaya dönüş üst başlığı altında kurulan göçer komünlerin, koyları, ulaşılması zor tatil destinasyonlarını tercih etmeleri gösteriyor ki, baba parasıyla yerli indigo boy olmak kolay. Diyeceğim o ki sanıldığı kadar zor olmayan her şeyin zor gelmesinin iki ana nedeninden biri ilkesizlik ise diğeri eylem/deneme korkusudur. Burada eylemden kastım çatışma değil hareket etme korkusudur. Bu nedenle, kültürel dönüşüm gerçekleşene dek izleyeceğiz gibi bir görüntü var.

    Velhasılı baktım siyaset var, kurtlarımı döktüm gidiyorum.

Bir Cevap Yazın